Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on yedi yaşında olan bir genç olarak bazen bizim camide hutbeye çıkıyorum veya namaz kıldırıyorum. Aslında bizim camide çokça hafız var. Benim öğrenme amacıyla bunların önünde namaz kıldırmam doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
On yaşına kadar ne kıldırabilirsen onu kâr saymalısın. On beş yaşına kadar rica ağırlıklı emirle kıldırmalısın. Bu yaştan itibaren dinin hükümlerini yaşının gerektireceği dille anlat, öğret, ikna et. O yaştan sonra da kendisi de ibadetlerinden mesuldür.
Baban sana bir kız çocuğu olarak namaz kılmanı yasaklarsa asla ona itaat etme, namazını kıl. Baban camiye gitmeni men ederse ona hakkı vardır. Camiye gitmeyin evde kılacaksın. Annen olmadan tek başına gitmen de yanlıştır.
Aleykümselam. Rabbim bu iman ve heyecanını daim kılsın. Seni himaye buyursun. Kapısı açık/kilitli olmayan ve dileyenin girebileceği bir yerde o bayanın senin namaz kıldığın anda oraya girmesi halvet olmaz, namazın açısından da sakıncalı değildir. Sen ise doğru olanı yapmışsın, seni tebrik ederim. Allah'a emanet olasın.
Selamünaleyküm. İnsanların namaz kıldırmayı ağır bir sorumluluk görmelerini anlayışla karşılamak gerekir. Öğretmek, eğitmek imamların vazifesidir.
Aleykümselam. Namaz, dinimizin direğidir. Dinimizin direği ise bizim özümüzdür. Damat adayınız kılmıyor sizin kızınız kılıyor ise sizin kılan birini bulana kadar sabretmeniz gerekir. Eğer kızınız, harama düşecek bir tehlike içinde bulunuyorsa yani artık sabredecek yanı kalmamış ise o takdirde evlendirebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz bir hatanız yoksa evham etmenize gerek yoktur. Bir de arkanızda sizden daha âlim birinin bulunduğunu biliyorsanız onun önüne geçmeyin. İmamlık bir meslek değildir; her mü'min namaz kılar ve kıldırır. Bunu böyle bilin ve cemaat sevabını kaçırmayın. Bu arada da bir ilmihal kitabını, bilen birinden muhakkak ders olarak okuyun. Allah amellerimizi kabul buyursun.
cami konusundaki diğer fetvalar
Atalarımız “papaza kızıp oruç bozulmaz” diye bir söz söylemişler. Dinimize dair sıkıntılarımız, bizi idare eden düzen sebebiyle camiyi terk etmek makul değil, eşiniz yanlış yapıyor. Kandil akşamlarını da yok kabul etmeyi doğru bulmadığımız gibi KURTULUŞ GECESİ gibi abartmayı da doğru bulmayız. Ortada bir çizgi geliştirmek gerekir. Eşinizle ne edin edin bu konuyu tartışarak aile içi huzurunuzu bozmayın. Şeytan için iyi bir fırsat olabilir bu. Bu tür düşünce sahiplerinin fikirleri değişken olur, zamanla farklı düşünebilir diye plan yapın. Siz çocuğunuzu bu tartışmanın içine düşürmeden yönlendirmeye bakın.
Camide olup cemaate katılmamak itikâftan daha değerli olanı ihmal etmek olur. Hem cemaate katıl hem boş işlerden uzak kal.
Zekât, cami inşaatı veya çalışan işçi ücreti olarak verilirse bu caiz değildir. Fakat gönderdiğiniz kimse zekâtları fakir olan kimselere verirse ve onlar arasında hocalar da varsa bu caizdir. Bu konuda kesin kanaate sahip olmak için hocamızın aşağıda yer alan linkteki fetvalarını da değerlendirmenizi tavsiye ederim. https://fetvameclisi.com/fetva/zekat-kime-verilir https://fetvameclisi.com/fetva/3-derneklere-zekat-ve-fitre-verilebilir-mi
Bir kere Müslüman telefonunda zil sesi olarak müzik tercih etmemelidir. Bu kendi başına bir hatadır. Biz müziği normal olarak kullanmayan bir ümmetiz. İkinci olarak da Cuma hutbesi esnasında önündeki halı ile bile meşgul olmak Cumanın sevabından mahrum olmayı gerektirir. Her ikisi için de istiğfar etmek gerekir. Tekrarı olmaması için samimi olmak yeterlidir.
Cuma hutbesi dinlenirken mesaj yazmak gayet yakışıksız ve sevap kaybettirici bir iştir. Çekilen tesbihle bile oynanması caiz değildir. Bunun için istiğfar etmeli ve tekrar yapmamaya azimli olmalıdır.
Sabah ve yatsı namazlarının cemaatle kılınmasını hararetle tavsiye eden hadisler vardır. Bu iki namazın camide kılınmasını mühim sünnetlerden biri olarak görmeliyiz. Tam anlamıyla sünnete bağlılık testinin en kritik noktalarından biri olarak da anlayabiliriz. Meselenin özü budur. Ancak sabah ve yatsı namazını camide cemaatle kılmayan münafıktır denemez. “Münafıkları o vakitte camide arayın” sözü, münafıkların gerçek bir iman sahibi olmadıkları için zor olanı yapıp sürekli olarak camiye gelemeyeceklerine işaret edilmektedir. Evet, bu gelememe iman açısından bir kayıptır ama camiye gelemeyen münafıktır denemez. Öyle bir hüküm yoktur da. İmanı korumak ve mü'mince yaşamak bakımından bir erime, şeytana kapılma bakımından gayet hassas bir nokta olarak görülmelidir ve sabah/yatsı namazları camide kılınmaya çalışılmalıdır. Böyle anlayabiliriz.