Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Allah sizden razı olsun. Dinimizi yaşama konusunda bize desteğinizden çok istifade ediyoruz. Sizden şöyle bir ricam olacak: Sık sık evimden uzak bölgelere seyahatim oluyor. Mecburen otellerde kalıyorum. Bana bir Müslüman için otelde kalma rehberi verebilir misiniz. Teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Otel işletmek eski bir meslektir. Müslüman otel işletemez sözü batıldır. Bu zamanda da eski zamanda da sakıncalı ayrıntıları vardır, onlardan uzak kalan için helal bir meslektir. Belki de başka işlerden daha bereketli bir iş bile olur. Özet olarak derleyecek olursak otelciliğin özellikle de günümüzde barındırdığı sakıncalardan uzak kalındığında hayırlı olsun, yapınız deriz: Otel bünyesinde kumarhane, meyhane gibi açık haramların bulunması örtbas edilemeyecek bir sakıncadır. Kadın çalıştırılması, lokantasında alkol verilmesi bir sakıncadır. Müzik adı altında melanete kapı aralanması sakıncadır. Müşterilerin otele fuhuş maksatlı kullanmalarının kontrol edilmemesi bir sakıncadır. Bu ve benzeri sakıncalardan arındırılmış otelcilik yapabilirsiniz. Sakın “o zaman kimse gelmez veya devlet ruhsat vermez” gibi bir mazeret belirtmeyiniz. Hayat bir mücadeledir. Kimse yapmıyorsa siz yapın. Zor olana talip olun. Evet, yaygın olanlarda bunlar var ama insanlar üç kuruş ucuz için sıraya bile girebilirler. Kârınızdan kısın dininizden kısmayın. Allah da size bereket versin.
Özel bir parfüm kokusu ihtiva etmeyen koruyucu niteliğindeki kremin kullanılmasında ihramlı için bir sakınca yoktur. Parfüm görevi de görende ise sakınca vardır. Size iyi bir umre için şunları tavsiye edebilirim. Bildiğiniz ana dilinizi havaalanında bırakın. Dilsiz ve kulaksız gidin Mekke’ye. Döndüğünüzde havaalanından dilinizi ve kulağınızı alın evinize gidin. Duymaz, konuşmaz biri olarak umre yapın. Gidiş ve dönüş havaalanları arasında şunlar ilkeniz olsun: Uyuyun. Namaz kılın. Zikir yapın. Kur'an okuyun. Tavaf edin. Gereği kadar yiyin. Çok su için, zemzeme doymayın. Kâbe’yi seyredin. Kimsenin ayağına basmayın. Ayağınıza basana bakmayın. Çarşı gezmeyin. Otel lobilerinde oturmayın. Hiçbir namazı Harem-i Şerif’lerin dışında kılmayın. Aybaşı durumunuz olursa hiç üzülmeyin hatta sevinin. Çünkü o özür nedeniyle yapmadığınız ibadetler bile yapılıyor gibi sayılacak sizin için. Dua edin. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Aynı sözü, cümleyi milyon kere tekrar etmek de olsa dua edin. Arapça, Türkçe ve beden diliniz ile dua edin. Ziyaret yerlerine daha önce gitti iseniz tekrar gitmeyin. Onun yerine Kur'an okuyun. İlk gidiyorsanız hızlı bir şekilde gidin ve asla Harem-i Şeriflerde namaz kaçırmayacak şekilde ziyaret edin, geri dönün. Ziyaretler, oranın ruhunu emen ama bu arada sadece duygusal gözyaşları akıtan, “vay be..!”ler ile avutan zamanlardır. Sadece Kuba mescidine mümkünse bir Cumartesi günü gidin. Oradaki ilklerle ruhunuz buluşuncaya kadar oturun ve açın kendinizi o okyanusun sahillerine. Dualar edin orada. Ağlayın. Gözyaşlarınızı silmeyin. Tekrar ağlayın ve dualar edin. Oranın kıvamı ile ayrılın oradan. Medine’de salavatınız yerle gök arasını doldursun. Sakın elinize tesbih alıp şu kadar diye bir salavat getirmeyin. Sayma makinelerini yok edin bu dünyadan ve salavat getirin. Sonra da ruhunuzu orada bırakın, bedeninizle evinize dönün. Öyle bir umre yapın ki ömürlük olsun, tekrarını değil sevabını hayal edin. Mübarek olsun. Ebedî olsun. Umre olsun umreniz. Ve lütfen bu ezilmiş ve erimiş ağabeyinizden selam götürün. Lütfen orada hatırlayın. Kıpırdayan dudaklarınızın arasından adımızı çıkarırsanız size minnettar kalırız. Lütfen.
Selamünaleyküm. Bulunduğunuz mahalle içinde alkolsüz bir yer varsa oraya gitmek zorundasınız. Yan bir şehirde varsa ve vasıta gibi imkânınız da varsa oraya gitmeniz gerekir. Bunun dışında zaruri ihtiyaçlarınızı oralardan gidermenizde sakınca yoktur. Oturup yemek yemede ise bu ölçüyü biraz daha daraltmanız gerekmektedir. Örnek olarak şunu söyleyebiliriz: İki arkadaş, bir sandviç yemek için öyle bir yere giremezsiniz ama kan şekeriniz düşecek kadar açsınız ve şehirde işinizi bitirmeniz gerekiyor yani evinize dönemeyeceksiniz. Bu durumda bir yerde oturup haram olmayan şeylerden yiyip kalkmanız caiz olur. Prensip olarak, bir yiyecekte dört şey yoksa onu yemeniz caizdir. A- Bedeninize zarar verme, genel olarak herkes için ya da özellikle sizin için zararlı olan şeyi yemeyeceksiniz. B- Pis şey yemeyeceksiniz. C- Domuz ve domuz katkısı bulunan hiçbir şey yemeyeceksiniz. D- Alkol ve alkol karışımı bir şey yemeyeceksiniz. Bu kuralları, kullanacağınız yiyeceğin muhtevasından da çözebilirsiniz, genel bilginizle de çözebilirsiniz.
-Şöyle bir planlama ile yaşamaya çalış: 1-Mü'min olduğunu unutma; iman senin için bir dava olsun. Kaybetmeyeceğin yegâne değerin imanın olmalı, ona yatırım yap. Hayatını ona göre belirle, işini ona göre tanzim et. 2-Haramlardan kaçın. Her haramı imanına salınmış bir kurtçuk gibi görmelisin. Haramlar senin içinde iken senin kendini iyi mü'min yapman da zorlaşacak demektir. 3- Allah'ın farzlarını eksiksiz yerine getirmeye çalış. 4- İnsanî görevlerini ihmal etme. Anne baban başta olmak üzere diğer insanlara karşı vazifelerin, hakların ve sorumlulukların açısından görevin olarak önünde olmalıdır. 5- Sağlığını önemli bir emanet olarak bil ve koru. 6- Sünnetler üzerinden genişleyebildiğin kadar dinde genişlemeye gayret et. Bu bölümden biri olarak ilmi faaliyetlerde bulun, oku, öğren, dinle. 7- Mü'minler arasından seçilmiş kardeşlerin bulunsun. Onların kıymetini bil, senin kıymetini bilmelerini sağla. Beraber olmakla zevk aldığın, iman ve heyecanının arttığı kardeş grubun olmadıkça lezzetli bir iman yaşayamazsın, iyi bil bunu.
Her yerde her zaman Müslümanca yaşamaya ve nesil yetiştirmeye hazır olun. Hedefiniz HER YER VE HER ZAMAN olsun. Kendinizi buna kilitleyebilirseniz daha cesur iş yaparsınız. Aksi takdirde yeni nesli yetiştirebilmek için gidebileceğiniz yer neredeyse yoktur. Dünyanın her yerinde oraya ait sorunlar bulunuyor. Şöyle bir planınız olsun: Önce kendi imanınızı ve iffetinizi korumayı ve öyle ölmeyi gaye edinin. Kendi gayretlerinizden çok Allah’ın yardımına güvenin, bunun için de dualar edin. Evinizi mü'min bir ev, bir Kur'an medresesi yapın. Bu elbette sizin çapınız ve imkânınız kadar olacak. Çevre seçin. Yakın akrabalar bile olsa çocuklarınıza olumsuz etki edebilecek zorunlu olmayan beraberlikleri engelleyin. Üç aile ile sınırlı olsa bile mini bir MÜMİN TOPLUM kurun kendinize. Çocuklarınız ve ailelerinizle ilgili sürekli destek alın, bunun için tatilinizi feda etmek gerekiyorsa feda edin. Bunun için şehir değiştirmeniz gerekiyorsa değiştirin. Bunun için ülke değiştirmek gerekiyorsa değiştirin. Bu sizin hicretiniz ve cihadınız olsun. Bir gün Türkiye’ye dönmenin daha yararlı olabileceğini anlarsanız ve bunu da size yön verenler tavsiye ederseler dönün. Ve korkmayın. Tedbirli olun ama korkmayın. Allah yardımcınız olsun.
Bir kere alevi dediğiniz insanlara kâfir gibi hüküm biçmeniz doğru bir tespit değildir. Bu ülkede yaşayan alevi denen insanların tamamının mü'min olmadığını söyleyecek kadar kesin konuşamayız. Diğer aile ile tartışma üretecek konularda hassas olun. Onları incitmeyin. Mesela verdiklerini alın, eve gelince kullanmayın. Onları incitmenizden daha iyi olur bu. Gönüllerine girerek onları kazanmanız daha kolay olur. Sizdeki incelik ve ahlâk güzelliği onlara yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Size imrenip sizi taklit edebilirler. Onlar için dua etmeyi de unutmayın. Bu arada evinizde muhakkak kitap okuyun, bir ders halkasına katılın ki kendinizi yetiştirmiş olun. Allah yardımcınız olsun.