Fetva Meclisi
Soru
Yakınımızda bulunan bir talebe yurdundan kurban hissesi aldık. Talebe yurdu bir cemaate bağlı. Ben ise bu cemaate bağlı değilim, hayvanım murdar olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu ifade kurban ibadetini kastederek yapılmış bir küçümseme/alay değildir. Sorun yoktur.
Aleykümselam. Kesebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Kurban parasını veremeyecek olanların bir veya ikisini kesecek ortaklardan birinin üslenmesinde bir sakınca yoktur. Mesela babanızınkini siz verebilirsiniz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. İnşaallah kurbanınızda bir sakınca olmaz ama sizin için adam seçmede iyi bir ders olur. Allah kabul etsin, yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Sadaka olabilecek böyle bir paranın kurban ibadetiyle nasıl bağdaştırıldığını bilemiyorum.
Selamünaleyküm. Bu durumda kurban kesmeniz gerekmez.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Müslümanlıktan başka hiçbir yol Allah'a götürmez. Hiçbir isim orijinal değildir Müslüman ismi yanında. Bu nedenle senin asıl hedefin İslam'ı yaşamak olmalıdır. O ismin altında yapılan bir çalışmada çalışma yapanların hangi isimle anıldıkları önemli değildir. 'Nurculuk' diye bir şey olamaz. Nur ekolü etrafında imanına hizmet edenler olabilir. Sen de ben de onlarla beraber olmayı ibadet kabul ederiz o zaman. Kimden ve nereden imanına bir takviye bulabiliyorsan ondan istifade et, isimlere takılıp kalma. Yeter ki o katıldığın grup şu özellikleri bulundursun: a- Allah'a iman her zaman bir numaralı konu olacak onlar için. b- Bütün mü’minleri kardeş bilecek, mü’minler arasında ayrım yapmayacak. Cennet dağıtmayacak, cehenneme toplamayacak. c- İslam'ın bir köşesini alıp gerisini ihmal etmeyecek. d- Dünya kafalı olacaklar. Olayların anlamını çıkarmış olacaklar. Evine veya ofisine kapanmış Müslüman istemeyiz. e- Başta namaz olmak üzere günlük ibadetleri asla savsaklamayacaklar. Mesela ezanla beraber namaz hareketlenmesi başlayacak onlarda. f- Duaları, virtleri olan birileri olacaklar. Bunları bulduğunda sen de hemen onlara katıl. Allah yardımcın olsun.
Bu zamanda Müslüman'ın en önemli görevlerinden biri DENGEli bir hayat yaşaması olmalıdır. Müslüman, dünyayı kâfire bırakan insan değildir. Dünyadan da nasibini unutmadan yaşamak gerekmektedir. Ziraatten siyasete kadar her alanda Müslüman'ın görevi vardır. Bir tarikat etrafında veya bir vakıf ya da bir grup etrafında birlikte olmak yeni adıyla sosyalleşmek bizim ifademizle cemaatleşmek Müslüman olmanın gereğidir. İbadet bir görevdir, aileyi geçindirmek bir görevdir. Bütün bu görevler arasında birini diğerine ezdirmek caiz değildir. Dengede olmak gerekir. Her gün bir cemaat içinde bulunulabilir, haftada bir de bulunulabilir. Ölçüyü şöyle belirleyeceğiz: Bizim orada bulunma ihtiyacımızla, ailemizde bize olan ihtiyaç arasında birbirini ezmeyecek bir denklem kurarız. Hem cemaate devam ederiz hem de ailemizdeki görevlerimizi sürdürürüz. Allah yardımcımız olsun.
Kur'an’ımızın hiçbir ayeti bu asırdaki hiç kimseyi muayyen bir kişi olarak asla göstermez. Bunu iddia etmek akılsızlıktır. Kur'an’ımız bütün mü'minlerin kitabıdır. Kimin o kitapta işaret edilen kişi olduğunu sadece Allah Teâlâ bilir. Böyle bir iddiada bulunmak, öyle biri olmamanın en belirgin işaretidir. Bunu yapan istiğfar etmesi gereken bir hata yapmaktadır. Ümmetin büyümesinden mutlu olanlar bu ümmet adına iş yapıyor demektir. Gerisi için sadece Allah ıslah etsin diye dua ederiz.
Dininizin farklı olup olmaması önemlidir. Nasıl bir cemaattir ki, dinin aynı olmasına rağmen sakınca oluşturacak? Dinden daha ağır bir cemaat olamaz.
Allah'ın kuluna farz olarak emrettiği işlerde eşlerin birbirlerini müdahale etme hakkı yoktur. Allah'ın emrini terk etmek isyandır. O işi kul emredince ona itaat olmaz. Söz konusu olan iş farz olmayan işlerden ise yani nafile işlerden ise erkeğin ailedeki farz görevlerini ihmal etmeden onu yapması gerekir. Kadının da farz olmayan yani nafile olan bir işi yapması için eşinin rızasını alması gerekir. Kadının eşinin razı olmadığı bir nafile işi ve bilhassa ev düzenindeki kadınlık görevlerini aksatma pahasına yapıyorsa bunda sevap olmaz.
Bir gurubun ağır bir hatası üzerine önceden de yapmış olduğu her şeyi kötü veya düşmanca saymak makul değildir. Hataya hata, iyiye iyi demek mü'min karakteridir. Kâfirlerin bile iyi olan taraflarını yok kabul etmek bize uygun değildir. Mevzubahis ayetin kadim tefsirlerinde ‘ehl-i kitap alimleri’ ifadesi vardır. O ayetin mealine aykırı değildir bu yorum. Onlar da eski eserlerden bunu almışlardır. Hamdi Yazır’ın tercihine uygun olup olmaması başka bir meseledir ama o yorum sıfır doğru bir yorum değildir. O ve benzeri tahrifatı yapıp yapmayacakları ise ortadadır. Bu sebeple dikkatli olmak, onlara ait eserlerden uzak kalmak doğru olur zannederim.