Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Secde âyetlerinin mealini okuyan kişinin tilavet secdesi yapması gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Esasen tilavet secdesi Kur'an’ın kendisini okurkendir. Meal için gerekmeyebilir dense de Kur'an’ımıza tazim bakımından o emri duyanın da secde etmesini tazim bakımından tavsiye etmeliyiz.
Meal Kur'an değildir. Bir nevi tefsir demektir. Tilavet secdesi ayetin kendisini okuyan veya dinleyen içindir. Tefsirini okuyan için secde etmek gerekmez.
Kur'an tilaveti esnasındaki secde ayetleri mealinden okunduğunda ayetteki gibi secde gerekmez. Ancak secde edilmesinin hoş olacağını umuyorum. Allah'a emanet olunuz.
Kur’ân-ı Kerîm okunurken secde âyetlerini okuyan veya dinleyen kimsenin tilavet secdesi yapması vaciptir. Secde âyeti okuyan kişi namazda değilse, ister âyeti okur okumaz, ister daha sonra kalkıp secdeyi yapar (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/75). Namaz kılan kişinin namazda secde âyeti okuması hâlinde secde âyetinden sonra üç âyetten daha fazla okumayıp, rükûya eğilecekse, tilavet secdesine niyet ederek rükûya gider. Yapmış olduğu bu rükû, aynı zamanda tilavet secdesi yerine de geçer. Şâyet üç âyetten daha fazla okuyacaksa, tilavet secdesine niyet ederek doğrudan secdeye gider ve bir defa secde yaptıktan sonra ayağa kalkıp kaldığı yerden kıraate devam eder (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/133). Tilavet secdesi, namaz değilse de; taharet, kıbleye dönmek, niyet etmek, avret yerlerinin örtülü olması gibi namazda aranan şartlar tilavet secdesinde de aranır. Ancak tilavet secdesinde iftitâh tekbiri sünnettir. Tilavet secdesi yapacak kişi, ellerini kaldırmadan doğrudan doğruya “Allahu ekber” diyerek bir kere secdeye gidip üç defa “Sübhâne Rabbiye’l- a‘lâ” dedikten sonra yine “Allahu ekber” diyerek secdeden kalkar. Böylece tilavet secdesi tamamlanmış olur. Yani tilavet secdesinden sonra teşehhüt miktarı oturmak ve selâm yoktur. Tilavet secdesini gerektiren âyetleri işiten kişinin, hemen secde yapmaya fırsatı yok ise “Semi‘nâ ve eta‘nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileyke’l-masîr” demesi müstehaptır. O anda yapamadığı secdeyi daha sonra yapar (Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 184).
Aleykümselam. Vasıtada seyrederken Kur'an okuyanın tilavet secdesini ima ile yapması caizdir. Fukaha arasında bunu caiz görenlerin görüşü daha yoğundur. Zira nafile namazların bile vasıtalarda eda edilmesi mümkündür.
Selamünaleyküm. Âyet ile beraber ruküye gidilecekse secdeye gerek yoktur. Secde ayetinden sonra üç ayetten fazla okumaya devam edilecekse secdeye gidilir, bir secde yapılır ve kalkılıp kıraate devam edilir.
KUR'AN'IN KIRAATI konusundaki diğer fetvalar
Radyo, televizyon, internet ve diğer teknolojik araç ve platformlardan Kur’ân-ı Kerîm dinlemek kişiye sevap kazandırır.
Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından Arapça olarak indirilmiş ilahi kitaptır. (bk. Yûsuf, 12/2; Tâhâ, 20/113) Her dilde olduğu gibi Arapçada da harflerin kendine özgü mahreçleri (çıkış yerleri) ve sıfatları (fonetik özellikleri) vardır. Ayrıca Arapçada yer alan bazı harflerin, Latin alfabesinde ses karşılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kur’ân’ın hatasız okunması ve harflerinin doğru telaffuz edilmesi için Arapça alfabe ile yazılmış olan Mushaf’tan okunması gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’in harflerinin ve kelimelerinin, Latin harfleri üzerinden okunmasına yönelik transkripsiyon işaretleri (“ẕ= ذ” , “ż = ض”, “ḫ = خ”, “ṭ = ط” gibi) kullanılsa bile bu durum hem okumayı güçleştirecek hem de harflerin yanlış telaffuz edilmesini tamamen engelleyemeyecektir. Harflerin yanlış telaffuz edilmesi ise mananın bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle Kur’ân’ı, Latin harfleriyle okumak doğru olmayacağı gibi bu şekilde hatim yapılmış da olmaz. Bir Müslüman’ın, namazı sahih olacak kadar Kur'ân’dan ezberinin olması gereklidir. Ayrıca namazın dışında da Kur’ân-ı Kerîm tilaveti bir ibadet olduğu için orijinal diliyle okunması esastır. Bu sebeple Kur’ân’ı Arapça lafzından okuyamayan kişilerin, Kur’ân tilavetinde uzman olan hocalardan eğitim almaya gayret etmeleri önemlidir.
Bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi elektronik cihazlarda yer alan Kur’ân metinleri ve kayıtları, bizatihi Mushaf hükmünde değildir. Bu nedenle içinde Kur’ân yüklü olan bu tür cihazlara abdestsiz olarak dokunulabilir ve bu şekilde Kur’ân-ı Kerîm okunabilir. Ancak Kur’ân-ı Kerîm’i abdestli olarak okumak daha faziletli olduğu için elektronik cihazlardan Kur’ân okurken de abdestli olunması tavsiye edilir.
Kur’ân-ı Kerîm, hidâyet rehberi olarak insanlara doğru yolu göstermek üzere indirilmiş ilahi bir kitaptır. (bk. el-Bakara, 2/2; el-İsrâ, 17/9) Bu itibarla Yüce Allah’ın kelâmı olan Kur’ân’ı okumak, anlamaya çalışmak ve ona karşı saygılı olmak gerekir. Söz konusu amaçlar doğrultusunda cep telefonu vb. elektronik cihazlarda Kur’ân metninin ve tilavetinin yüklü olmasında dinen bir sakınca yoktur. Kur’ân tilavetinin, telefon zil sesi olarak kullanılması ise her ne kadar dinî duygular sebebiyle olduğu düşünülse de Kur’ân’a gösterilmesi gereken saygıyla bağdaşmadığından uygun değildir.
Bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi elektronik cihazlarda yüklü bulunan Kur’ân kayıtları ve Kur’ân programları, bizatihi Mushaf hükmünde değildir. Dolayısıyla bu tür cihazlara Kur’ân-ı Kerîm programlarının yüklenmesinde ve bu cihazların çanta veya cepte taşınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Ayrıca söz konusu programların kapalı olması şartıyla bu tür cihazlarla tuvalet vb. yerlere girilmesinde de herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
Kur’ân-ı Kerîm okumak bir ibadet olduğu için orijinal diliyle yazılması ve okunması gerektiğinden gerek tek başına Latin harfleriyle gerekse Arap alfabesinin yanına Latin harfleriyle yazılan Mushafların basım ve yayımı uygun değildir.