Fetva Meclisi
Soru
Hocam Kur'an ayetlerinin ticari bir reklamda kullanılması günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
‘Kur'an Ticareti’ diye bir şey olamaz. Kur'an’ımızın yazılı bulunduğu MUSHAF üzerinden bir ticaret yapılması caiz olur. Baskı masrafı veya üzerindeki sanat emeğinin karşılığı gibi nedenlerle satılıp alınması caiz olur. Bu ticaret esnasında onun azametine gereken saygının gösterilmesi ise bir iman meselesidir.
Âdet halinde Kur'an'dan dua amaçlı bazı âyet veya sûreleri okumanızda bir sakınca yoktur.
Kur'an'ın yazılı bulunduğu kitap anlamında olan MUSHAFIN basılıp satılmasında bir sakınca yoktur. Âyetlerde geçen satma, dinden taviz verme manasındadır.
Abdest, Kur'an'ın yazılı metnine tutmak için şarttır. Ayetin kendisi de yazılı olmayan bir meal için bu şart yoktur; zira meal Kur'an değildir.
Selamünaleyküm. Müstehcen denebilecek bir sahne yoksa yatarken Kur'an okumak veya dinlemekte bir sakınca yoktur.
'Hükmü düşen ayet' deyimi kullanılan bir deyim değildir. Onun yerine NASİH/MENSUH deyimi kullanılmaktadır. Bu da şöyledir: Bildiğiniz gibi Kur'an-ı Kerim yirmi üç yıllık bir zaman diliminde indi. İnişi de bazen Mekke veya Medine'de geçen olaylarla bağlantılı oldu. Allah Teala, kendisinin bildiği bir hikmetinden ötürü, bir dönem uygulanan ayetlerdeki hükümleri bir zaman sonra başka ayetlerle değiştirdi. İlk veya sonra inen her iki ayet de Kur'an'a dahildir. Kur'an'da şu anda bulunmayan bir ayet bizim için zaten 'ayet' değildir. Ulema arasında hangi ayetin hangi ayeti kaldırdığı konusunda tam bir görüş birliği yoktur. Netice de de bu tür ayetler Kur'an'da parmakla sayılacak kadar azdır.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir görüş beyan eden muteber bir âlim bilmiyorum. Sadece belli bir okumadan sonra suya üflenirse o su için hasetten korur diyen bazıları olmuştur. Evinizi böyle manevi sorunlardan korumak için evde Bakara suresini okuyun. Bu sünnettir.
https://fetvameclisi.com/fetva/namazda-zammi-sureleri-pes-pese-okurken-besmele-cekmek-gerekir-mi İki kere aynı zammı sûreyi okumanız doğru değildir. Okunursa da arada besmele çekilmez.
Besmele ayettir ama o sûrenin bir ayeti değildir. Dolayısıyla namazda iki veya daha fazla sûreyi peş peşe okuyacağın zaman arada besmele okunmaz.
Kısa ayetlerden en az üç, uzun ayetlerden bir ayet yeterli olur. Sorundaki iki satır okumak, namazdaki zammı sure için yeterli olur. Yasin Sure’sinin ilk üç satırını da okumak zammı sure için yeterlidir.
Meseleyi Kur’an-ı Kerim ile olan bağımızı ve Kur’an-ı Kerim gündemimizi her şeyden önde ve öncelikli tutmak olarak anlamak daha doğru olacaktır. Kur’an-ı Kerim Allah Teâlâ’nın kelamıdır. Yalnızca bu durum onun hayatımızda en önemli konu olmasına yetecek bir gerçektir. Herkes Kur’an-ı Kerim ile bağı kadar kıyamet günü kurtuluşa erecektir. Bu yüzden bir Müslüman’ın öncelikle Kur’an-ı Kerim ile bağını şu noktalar üzerinden sağlamlaştırması gerekir: Kur’an harflerini hakkı ile okuyup okumadığı. Harflerin mahreci, talim ve tecvit konusunda bir eksiğinin olup olmadığı. Bu durum muhakkak Kur’an hocasına test ettirilmelidir. Eğer bir eksiklik varsa bunu gidermek Kur’an-ı Kerim ezberlemekten de önce gelir. Müslüman’ın günlük/haftalık zikir olarak okuması gereken Nas suresi, Felak suresi, İhlas suresi, Âyete’l kürsi, Amenerresülü, Haşr suresinin son üç ayeti, Fatiha suresi, Kâfirûn suresi, Mülk suresi, Vakıa suresi, Secde suresi, Kehf suresi, Cuma suresi gibi surelerin ezberlenmesine öncelik verilmelidir. Kur’an-ı Kerim’i hayatına etki ettiren bir Müslüman olmak onu sadece ezberlemek ile meşgul olmaktan daha önde durur. Kur’an-ı Kerim ile gönderilen şeriatı yaşama gayreti içerisinde olmak onu ezberlemekten daha önceliklidir. Harama düşmeyecek, helali tanıyacak ve nafile gayreti olacak kadar şeriatı tanımak gerekir. Bu aşamalardan sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yatarken, kalkarken, evden çıkarken, herhangi bir musibet ile karşılaştığında vs. gibi durumlarda yaptığı zikirler ezberlenmiş olmalıdır. Sonra Kur’an-ı Kerim doyana kadar okunup ezberlenir. Mümin Kur’an-ı Kerim okumaya doymaz. Bu yüzden muhakkak her gün Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak onun için bir ihtiyaçtır. Her gün okuyabildikten sonra da doyana kadar ezber yapma gündemi vardır. Kur’an-ı Kerim gündemi ile beraber elbette ki bize gönderilen dinin hadislerde nasıl olduğunu zihnimize yerleştirmek isteriz. Böyle bir durumda şu kadar ayet-i kerime şu kadar hadis diye belirtilen bir miktar yoktur. Müminin iman heyecanı neticesinde dinini daha iyi öğrenmeye ayıracağı vakit vardır. Bu heyecan önce Kur’an-ı Kerim’e, sonra hadisi şeriflere ayrılmalıdır.
“Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” şeklinde doğrudan bir ayet bulunmamaktadır. Ancak bu, İsra Suresi 13. ayetinin ya da diğer bazı ayetlerin yorumundan çıkarılan bir anlamdır. İnsan, yaptıklarından sorumludur ve bu sorumluluk boynuna asılmış gibidir. Her insan, amellerinin sonucuyla yüzleşecektir. Ancak, kader ve çaba arasındaki ilişki, Allah’ın takdirine uygun şekilde işler. Bu ayet, kişinin amellerine ve sorumluluklarına vurgu yapar, ancak kaderin tamamen insanın elinde olduğunu söylemez.