Fetva Meclisi
Soru
Günümüzde cemaatlerin büyük bir çoğunluğunun hizmet kıstası Müslümanların 5 vakit namaz kılması, haramdan uzak durması, Allah’ın emirlerini yerine getirmesi, ahlakını düzeltmesi, iyi bir insan olması için çalışılması olarak görülüyor. Bunlar güzel şeyler buna bir sözüm yok. Fakat şu husus hep kafama takılıyor. Peygamberlerin gönderiliş amacı Allah'ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak değil mi? Bugün neden birçok cemaat Allah'ın kanunlarının geçerli olduğu bir toplum ve düzen için çalışmıyor, Allah'ın dininin hâkim olmadığı, Allah'ın kanunlarının uygulanmadığı bir toplum ne kadar İslam toplumu olabilir ki, böyle bir toplumda İslam'a ne kadar hizmet edilebilir ki? Asıl hizmet bu değil midir? Neden cemaatler bu hususu görmezden geliyor. Ya da bu husus cemaatlerin işi değil mi? Böyle bir cemaat olmasa da manevi gelişimimize katkı sağlayan bir cemaatin sohbetlerine gitmek gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İyi mümin olmak birinci işimizdir. Kötü insandan uzak durmak ikinci işimizdir. Faydası olacak ve bizi yıpratmayacak bir tebliğ yani iyiliği ulaştırma vazifesi üçüncü işimizdir. Neyin iyilik getireceği neyin de kötülük getireceğini dengeleyerek iş yapmak dördüncü işimizdir. Kendimizi ümmetimizin bir ferdi, ümmetimizi de kendimiz gibi bilmemiz de temel hakikattir.
Selamünaleyküm. Cemaate katılma şartı diye bir şey yoktur. Mü'min olarak yaşama ve şeytana kapılmama şartı vardır. Bu şart nasıl gerçekleşiyorsa öyle yaşamak en iyisidir. Asıl cemaat, müminlerin namaz kıldıkları, haccettikleri ana cemaattir. Orada kaldıktan sonra ara isimlere takılmaya gerek yoktur. Kabiliyeti olanlar için oraları bir zorunluluktur.
Elbette mü'minlerin birbirlerini basit görmeleri hatta zararlı saymaları yanlıştır. Cemaat önderleri böyle bir anlayışa sebep olacak söz ve davranışlardan uzak durmalıdırlar. Şu iki husus da önemli bir tespit olarak zihnimizde bulunmalıdır: a- Nihayetinde cemaatlerin söyledikleri birbirlerinin zıddı şeyler değildir. Kur'an aynı, fıkıh aynı; nedir farklı olan o zaman? Metotlar farklıdır. Zaten itikat konularında bir farklılık varsa o takdirde biz kendimizi zararlı çevreden koruruz. Ama metot farklılıklarını öne sürerek cemaatler arasındaki mesafeyi büyütmek sakıncalıdır. İslam'ın ruhuna aykırıdır böyle bir şey. b- Belli bir ilmi seviyesi olmayan bir Müslüman'ın her çiçekten bal toplamaya kalkışması da iyi sonuç vermeyecek bir davranıştır. Ama bu, bir oradan bir buradan alma, zevke göre seçme şeklinde olduğunda yanlış olabilir. Kur'an'ı anlatan dinlenmeli. Temel ilkeleri anlatan dinlenmelidir. Bunda bir hata olmaması gerekiyor. Şüphesiz kalpleri ve niyetleri Allah Teâlâ bilir ama müşteri ve kaynak kaçırma endişesi sizin zikrettiğiniz konunun temelinde yatıyor olsa gerek. Allah'tan bizi fitneye düşmekten korumasını dileriz.
Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Bizim Allah Teâlâ ile olan kulluk ilişkimizin, insanlarla olan ilişkimizde hataya gerekçe olması kabul edilemez. İnsanî ilişkilerimiz kesinlikle hakka dikkat ederek yürümelidir. Sizin üzerinizde bir yanlışlık varsa ve bunda duygusal davranmadığınızdan emin iseniz önce haksızlık edenleri ikaz edin. İkazınız işe yaramazsa makul ve yasal olan bütün yöntemleri kullanın.
Peygamberimizin kendisine hicret ve cihad şartıyla biat etmek isteyen kimseye anne-babasının sağ olup olmadığını sorması ve sağ olduklarını öğrendiğinde, "Allah'tan mükâfat bekliyor musun?" diye sorduktan sonra "Öyleyse dön ve anne babana iyi bak/onlarla ilgilen!" demesini düşünmeni rica ediyorum. Anne babanın gönlünü inciterek vakıf hizmetlerinde bulunamazsın. İkinci sorunla ilgili olarak bu konuda seni/karakterini, aileni, evlenmek istediğin kızı tanıyan güngörmüş/tecrübeli birisiyle değerlendirmen daha doğrudur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Nüfustan sildirmenizi gerektirecek bir durum yoktur.
Selamünaleyküm. Üçüncü seneden sonra bırakmak için orada haramlar açısından bir tehlike oluşması gerekir. Girdikten sonra bırakmak da doğru olmayabilir. Hocalığa geçerseniz bugünleri de arayabilirsiniz. Hafızlığa devam etmeniz ve okulu bitirmeniz birleşebilirse en iyisi olur. İlahiyatı bitirin, bu arada yoğun bir takviye alın.
Selamünaleyküm. Orucunuzla ilgili bir sıkıntı yoktur, sadece bir gün kaza etmeniz yeterlidir. Allah afiyetini daim etsin. İsimle ilgili olarak da, makul bir isim olmadığını düşünüyoruz.
Halil Günenç hocaefendi, zamanımızın en önemli ilim adamlarından biridir. Fetvası ile amel edilir, büyüğümüzdür.
Selamünaleyküm. Mezhep din değildir. Sizin uygulamanıza karışmayacak ise evlenmenize de mani olmaz. Babanızın durumu ise sizin ailece halletmeniz gereken bir durumdur. Babanızı aşmamalısınız. Dolaylı yollarla onu ikna etmeyi deneyin.
Selamünaleyküm. Hemen evlenin, hemen. Geçmişe istiğfar edin. O dosyaları karıştırmayın. Evlenin, salih bir yuva kurun. O geçmiş karanlık işleri de takvanızın hızı haline getirin. Gecikmeyin, yeni bir tuzağa yakalanmayın. Bu seferki tuzağı şeytanın, sizi batırdığı tuzak olabilir, çok dikkat edin, acele edin.