Fetva Meclisi
Soru
Müslim’de bir hadis okudum ve bir konuda size danışma ihtiyacı duydum. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ‘Aşırı cimrilikten sakının. Çünkü o sizden evvelkileri helak etti’ buyuruyor. Cimrilik ile tutumlu olmak arasındaki sınırı nasıl belirleyeceğiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Kıymetli kardeşim, elbette ki meramını ifade edip rahatsız olduğun bu duruma müdahale etmelisin. Ama bu durum kadar önemli olan bir diğer durum da bunu en güzel bir dille ifade edebiliyor olman. Meramını ve rahatsızlıklarını, karşı tarafı incitmeden, kabul edilebilir bir şekilde ifade etmek büyük bir sanattır. Ve her Müslümanın bu sanatı becermesi gerekir. Siz de bu konuda gerekirse konuşmalar hazırlayıp en güzel şekilde ifade etmeye çalışın. Empatik, ben dili kullanılarak yapılan bir konuşma inşaallah etkili olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Biz, dinimizi ashabı kiramdan öğrendik; onların yapmadığını DİN OLARAK yapamayız. Ashabı kiramdan o şekilde bir zikir çeşidi nakledilmemiştir. Yapılan işin içeriğinin güzel olması ibadet şekli olmasını gerektirmez. Bir mecliste oturup fıkıh öğrenmek, tefsir öğrenmek daha bereketlidir.
Aleykümselam. Bu âyetin öncesinde Allah Teâlâ, Peygamber aleyhisselamın hanımlarına emir ve yasaklarda bulunduktan sonra, o emir ve yasakların gerekçesini bu ifadeyle izah etmektedir. Bu da âyetten şu anlamı çıkarmaktadır: ‘Allah, size emirler ve yasaklar vererek sizi tertemiz yapmak istiyor, sizden pisliği yani günahı uzak tutmak istiyor
Aleykümselam. Ailenizin rızkını kısarak bir hayır yapmanız doğru olmaz. Kirada oturmak ise bir rızık kısılması değildir. Kardeşleriniz, özel bir durum söz konusu değilse sizin mesuliyetinizde değildirler. Sohbet grubunuza bir daire alın ama ailenizin maişetinizin zorlanmasına neden olmadan yapın bunu. Bir de bu tür iyilikler yapılırken daha sonra kardeşler arasında sıkıntılar oluşabilmektedir. Buna da dikkat etmeye çalışın; kimin üzerine alacaksınız, masraflarını nasıl karşılayacaksınız, kapatılacak olsa nasıl elden çıkarılacak? Gibi sorular sıkıntıdır haberiniz olsun. O evi kirada tutun daha iyi edersiniz.
Aleykümselam.Allah'ın dinine davet etmek, dinin yaşanması için gayret etmek elbette görevlerimizdendir. Ne var ki, öncelikli ve şartsız görevimiz kendimizi ateşten korumak olmalıdır. Yanarak yanmaktan kurtarmak olmaz. Bu bir hatadır. Ashabı kiramdan daha büyük hizmet ehli olmak, onlardan daha iyisini yapmak mümkün müdür? Bir zaman sonra da, başkalarının namaz kılabilmesi için namazı terk etmek, birilerinin oruç tutması için oruç tutmamak gibi bir safsata çıkabilir önümüze. Örneğimizi günümüzün Müslümanlarından alamayız. Ashabı kiram bizim örneğimizdir. Kendinizi yaşıtlarınızla kıyaslamayın. Başarıyı da rakamlarla ve görüntülerle ölçmeyin. Allah'ın rızasına ölçün ölçtüğünüzü. Peygamber aleyhisselamın Sünnet'ine uyabildiğimiz kadar, ashabı kirama benzeyebildiğimiz kadar iyi yoldayız demektir. Medyanın şirin gösterdiğine imrenirsek aldanmış olabiliriz. Doğru olan az olabilir. Az olması doğruluğunu değiştirmez. Altın azdır demir çoktur ama demir hep demirdir.