Fetva Meclisi
Soru
Hocam namaz kılmayan ve bana karşı düşmanlık yapan birisine sadaka vermek uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Sadaka vermek, sadece fakirler için değil, aynı zamanda kişinin manevi huzuru, duaların kabulü ve Allah’ın rızasını kazanması için de çok önemli bir ibadettir. Ancak, unutma ki Allah, kullarının kalbini ve samimiyetini en iyi şekilde bilir. Sadaka verirken niyetinin Allah’a yaklaşmak, dileklerini O'na sunmak ve O'na güvenmek olmalıdır.
Hayır, sadaka veren yapabileceği kadarı ile araştırıp sadaka verdi ise sadaka verilen kişinin yanlış uygulamalarının sadaka verene sakıncası yoktur.
Borcu olan bir müminin, o borcu karşılayacak birikimi varsa ya da borç açısından bir risk oluşmuyorsa dilediği gibi sadaka vermesinde bir sakınca olmaz. Borç açısından sıkıntı söz konusu ise öncelikli olarak borcu dikkate alarak hareket etmek gerekir. Öyle bir durumda sadaka tercih edilmemelidir.
Eşinin borcunu sadaka olarak vermen durumunda iki kere sadaka vermiş gibi olursunuz. Allah kabul etsin.
Sadaka her şey için verilir ama sadaka verince evlenilecek muhakkak diye bir kural yoktur.
Anne ve babaya zekât olmayan sadaka verilebilir. Böyle bir sadaka, normal sadakadan da daha faziletli olur biiznillah.
Düşman konusundaki diğer fetvalar
İhram, Mekke’ye girip umre veya hac ibadetinin gereklerini yerine getirmeye niyet etme durumudur. Bunu (erkekler) üzerindeki kıyafetlerin tamamını çıkarıp iki bez parçası ile tesettür yaparak da dış görünüşe yansıtırlar. İhrama şartlarına uygun olarak niyetlenen birisi asla hac veya umresini bitirmeden ihramdan çıkamaz. Çıktım zannederek rahat etmesi durumunda ise ihramlıya yasak olan her şey onun için devam eder. Ülkesine geri dönmüş olsa bile durum böyledir. Şu bilinmelidir ki: İhram, ona niyet edenin üstündeki o iki bez parçasının adı değildir. Onların çıkarılması ile ihramdan çıkılmış olmaz… Bir düşman saldırısı veya o anlama gelecek engel ortaya çıkarsa ihramlı bir kurban keserek ihramından çıkabilir. Hanefi fukahasına göre hastalık ve harçlığını yitirmek gibi bir durum oluşursa da a şıkkındaki gibi hareket eder. Bunun dışında ihrama girerken “olmazsa çıkarım ihramdan” demiş olsa veya olmasa hiçbir türlü ihram terk edilemez. Edilirse ihram yasaklarının her biri için bir ceza ödemesi gerekir. Zaman ne kadar geçerse geçsin bu hüküm değişmez.
Bir kere mü'min, Allah’ın emir ve yasaklarını “neden?” listesine almaz. İman teslim olmaktır. Allah’ın faizi kati olarak yasak ettiğine iman ediyoruz biz. Hiçbir anlamlı bilinen bir gerekçesi olmamış olsaydı bile biz onun çirkin bir haram olduğuna iman edecektik yine de. Kaldı ki faiz bugünkü insanlığın en ağır belalarından biridir. Şöyle sıralayabiliriz ana çirkinliklerini: Faiz, Neticede insanların içindeki merhamet, yardımlaşma ve duygusallığı eritir. İnsanları daha çok tüketmeye, israfa kışkırtır. İnsanların hayatı bir kumarcı mantığı ile bitirmelerine, altından kalkıp kalkamayacağına bakmadan her projeye imza atmaya iter. “En kestirme yoldan en çok kâr” herkesin ana gayesi olur. Sonuç olarak sürekli “fakir daha fakir, zengin daha zengin” olur faiz sisteminde. Ve bugün gözlerimizle gördüğümüz bir sonuç olarak insanlar kendi malları ile zenginlerin esiri gibi yaşamaya mecbur kalırlar, sömürünün en önemli çarkı olarak faiz hep aktif olur.
Her şeyi vaktinde ve gerektiği gibi yapmak doğru ve efdal olandır. Bazı işlerde ise geciktirmenin sakıncası olmaz. Aksine daha faziletli de olabilir. Yatsı namazının geceye doğru bir saatte kılınması, yaz mevsiminde öğlenin geciktirilmesi, vitir namazı ayrı kılındığında ileri vakte ertelenmesi, yemek hazır iken aç olanın namazı geciktirmesi, sahur yemeğinin ertelenmesi, düşmanla karşılaşmak için acele edilmemesi, başka birisinin hakkı ile ilgili bir kararda daha fazla tekit etmek için kararın ertelenmesi tavsiye edilmiştir.