Fetva Meclisi
Soru
Hocam hasetten korunmak için korunacak şeye Kur’an okunmuş suyu serpmek koruyucu olabilir mi? Örneğin eve bu yapılsa faydalı olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Ulemanın sünnetteki uygulamaları toplayarak yaptıkları tespitlere göre hasta için yapılacak okuma şu şekillerden biri ile yapılabilir ve sünnete uygun görülür: Hastanın yanında okunur ve dua edilir. Okunur ve hastaya üfürülür. El hastanın sıkıntısı olan bölgesine konur ve okunur. Okuma yapılır, avuç içlerine üfürülür ve sıkıntılı bölgeye sürülür. Temiz toprağa okuma sonrasında üfürülür. Okunacak dualar okunur ve suya üfürülür. O suyu da hasta olan içer. Suya üfleme şeklindeki okumanın hadislerde direkt ve dolaylı örnekleri vardır. Okunan şeyler Kur'an ve sünnet ile sabit şeyler olduğu sürece biiznillah bundan şifa umulur.
İhlasla okunan Kur'an âyetlerinden sonra okuyanın suya üflemesinin biiznillah faydalı olacağını umarız.
Aleykümselam. Bunun dini bir yönü yoktur. Nedenini de bilemeyeceğim. Bir alışkanlık olabilir ya da ağız kuruluğunu engelleyeceği düşünülmüş olabilir.
Kur'an okumak için sokaktaki gibi tam bir tesettür içinde olmak gerekmez. Namazdaki kadar da gerekmez ama bir edep üzere olmak gerekeceğini de bilmeliyiz. Bunu Rabbimize karşı bir takva ve edep göstergesi olarak kabul etmeliyiz.
Selamünaleyküm. Uzun konuşmaya gerek yok; su hayattır dendiğinde sadece su ile yaşanabilir mi? Elbette hayır. Su hayattır ama su tek başına yeterli değildir. En önemli ama tek başına yeterli değil. Kur'an da böyle anlaşılmalıdır. Hayatın suyu gibidir ama sadece okunarak değil; okunması, onunla amel edilmesi ve benzeri pek çok alan birleşince ortaya Kur'an çıkar.
Kur'an okumak mahza ibadettir. Evet, namaz gibi abdest alınması, kıbleye dönülmesi ve benzeri ayrıntıları yoktur ama neticede Allah’ın huzurunda yapılan bir ibadettir. Buna göre de mü'min’in Allah’ın huzurunda duracağı vakar ve edep ile Kur'an okuması evla olan, sevap maksadına yakın olandır. Şu kadar var ki Kur'an okurken namazdaki gibi bulunulması da şart koşulmamıştır. Su içilebilir, ağza gıda konmasında sakınca olmaz. Sağa sola dönülmesinde veya bir soruya cevap verilmesinde sakınca olmaz. Bunlardan biri yapılırken okuma ahengini ve okunan âyetteki manayı bozmayacak bir dikkat ve titizlik de gösterilmelidir. Mesela su içilirken okumaya ara verilmiş olmalıdır.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Kur'an, bu ümmetin en yüce değeridir. Kur'an büyüktür, ağırdır. Reklam dünyasının çirkinlikleri içerisinde ona yer açmanın asla kabul edilebilir bir yönü olmaz. Mü'min Kur'an ayetlerini dünyevi menfaati için kullanamaz. Böyle bir kullanım abes olur, vebal olur. Ayetin orijinal metni veya meali için aynı şeyler geçerlidir. Niyetin iyi olması gibi gerekçeyi de kabul edemeyiz.
https://fetvameclisi.com/fetva/namazda-zammi-sureleri-pes-pese-okurken-besmele-cekmek-gerekir-mi İki kere aynı zammı sûreyi okumanız doğru değildir. Okunursa da arada besmele çekilmez.
Besmele ayettir ama o sûrenin bir ayeti değildir. Dolayısıyla namazda iki veya daha fazla sûreyi peş peşe okuyacağın zaman arada besmele okunmaz.
Meseleyi Kur’an-ı Kerim ile olan bağımızı ve Kur’an-ı Kerim gündemimizi her şeyden önde ve öncelikli tutmak olarak anlamak daha doğru olacaktır. Kur’an-ı Kerim Allah Teâlâ’nın kelamıdır. Yalnızca bu durum onun hayatımızda en önemli konu olmasına yetecek bir gerçektir. Herkes Kur’an-ı Kerim ile bağı kadar kıyamet günü kurtuluşa erecektir. Bu yüzden bir Müslüman’ın öncelikle Kur’an-ı Kerim ile bağını şu noktalar üzerinden sağlamlaştırması gerekir: Kur’an harflerini hakkı ile okuyup okumadığı. Harflerin mahreci, talim ve tecvit konusunda bir eksiğinin olup olmadığı. Bu durum muhakkak Kur’an hocasına test ettirilmelidir. Eğer bir eksiklik varsa bunu gidermek Kur’an-ı Kerim ezberlemekten de önce gelir. Müslüman’ın günlük/haftalık zikir olarak okuması gereken Nas suresi, Felak suresi, İhlas suresi, Âyete’l kürsi, Amenerresülü, Haşr suresinin son üç ayeti, Fatiha suresi, Kâfirûn suresi, Mülk suresi, Vakıa suresi, Secde suresi, Kehf suresi, Cuma suresi gibi surelerin ezberlenmesine öncelik verilmelidir. Kur’an-ı Kerim’i hayatına etki ettiren bir Müslüman olmak onu sadece ezberlemek ile meşgul olmaktan daha önde durur. Kur’an-ı Kerim ile gönderilen şeriatı yaşama gayreti içerisinde olmak onu ezberlemekten daha önceliklidir. Harama düşmeyecek, helali tanıyacak ve nafile gayreti olacak kadar şeriatı tanımak gerekir. Bu aşamalardan sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yatarken, kalkarken, evden çıkarken, herhangi bir musibet ile karşılaştığında vs. gibi durumlarda yaptığı zikirler ezberlenmiş olmalıdır. Sonra Kur’an-ı Kerim doyana kadar okunup ezberlenir. Mümin Kur’an-ı Kerim okumaya doymaz. Bu yüzden muhakkak her gün Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak onun için bir ihtiyaçtır. Her gün okuyabildikten sonra da doyana kadar ezber yapma gündemi vardır. Kur’an-ı Kerim gündemi ile beraber elbette ki bize gönderilen dinin hadislerde nasıl olduğunu zihnimize yerleştirmek isteriz. Böyle bir durumda şu kadar ayet-i kerime şu kadar hadis diye belirtilen bir miktar yoktur. Müminin iman heyecanı neticesinde dinini daha iyi öğrenmeye ayıracağı vakit vardır. Bu heyecan önce Kur’an-ı Kerim’e, sonra hadisi şeriflere ayrılmalıdır.
Kısa ayetlerden en az üç, uzun ayetlerden bir ayet yeterli olur. Sorundaki iki satır okumak, namazdaki zammı sure için yeterli olur. Yasin Sure’sinin ilk üç satırını da okumak zammı sure için yeterlidir.
“Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” şeklinde doğrudan bir ayet bulunmamaktadır. Ancak bu, İsra Suresi 13. ayetinin ya da diğer bazı ayetlerin yorumundan çıkarılan bir anlamdır. İnsan, yaptıklarından sorumludur ve bu sorumluluk boynuna asılmış gibidir. Her insan, amellerinin sonucuyla yüzleşecektir. Ancak, kader ve çaba arasındaki ilişki, Allah’ın takdirine uygun şekilde işler. Bu ayet, kişinin amellerine ve sorumluluklarına vurgu yapar, ancak kaderin tamamen insanın elinde olduğunu söylemez.