Fetva Meclisi
Soru
Cemaat içerisinde bulunduğumuz vakit bulunduğumuz cemaatin kurucusundan başka bir hocanın vaazlarını dinlemeye karşı çıkanlar yani soğuk bakanlar var. "Bu kimci? Bu hangi tarikattan/ cemaatten?" gibi sorular başka bir hocanın vaazını dinlediğimiz zaman soruluyor. Şu hocaefendinin vaazlarını dinleyin sadece diyenler var. Böyle konuşup da diğer islam alimlerini bilgisiz görmek doğru bir şey midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bizim cemaatimiz var, neden yok diyorsunuz ki? Hepimiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabının cemaatindeniz, elhamdülillah. Cemaatimizin tabelası mı olması gerekiyor? Artık örgütler, iletişim cihazları ile bir araya geliyorlar, biz de Kur'an'la bir araya geliyoruz. Cemaatiz, en büyük cemaatiz, en güçlü cemaatiz elhamdülillah. Kalbinizin rahat etmediği yerde durmanız gerekmez. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Çözümü görünmeyen sorunların içinde bocalamayın. İslam'ın berrak yüzü önümüzdedir Siz neden negatiflerle ilgileniyorsunuz? İslam'ın Müslümanlarında sorun var ama Peygamberinde sorun var mı? Kur'an'da sorun var mı? Şeytanın sizi oyalayacağı işlerle ilgilenmeyin, rahat edin.
Selamünaleyküm. Bu tespitiniz doğrudur, herkesin ekmek ticareti yaptığını düşündüğümüz bir pazar yerini andırıyor bu çalışma. Ortada bir eksiklik vardır ama eksiklik var diye de olanı reddetmemiz gerekmiyor. Başta siz olmak üzere eksiklik görenler gördükleri eksikliği gidermek için çalışacaklardır. Ayrıca yaygın olan sizin tespitinizdir ama İslam'ı bir bütün olarak ele alanların da varlığını inkâr etmemiz gerekmez. En iyisini bulmaya çalışırız, buluncaya kadar da eldekini değerlendiririz, böylesi daha iyidir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Şirke düştüğünü açıkça bilmediğiniz bir şahıs için iyi düşünmek zorundasınız. Oradaki cemaati bölmeyin, alenen bilmediğiniz hakkında da iyidir kararı vermeniz daha doğru olur.
Her şeyden önce alimlerin peygamberlerin varisleri olduğunu bilmek zorundayız. Onlara karşı genel bakışımız saygı ve hürmet üzerine kurulu olmalıdır. Şu kadar ki hiç kimsenin peygamber olmadığını da bileceğiz. Bu doğrultuda şu ilkelere dikkat etmemiz gerekir: Hak yani doğru olan kişilerle değil kişiler hak ile bilinir, ölçülür. Bu şu demektir: Biz birisi öyle dediği için onu hak kabul etmeyiz, hak öyle olduğu için o kişiyi kabul ederiz. Peygamber aleyhisselamdan sonra hiç kimse masum değildir. Hak da kimsenin tekelinde değildir. Herkes doğru da söyle yanlış da söyler olabilir. Her insan hata edebilir, doğruyu da yapmış olabilir. Kimse hatadan korunmuş olmadığı gibi doğru bildiğini söylemekten de kimse kaçınmamalıdır. Büyük bir alim de küçük veya büyük bir yanlış yapmış olabilir. Biz alime hüsnüzan besleriz. Yanlışı üzerine kişilik kurmayız. Bir alim ilimlerden birinde çok iyi ama diğer ilimlerden birinde iyi değil olabilir. Herkes her şeyi bilmek zorunda değildir. Yeni bir alim daha büyük bir alimin hatasını söyleyebilir. Onun görüşlerine katılmayabilir. Edep kuralları içinde kaldığı sürece bu saygısızlık değildir.
İslam'ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü'minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile asla vakit israf etmeyen, Kur'an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur'an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.