Fetva Meclisi
Soru
Hocam çocuklarım büyüdüler, çalışmalarını istiyorum hayata tutunsunlar diye ama bahane üretip duruyorlar. Ben altmış sekiz yaşındayım. Otuzunu aşmış çocuklarıma bakmak için çalışmak zorunda mıyım? Evet, dinim çalış diyorsa çalışacağım Allah’ın yardımıyla. Teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Babanla tartışmayı bırak, onunla akıllıca ve sabırla konuşmalısın. Evde sıkıldığından dolayı çalışmak istiyor ve baban da bu konuya sıcak bakmıyorsa ders-sohbet halkası gibi sosyal etkinliklere katılarak bu sıkılganlığının üstesinden gelebilirsin. Çalışma konusunda kararlıysan ona güven veren bir çalışma planı yapabilirsin. (Evden iş, uygun bir meslek vb.) Evlenmek istemen de çok doğal. Ancak her şeyin bir vakti var. Belki senin için en hayırlısı henüz gelmedi. Şu an içinde bulunduğun süreç, seni daha güçlü ve olgun biri yapıyor olabilir. Güzel bir eş olabilmek için kendini geliştir. Evlenmek tek başına bir amaç değil, huzurlu bir evlilik kurabilmek asıl önemli olandır. Şu an yaşadıklarını, seni daha güçlü yapacak bir süreç olarak gör. "Siz bir şeyi sevmeyebilirsiniz ama o sizin için hayırlı olabilir. Yine, bir şeyi çok sevebilirsiniz ama o sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz." (Bakara, 2/216) Belki şu an sana kapılar kapalı gibi görünüyor ama Allah, senin için çok daha hayırlısını hazırlıyor olabilir. Duanı bırakma ama sabırsızlığa kapılma.
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
Selamünaleyküm.1- Çocuk baliğ oluncaya kadar anne baba, gerekli eğitimi ve örnekliği sağlamışsa, buluğ çağından sonra sorumluluktan kurtulabilir. Elbette bir mü'min, bütün insanlığı ihtiva edecek bir açıdan bakar meselelere, bu ayrı bir konudur.2- Kulak deldirmek fıtratı değiştirmek değildir. Kadının süslenmesi açısından yapıldığında caiz bir eylemdir. 3- Allah'ın Şeriat'ına göre yaşanılmayan ortamlardaki mü'minler, orada bulunmalarını hangi amaca dayanarak orada yaşadıklarına bağlı olarak mesul olurlar veya olmazlar. O durumdan razı olarak yaşayanların, Allah'ın Şeriat'ını gereksiz görmek gibi bir inançları varsa bu iman dışında kalmaktır. Gerekli görüp ihmalden ötürü orada kalıyorlarsa haram işlemektedirler. O durumu ıslah gibi bir gaye taşıyorlarsa ecir sahibidirler.4- Gusül, akıntı olarak sadece meniden gerekir. Meni de bellidir; kalındır ve tabaka oluşturur. 5- Memurun, her şeyden önce çalışılması caiz olan bir işte olması gerekir. Haram bir işte mesela bankada çalışıyorsa kazancı haramdır. Bunun haricinde, o memuru yöneten makamların koyduğu kurallara uyuluyor olması yeterlidir. 6- Alay etmek, insanın onurunu incitmekten ötürü yasaktır; incinme olmayınca da 'alay' oluşmaz.7- Yöresel şiveyi taklit, fitneye neden olmuyorsa caiz olabilir.
Yirmi dört aydan küçük olan bir çocuğu emzirirseniz o sizin süt evladınız olur. Miras hariç diğer çocuğunuzla aynı durumda olur. Yalnız yetiştirebilmeden önce, diğer çocuğunuzla uyumu konusunda sıkıntı çekme riskiniz bulunmaktadır. Bir çocuk daha derken eldekini zayi etme riskinizi de unutmayınız. Öyle bir çocuğu alıp büyütmenin sevabını ise konuşmaya bile gerek yoktur, büyük hayır işlersiniz ama her büyüğün sıkıntısı da büyük olabilir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle tam ittifak etmeden girmeyin bu işe, ikiniz de tam istiyor olun ki şeytana fırsat kalmasın. Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Bu sıkıntıyı abartırsanız siz de tipik bir babaanne olursunuz genç yaşınızda. Biraz görmezden gelin. Aklı yerinde diyorsunuz ama o yaşta insan genellikle çocuk olur. Sabredip kazanmak zorundasınız. O sizin anneniz yerindedir.
Geçmiş olsun. Allah’tan size dolu dolu sabır dilerim. Beş aylık bir bebeğe müdahale edebilmenin tek sebebi, annenin hayati bir tehlike altında olduğunun tıp raporu ile bilinmesidir. Bunun dışında bebeğe müdahalenin caiz olmadığı görüşü ulemanın kabul ettiği görüştür. Özellikle şunu bilmenizi isterim: Bir anne adayı olarak sizin, zor bir süreçten geçtiğinizi takdir ediyorum. Ama ortada şöyle bir durum da var: Biz, Allah Teala’nın yarattığı çocuklarımızı beğenerek kabul etme gibi bir hakka sahip miyiz? Tıp bize, çocuğumuzun özürlü olacağını bildirdi diye biz çocuğumuzu aldırırsak bunun anlamı, Allah sağlam çocuk verirse kabul ederiz şeklinde ortaya çıkar ki, siz de takdir edersiniz bu yanlış bir anlayıştır. İki gerçeği unutmayınız. Birincisi, çocuk sadece annesinin karnında mı özürlü oluyor? Sağlam doğup, ömrünün sonuna kadar sakat ve bakıma muhtaç çocuk olmuyor mu? Onların da anneleri, babaları o çocuklarını ‘aldırmalı’ mıdırlar? Elbette hayır. Bilakis o anneler, babalar diğer annelerden babalardan daha titiz ve hizmetkâr oluyorlar. İkincisi, biz çocuğumuzu doğurup büyütünce sevap kazanıyoruz. Bu sevap, bildiğiniz gibi ayağının altına cennet serilmesi şeklinde özetlenebilecek bir sevaptır. Bir de özürlü bir çocuğa sarılan, onu öpüp koklayan, ona hizmetten lezzet alan, ‘yavrum’ demekten ibadet lezzeti seviyesinde, zikir düzeyinde haz duyan bir kadının Allah katındaki değerini, kazanacağı sevabı bilen Müslüman bir kadının hissiyatı vardır. Neden siz böyle bir nimeti kaçıracaksınız? Tekrar tekrar düşünün; aldırmak değil hasretle beklemek yönünde tercih kullanın. Tam bir cihad sevabı içinde olacaksınız biiznillah. Sizi şimdiden tebrik ediyorum. Mübarek olmasını diliyorum. Allah Teala sizi, fitneden, vesveseden, insanların aldatmasından muhafaza buyursun. (Yavrunuz doğunca da haberimiz olursa sizi tebriğe geliriz inşaallah.)