Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben askeri kantinde çalışıyorum. Liste fiyatı 0,75 olan bisküviyi 1 TL’ye satıp kasa fazlası yapmam isteniyor. Geçen dönemden kantinin açığı vardı ve bu şekilde kapatılması gerek deniliyor. Bu şekilde olunca insanlardan haram para alıyorum gibi hissediyorum. Bana bir yol gösterir misiniz? Bu durum beni çok rahatsız ediyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Direkt senin ağzından bir yalan veya elinden bir hile çıkmayacaksa sen mesul olmazsın. Daha iyisini bulduğunda da oraya geçersin.
Sizin sorumluluğunuz olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Fıkıh açısından devletin fiyat sabitlemesi yaptığı şeyler dışında tüccarın sattığı malda kâr haddi sınırlaması yoktur. Aldatma, yalan ve hile söz konusu olmadıkça bir insan elindeki mala uygun gördüğü kâr marjını koyabilir. Elbette insanların dara düşmemesini düşünmek ve merhametli olmak uygun olandır ama bu durumda sadece müşteriyi düşünmek de yeterli değildir, esnafın da düşünüldüğü bir itidal oluşturulabilir.
Selamünaleyküm. Sizin mesleğinizde başka bir sorun mesela hile yalan gibi bir durum karışmadıkça haramlık yoktur. Müşterilerinizin para kaynaklarını araştırmak zorunda değilsiniz. Allah'a emanet olunuz.
Sattığınız şeyler helal ürünlerse ve hile yapmıyorsanız bir sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Sigara satmaktan ötürü marketinizin kazancı haram olmaz. Sigaranın haram olduğu konusunda tam bir ittifak yoktur. Biz haram olduğu kanaatinde isek de böyle bir uygulama zemini yoktur. İyinin peşinde olun ama sabırlı olmayı da unutmayın.
asker konusundaki diğer fetvalar
Muhakkak bir psikologla görüşün ve geciktirmeyin bu görüşmeyi.
Allah yardımcın olsun, işini kolay etsin. Telefon nedeniyle namazı bozarsan tekrar yeniden kılarsın. Sünnetleri öyle bir durumda kılman gerekmez. Farzları kıl yeter.
Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun, batıla karşı yardımcınız olsun. Hakkı tutan kaldıran mümin olmayı size kolay kılsın. Bir Müslüman için “namaz kılmamaya/ertelemeye ruhsat” hiç bir zaman olamaz. Dolayısıyla “o belirttiğiniz durumlarda namazı erteleyin” gibi bir fetva olamaz. Sizin durumunuzdaki bir müminin şu şekilde bir uygulama yapması mümkündür: 1- Namazı vaktinde normal zamanlarda olduğu gibi eda etmeye kararlı olun. 2- Bir darlık söz konusu olduğunda sünnetlerini bırakarak sadece farzı kılın. 3- Namazı ilk vaktinden son vaktine kadar erteleme ile uygun bir vakitte kılmaya fırsat bulamazsanız öyle bir durumda öğleyi ikindi ile sadece farzlarını birleştirerek kılabilirsiniz. Akşamı da yatsı ile birleştirerek kılabilirsiniz. Bu da şu demektir: Gün içinde öğleye vakit bulamayacağınız bir durumda ikindi vaktinin son anı olan akşam namazı vaktine kadar ikisini birlikte kılmanız mümkündür. Buna cem etme diyoruz. Aynı şey akşam ve yatsı için de yapılabilir. Ya da sıkışık durumlarda önceden vakit ayarlama imkânı varsa ikindiyi öğlenin vaktine, yatsıyı da akşamın vaktine çekebilirsiniz. Bu da caiz olur sizin için. Yeter ki namazsız bir gününüz olmasın. Sabah namazı için ise böyle bir uygulama yoktur. Yalnız bu uygulama sadece sizin gibi olağan dışı olayların baskısı altında olanlar için getirilmiş bir ruhsattır. Her şeye rağmen bunu da yapma fırsatınız olmaz ise siz niyetinizi namazı kılmaya hazırlıklı tutun. Silah bırakıp kıbleye yönelemezseniz Allah Ğafûrdur. Allah yardımcınız olsun.
Allah işinizi kolay etsin. Sizi razı olacağı işlerle muvaffak kılsın. Zulmetmekten, zulüm görmekten korusun sizi. Şunu söylemeliyiz: Dağda eğitim veya faaliyet içindeki bir askerin orucu gerçekten zordur. Bunu esas olarak kabul ederiz ama zordur diye oruç tutmamayı da genelleştiremeyiz. Oruca niyetli olsun kardeşlerimiz. Yoğun faaliyet günlerinde uzun operasyon zamanlarında tutmayabilirler. Faaliyet esnasında ağırlaşanlar oruçlarını açabilirler. Tutamadıkları veya bozdukları oruçlar için sadece kaza tutarlar. Kışlada kaldıkları günlerde ise oruçlarını tutsunlar. Asker diye oruç tutmama durumu genelleşmesin. Böyle olursa biiznillah sıkıntı olmaz, melekler de onların yardımında olur. Allah’a emanet olunuz. Hepinize selamlar göndeririz.
Sabah namazını camide cemaatle kılmanın ne kadar büyük bir sevap ve huzur kaynağı olduğu ortadadır. Allah Teâlâ hepimizi sabah namazını camide kılanlardan etsin. Sizin bu heyecanınız içinizde sürsün. Belirttiğiniz gibi bir mani olduğunda biiznillah gidemeseniz de sevabınız devam eder. Evde kılın ve işe geçin. Melekler sizi görür ve bilir, bunu merak etmeyin.
Kimin gerçek şehit olduğunu sadece Allah Teâlâ bilir. Biz, fıkıh kitaplarında tarif edilen şartlara uyan ölülerimize şehit deriz. O gerçek bir şehit değilse bizim sözümüz bir temenniye dönüşür, bir nevi dua olur onun için. Irkçılık veya siyasi bir maksatla kullanırsak bu kavramı bu da boş ve gereksiz bir söz olur. Umarım, dini değerleri suistimal etme vebali oluşmaz.