Fetva Meclisi
Soru
Hocam yirmi altı yaşında bir kadın ile kırk beş yaşındaki bir beyin evliliği sağlıklı olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Din olarak hiçbir sorun olmaz ama sen dinden başka bir şeyi takmadan yaşayabilen biri misin? Bunun üzerinden duygusal olmayan bir karar vermeye çalış.
Bu durumun dinimize göre hiçbir olumsuz tarafı yoktur. Psikolojik olarak bu sizin veya eş adayının lehine de olabilir aleyhine de olabilir. Bu durumu bir aile uzmanına danışarak kendinize destek almanız yararlı olur.
Öyle bir hasta ile yaşanmaz şeklinde bir doktor raporu alırsanız boşanmanızda sakınca olmaz. Doktor öyle bir rapor vermedikçe sizin böyle düşünmeniz şeytana alet olmanız olur. Anlaşılan bunu bir takıntıya dönüştürme ihtimaliniz var. İbadetlerinizi arttırarak kendinizi boşlukta kalmaktan kurtarın. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikle mümin bir kadın olarak Allah’ın haramlarından nerede korunmuş olarak bulunacaksanız orada olmanız gerekir. Varsa bir kabiliyetiniz, o kabiliyetinizi de ümmetiniz için değerlendirmelisiniz elbette. Öncelik ise sizin haramlardan ve şüpheli ortamlardan korunmuş olmanızda olmalıdır.
Aleykümselam. Bu durumun soruşturulacak bir yanı yoktur. Babanız ne düşünür bilmem ama iffeti darbelenmemiş insan olmanın üstünde bir okul bilmiyorum ben. Bilmeyeceğim de inşaallah. Babanıza durumu daha net ve daha kati olarak anlatın. Sakın kaçak bir iş de yapmayın.
Bir erkeğin veya kadının önüne konan eş adayını sevmesi mecburi değildir. Sizdeki bu hava ile evlilik kurulmaz. Şimdiden ve yol yakın iken bırakmalısınız. Aile beğendi diye evlilik yapılmaz.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Önce şunu tespit edelim: Burada size vereceğimiz cevap veya herhangi bir yerden alacağınız cevap sadece “öyle olabilir” nitelikli bir cevaptır. Bunu bilin. Neden? Çünkü Allah Teâlâ kaderi sır tutmuştur. Adı üstünde bir sırdır kader. Bilmiş olmanın mümkün olmadığı bir şey üzerinden iyi olabilecek tahminler yürütülüyor o kadar. Allah Teâlâ kaderi kendinde saklı tutmuştur. Kulluğumuz bunu gerektiriyordu demek ki. Meselemize gelince şunu söyleyebiliriz: Allah Teâlâ kaderi yazdı. Bu kaderin dışında tek bir ağaç yaprağı sallanması bile mümkün değildir. Biz ne yaparsak yapalım, ne olursa olsun sonunda gerçekleşen kaderdir. Görünürde zarar ediyor olsak bile, bizim niyetimiz, iyi davranışımız, hatamızın ve becerimizin olup olmaması durumuna göre de ahirette değerlendirilecek.
Ben de anlatamam kardeşim. Sadece şunu bilir söylerim: Her bataklık böyle bir iki damlalık yağmurla oluşmuştur sonunda.
Nişanlılar asla nikâhlı gibi değildirler. Nişanın hiçbir bağlayıcı değeri yoktur. Nişanlılar görüşebilirler ama evlendikten sonrasına da görüşecek şey bırakmalıdırlar. Aşırı muhabbetten o dönemde çatlaklar çıkabilir. Nişanlılık dönemi de olağanüstü durumlar hariç üç ayı geçmemelidir. Bu dönemde şu kadar görüşebilirler diye bir kural yoktur. Sulandırmadıkça ve caiz olmayacak bir şekilde görüşmedikçe görüşüp konuşabilirler. Yanlarında üçüncü bir kişinin bulunması onların lehinedir.
Günahın hacmi ve sayısı ne olursa olsun TEVBE bütün günahların temizleyicisidir. Sorun, tevbenin temizlemesi veya temizlememesi değil hata eden müminin samimi bir tevbe edip etmemesidir. Bu nedenle size şunu tavsiye edebiliriz: A- Tevbenin en büyük desteği, gerçek oluşunun belgesi kulun, Allah'ı Rabbi olarak bilip, Rabbine itimat etmede ciddi olmasıdır. “Acaba tevbem kabul olur mu?” Endişesi yerine, “Ben tevbe etmesem kim eder?” Mantığı ile bakmalıdır konuya. Tevbeyi bir kurtuluş kapısı olarak gören mümin, yönünü bulmuş mümindir. Yönünü bulan da er veya geç hedefine erer biiznillah. Bu noktayı tekrar tekit edelim: Tevbeyi ne kadar kurtarıcı görebiliyoruz, ne kadar da klasik bir pişmanlık yöntemi olarak görüyoruz, sorun buradadır. B- Tevbe bir ACİL KURTULUŞ PLANIDIR. Acili ertelemek kurtuluşu ihmal etmektir. Dolayısıyla TEVBE hemendir, ertelendikçe işlerliği azalabilir, kabul oranı sıkıntıya girebilir. Sloganımız şudur: Her günah için ilk iş hemen tevbedir. Hemen ve ertelemeden. Şeytan haramlara iterken hangi gücünü kullanıyorsa haram işlemiş bir mümini, hiçbir şey olmamış gibi oyalarken de o gücünü ve şeytanlığını kullanmaktadır. Haram işlemek bir haram, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek öbür haramdır. Buna dikkat edeceğiz. C- Tevbenin en aktif şartı korunmasıdır. Tevbe eden, günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş biri olmayı bir avantaj olarak kullanıp temiz yaşamaya gayret etmek, tevbeyi hazmetmektir. Hazmedilmiş bir tevbe biiznillah, Allah'ın huzuruna temiz çıkmaktır. D- Tevbenin felsefesini, günahın geçmiş seyrini sık sık gündem yapıp stres yoğunluğu yaşamak da bir tuzaktır. Her türlü tuzaktan korunmak gerekir. Özet olarak size şunu söylemeliyim: Tevbe et. Tevbeni koru. Tekrarına karşı uyanık ol. Allah'a güven. Bu güveni sözde kalmaktan koru, pratik olarak göster. Ömrünün sonuna kadar.
Tevbe et. Tevbe et ve kurtul. Tevbe temizler. Gerçekten ve samimi bir tevbe yeniden doğmaktır. Tevbe et, kurtul ve mü'mince yaşamaya kararlı ol.
Erkeğin eşine söz verdiği mehir (mihr/mehr) eğer “sonra” şeklinde ertelenmiş ise bu bir borçtur. Diğer borçlarla da bir farkı yoktur. Alacaklının eşi olması erkeğin borcunu savsaklamasına ruhsat oluşturmaz. Mesele mali mesele olduğunda eşler arasındaki bağlantı normal yabancılar arasındaki bağlantı gibidir. Belli bir süre ve zaman belirlenmiş ise o zaman geldiğinde ödeme yapmalıdır. Esnek bırakılmış ise de çok geciktirilmeden yine ödenmelidir. Eşler arasında konuşulmayan bir konuya dönüşmüş ise yani kadın bunu talep etmiyor gibi davranıyorsa bu durumda erkeğin sıkıştırılması gerekmez. Ancak kadın erkekten önce ölürse kadının ödenmemiş mehri, varislerine intikal eden bir malı gibi işlem görür; erkek kadının varislerine mehir borcunu öder.