Fetva Meclisi
Soru
Biz aile olarak bir imtihandan geçiyoruz; bakmakla yükümlü olduğumuz zihinsel engelli bir hastamız var, babamın kardeşi kendisi. Bizimle yaşıyor, bizden başka kimsesi yok. Senelerdir baktık ama artık bakımı çok zorlaştı. İyi bakılacağına güvendiğimiz bir kuruluşa yerleştirmek doğru olur mu hocam? Bunu yaptığımız takdirde imtihandan kaçmış veya imtihanımızı kaybetmiş mi oluruz?
Cevap
Benzer fetvalar
Gayen Allah rızası ve sevap ise BABANIN YANINDA SÜREKLİ KAL. İ'tikâfını ebedileştirmiş olursun biiznillah.
Bakarsanız, bakabilirseniz büyük sevap kazanırsınız. Bakamazsanız sorumlu olmazsınız. Kocanız ona bir bakıcı tutmak zorundadır.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin, engelli yavrularınıza da afiyetler ihsan etsin. Âmin. Bu hayata imtihan için geldiğimizi bilmek zorundayız. Bizim bakışımızla iyi veya kötü değerlendirdiğimiz ne varsa her şey bir imtihandır. Varlık nedenimiz imtihan olunca esasen imtihan dışı kalan bir şey yoktur. Bu imtihan alanımız bize çok sempatik varlıklarımız üzerinden gerçekleşince acımız ve sıkıntımız da büyük olabilmektedir. Özellikle çocuklarımız üzerindeki sıkıntılarımız en hassas imtihanlarımızdan biridir. Allah’tan yardımını dileriz. Engelli olmak veya engelli ile ilgilenmek durumunda olmak en zor imtihanlardan biridir. Bir hayat boyu süreceğini bilerek bir engelle ilgilenmek büyük bir sabır gerektirmektedir. Elbette engelli için de onunla ilgilenmek durumunda olan için de büyük bir sevap kaynağı olarak bakarız bu duruma. Namaz kılmakla nasıl Allah’ın sevabını umuyorsak, engelli olmak veya engelliye bakmak ile de benzer bir sevabı umarız. Biiznillah da o sevabı Rabbimizden buluruz. Çağımızın kültüründe “engelli” deyimi bedensel ve zihinsel eksikliği olanlar için kullanılmaktadır. Bu deyime katılıyor olmakla beraber ilave olarak “zayıflar, hastalar, sabit bir özür sahipleri” gibi durumu olanları da ilave edebiliriz. Böylece engelli ifadesini bize bakan açıdan biraz daha genişletmiş oluruz. Engelli veya özür sahibi insanların dışlanmasını ve ihmal edilmesini hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir itikadımız vardır. Onlarla onlar gibi olmayanlar arasında insan ve kul olmak bakımından fark olmadığı gibi onların ahiretteki ecirleri daha üstün de olabilir. Bazı ibadetleri yerine getiremiyor olmaları da asla eksiklik oluşturmaz. Onları o şekilde yaratan Allah, onlarla ilgili takdiri de onların lehine olacak bir rahmeti ile yapacaktır. Ana rahminde engelli olduğu kesin olarak bilinen cenin için doğmadan kürtajla alınması durumu ancak HER CENİN İÇİN HUSUSİ fetva alınarak yapılabilecek kadar ağır bir meseledir. Engelli diye cenine direkt müdahale yapılması mümkün değildir. Ceninin engellilik durumu, ana rahmine düşme zamanı gibi belli ayrıntılara dikkat edilerek bir ruhsat bulunması mümkün olabilir. Engelli olarak doğduktan sonra engelin boyutu ne olursa olsun hiçbir canlının hayatına hiçbir şekilde son verilemez. Öyle bir engelliyi ailesi istedi ve yasalar izin verdi gibi bir gerekçe üzerinden öldürmek veya ölüme terk etmek, kasten ihmal etmek tam anlamı ile bir cinayettir. Ebeveyni veya velisi normal bir insan için nasıl tedavi süreci işletiliyorsa engelli doğan için de o süreci işleteceklerdir. Onların imtihanı da o engelli çocuktur. Ömrünün sonuna kadar mesela namaz nasıl bir an bile bırakılamaz sorumluluk ve sevap kaynağı ise engelli de ondan sorumlu olan için öyle bir sorumluluk ve sevap kaynağıdır biiznillah. Tıbben tedavi için zorunluluk kararı verilmedikçe kız veya erkek, engellinin cinsel organına (işlevsiz kalmasına sebep olacak) müdahale edilmesi asla caiz olmaz. Son zamanlarda engellilerin organ bağışına yönlendirilebildiğine dair bilgiler alıyoruz. Sağlıklı bir insanın organ bağışı yapması ile engellinin organ bağışı yapması arasında hiçbir fark yoktur. Belki de engellinin bağış yapması fıkıh açısından daha da olmaz tarafa yakın görülebilir. Bir insan engellidir diye onun organının kolay elde edilebilir görülmesi kabul edilebilir değildir. Allah Teâlâ kulluğunu yerine getirmekte hepimizin yardımcısı olsun. Sıkıntılarımıza karşı tahammül ve afiyet ihsan buyursun bize. Âmin.
Bu bir imtihan deyip katlanmanız gerekmez. Babanızla arkadaş gibi konuşmanız da doğru olmaz. Orta bir yol bulabilirsiniz. Mesela yakın bir akrabanıza babanızı ikaz etmesini rica edebilirsiniz.
Selamunaleyküm. Yasalara aykırı bir durum oluşturmadıkça size takdir edilen hakkı alabilirsiniz. Allah babanıza rahmet etsin.
Maalesef bu asırda iki büyük imtihanın altında eziliyoruz, kaybetme riskimiz çok büyüktür. Bunların biri faiz imtihanı, diğeri de fuhuş ve ona zemin hazırlayan ortamların imtihanıdır. Evinizdeki durum ne yazık ki çok yaygındır. Elbette babanızın dinen ona mani olma hakkı vardır. Bu hak yüzde yüzdür. Ancak, kardeşinizi o yolun başına sevk ederken de aileniz sonunu düşünmeli idi. Bu durumda yapılacak iş şudur: Eğer kardeşinizin isyanı ve daha berbat bir duruma düşmesi diye bir endişe varsa izin verilmesi gerekir. Çünkü biz, iki tehlikeden daha az zararlı olanını tercihle mükellefiz. Anne babanız çok dua etsinler. Sakın beddua etmesinler. Sabrederek sonunun hayır olmasını dilesinler.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Faize hizmet etmeyin. Daha bereketli bir iş bulun, sonra da ayrılın.
Kur'an âyetlerinden olan bir duayı her hâlükârda okuyabiliriz.
Makine yağı namaza mani değildir.
Bir kadının amiri kocasıdır. Kayınvalide gelinine hayat tarzı biçemez. Eğer kocası 'anneme itaat edeceksin' şeklinde bir emir vermiş ise o zaman da söz konusu olan kayınvalide değil kocadır. Kadının dışarı çıkması hususunda ise kocası tam yetkilidir dinimizce. Eğer farz bir durum varsa kocası buna mani olamaz. Ama ideal olan eşlerin bu kadar basit bir meseleyi aralarında istişare ile halletmeleridir. Aile öyle bir yerdir.
Namaz iade etmeyin. Buna alışırsanız namazı kökten terk edebileceğiniz bir sürece kayabilirsiniz.
Allah’ın insanların hidayeti için gönderdiği dini, özellikle din adamı kisvelilerin kendi zevklerine göre şekillendirmeleri ve yeni bir din ortaya çıkarmaları "Tahrif" olarak adlandırılmıştır. Bu anlamda tahrif, orijinalin bozulması olarak adlandırılabilir.