Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Cemaatin çoğalması için cuma namazı geciktirilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazın vakti çıkmadan kılınacaksa cemaati beklemek daha uygundur.
Cuma namazının vakti öğlen namazının vaktidir. Üç mezhebin görüşü bu şekildedir. Sadece Hanbeli mezhebi fukahası öğlen vaktinden önce de kılınabileceğini söylemişlerdir. Sizin oradaki kardeşler oradaki şartlar nedeniyle bu içtihada uyuyorlarsa yaptıklarında sakınca yoktur deriz. Bunu onlara sorup öğrenin. Eğer bu ise tutumlarının nedeni sıkıntı yok kabul edin. Siz de cuma kılmamaktan ise onlarla beraber kılabilirsiniz. Cuma kılamadığınız zamanlarda ise muhakkak öğlen namazını kılın. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Âmin.
Böyle bir durumda öğlen namazını kılmalı idiniz.
Aleykümselam. Bu sadece Cuma namazı için geçerli olabilir. Diğer namazlar için geçerli değlidir. Meseleyi cemaati güçlü ve kalabalık tutma açısından ele almak gerekir. Yani bu kalabalık cemaat oluşturmaya bir teşviktir. Cuma namazının tek yerde kılınması yönündeki uyarılar da bu nedenledir. Öyle veya böyle farklı cemaatlerin varlığı namaza mani değildir.
CEVAP:Selamünaleyküm. Devlet için askeri veya stratejik yerlerden birinin nöbetini bekleyen için Cuma yerine öğlen namazı kılınabilir. Bunun dışındaki yerler için namaz kılmayan birini oraya geçici olarak bırakmak veya benzeri bir yönteme başvurulmalıdır. Cuma namazının cemaatsiz kılınması veya hiç kılınmaması mümkün değildir.
Kadınlar ve kendilerine cuma namazı farz olmayan hasta ve benzeri kimseler vakit girdikten sonra, imam cuma namazını bitirmeden önce kendi evlerinde öğle namazını kılarlarsa bu namaz geçerli olur. Kendilerine cuma namazı farz olmayan bu gruptakilerin şehirde veya şehir hükmünde olan bir yerde öğle namazında cemaat yapmaları mekruhtur; bu kimseler öğle namazını kendi başlarına kılarlar. Kendisine cuma namazı farz olan bir kimse ise özürsüz olarak cumaya gitmez ve imam cuma namazını bitirmeden önce kendi evinde o günkü öğle namazını kılarsa Hanefîlere göre bu namaz geçerlidir, fakat cumaya gitmediği için günahkâr olur. Diğer üç mezhebe ve Hanefîlerden İmam Züfer’e göre ise kıldığı öğle namazı geçersizdir. Bu kimse öğle namazını, cuma namazı kılındıktan sonra tekrar kılmalıdır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/83; Halebî, es-Sağîr, 343)
NAMAZ konusundaki diğer fetvalar
Cuma namazında hutbe, namazın sahih olmasının şartlarından biridir. Hutbe okunmadan kılınan bir cuma namazı sahih değildir. Bu nedenle hutbe okunurken en az bir erkeğin hazır bulunması gerekir. Ancak cuma kılabilmek için hutbeye yetişmek ve dinlemek şart değildir. Buna göre, mazeretine binaen okunan hutbeye yetişemeyen veya hutbeyi duymayan kişinin kıldığı cuma namazı sahih olur. Hutbeyi dinlemeye yetişemeyen kimse, cuma namazının ikinci rek’atına bile yetişse, imam selâm verdikten sonra ayağa kalkıp bir rek’at daha kılarak cuma namazını tamamlar. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/65-66)
Seferî kimse, hem seferî olan cemaate, hem de mukim olan cemaate imamlık yapabilir. Seferî olan kişi dört rek'atlı farz namazları iki rek'at kılacağı için mukim olan cemaate namaz kıldıracağı zaman, namaza başlamadan önce, “Ben seferîyim, ikinci rek'atın sonunda selâm vereceğim. Ben selâm verince siz selâm vermeksizin kalkıp namazınızı tamamlayınız.” şeklinde cemaati uyarması, karışıklığı önlemek bakımından uygun olur (Kâsânî, Bedâi‘, 1/101-102; Merğinânî, el-Hidâye, 1/81). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), Mekke’nin fethinden sonra Mekke’de kaldığı sürece namazları kısaltarak kıldırmış ve “Biz misafiriz, siz namazlarınızı tamamlayınız.” (Ebû Dâvûd, Salâtü’s-sefer, 10 [1229]) buyurmuştur. Hz. Ömer de (r.a.) aynı şekilde, Mekke’ye geldiği zaman dört rek'atlı farzları iki rek'at olarak kıldırmış ve mukim cemaate, “Mekkeliler! Namazınızı tamamlayınız; biz misafiriz.” (Muvatta’, Kasru’s-salât, 19) demiştir.
İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre cuma namazı, yerleşim yerlerindeki camilerde veya yakınlarındaki açık alanlarda kılınabilir. Cuma namazının yerleşim bölgesinde kılınmasını gerekli gören Mâlikîler, aynı zamanda bunun camide eda edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/170; Mevvâk, et-Tâc, 2/520; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/543; Kâsânî, Bedâ’i, 1/259- 261; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/242-243) Şu kadar var ki cuma namazı nerede kılınırsa kılınsın dinen yetkili mercilerden izin alınması gerekir.
Cuma namazı; Kitap, Sünnet ve icma ile sabit olup hutbeyi de içeren, cemaatle kılınan iki rek'atlı, diğer namazlardan farklı özellikler taşıyan ve her mükellefin yerine getirmesi gereken farz-ı ayn bir namazdır (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/81). Allah Teâlâ, cuma namazı vaktinde çalışma ve alışveriş yapma ile ilgili olarak, “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, alışverişi bırakıp hemen Allah’ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın, Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. ” (el-Cum'a, 62/9-10) buyurmaktadır. Âyetten anlaşıldığına göre, cuma namazından önce ve sonra çalışmak ve alışveriş yapmakta bir sakınca yoktur. Ancak cuma namazı kılmakla yükümlü olanların cuma saatinde alışverişi terk etmeleri ve camiye gitmeleri gerekir. Bu itibarla cuma namazı kılmakla yükümlü olmayanlar alışveriş yapabilirler. Cuma namazı kılmakla yükümlü olanların cuma saatinde alışveriş ile meşgul olmaları tahrîmen mekruhtur; ancak yapılan alışverişle elde edilen kazanç helaldir. Ayrıca cuma namazı ile mükellef bir tüccarın, iş yerinde cuma namazıyla mükellef olmayan bir kimseyi çalıştırmasında ve bu şekilde kazanç elde etmesinde bir sakınca yoktur (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/161).
Cezaevindeki mahkûmlar cuma namazı kılmakla mükellef değildir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/157). Cezaevi şartlarında cuma namazı kılma imkânı bulamayan kimseler, cuma namazı kılmadıkları için günahkâr olmazlar. Ancak öğle namazını kılmakla yükümlüdürler. Bununla birlikte yetkili makamlardan izin alınması hâlinde ceza ve tutukevlerinde de cuma namazı kılınabilir. Bu imkânın bulunması hâlinde, mahkûm olan bir şahsın cuma namazı kıldırması caizdir.