Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Youtube'da sizin "Ashab-ı Kiram Günahsız mıdır?" sohbetinizde "Günahtan korunmuşluk sadece Peygamberlere mahsustur" sözünüzü duydum. Ahzab suresi 33. ayette geçen إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا ifadesini nasıl anlamamız lazım sizce? Ayette "Rics" ve "yutahhirekum tathîrâ" ifadelerini nasıl anlamalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.Allah'ın dinine davet etmek, dinin yaşanması için gayret etmek elbette görevlerimizdendir. Ne var ki, öncelikli ve şartsız görevimiz kendimizi ateşten korumak olmalıdır. Yanarak yanmaktan kurtarmak olmaz. Bu bir hatadır. Ashabı kiramdan daha büyük hizmet ehli olmak, onlardan daha iyisini yapmak mümkün müdür? Bir zaman sonra da, başkalarının namaz kılabilmesi için namazı terk etmek, birilerinin oruç tutması için oruç tutmamak gibi bir safsata çıkabilir önümüze. Örneğimizi günümüzün Müslümanlarından alamayız. Ashabı kiram bizim örneğimizdir. Kendinizi yaşıtlarınızla kıyaslamayın. Başarıyı da rakamlarla ve görüntülerle ölçmeyin. Allah'ın rızasına ölçün ölçtüğünüzü. Peygamber aleyhisselamın Sünnet'ine uyabildiğimiz kadar, ashabı kirama benzeyebildiğimiz kadar iyi yoldayız demektir. Medyanın şirin gösterdiğine imrenirsek aldanmış olabiliriz. Doğru olan az olabilir. Az olması doğruluğunu değiştirmez. Altın azdır demir çoktur ama demir hep demirdir.
a- Meri yasalara uygun ve insana zulüm olmayan, Allah’ın Şeriat’ına muhalif olmayan her emre uymaya mecbursunuz. b- Sizin açınızdan net bir iyilik olmayan ama aykırılığını da belgeleyemediğiniz emirlere de uymak durumundasınız. c- Açık bir haram veya açık bir zulüm olan işlerde ise İKAZ ETMEK durumundasınız. İkazınız fayda vermiyorsa haram ve zulme maşa olmayacaksınız. Yasal haklarınızı ve benzeri fırsatları değerlendireceksiniz. Buna rağmen emir veriliyorsa itaat etmeyeceksiniz. İşinizden atılmanız aç kalmanız demek olmaz. Rızık Allah’ın elindedir.
Selamünaleyküm. Müslüman kadının, eşi dışındakiler için süslenmesi caiz değildir. Bu bir nefis terbiyesi meselesidir. Cihadı sadece Filistin'deki Müslümanların sorunu olarak görmenin sonucu sudur. Cihat, her çeşit isyana karşı mücadele etme azminin adıdır. Sizin de Müslüman bir hanım olarak, kendinizi kimin ne diyeceği endişesinden arınma mücadelesi yapmanız gerekiyor. Mesele budur. Gayret edin yılmayın.
Aleykümselam. Meseleyi bir de şu açıdan ele alın: Evet, namaz eksiğiniz var ve bu eksiklik hayatî denecek düzeyde bir eksikliktir. Bunu, aşmanız gereken barikatlardan biri olarak görün. Henüz yoldasınız kabul edin. Daha kat edeceğiniz çok mesafe var. Sabrederek ve yılmadan yola devam ederek bunu da aşacaksınız. Kenara çekilmeyin, umutsuz kalmayın; YARIM VAKİT bile olsa bir namaz bir namazdır deyip devam edin. Bu badireyi de geçtiğiniz göreceksiniz biiznillah. Size dualar ederim.
Selamünaleyküm. Siz, bu meseleden önce kendinizi nerede tutmanız gerektiğine bakmalısınız. İnternete bakar gibi Kur'an'a bakmak mümkün mü? Bir ilmihal kitabı alın, oraya göre dininizi yaşayın; rahat edeceğiniz usul budur. Allah'a emanet olun.
Anne ve babalarımızın önünde bizim elimiz ve kolumuz, hatta gözümüz, kulağımız bağlıdır. Onlara muhakkak itaat edecek, her ikisinin gönüllerini almaya çalışacağız. Bilhassa yaşlanıp, aciz hale geldiklerinde bu yükümlülüğümüz yoğunlaşmaktadır. Allah’ın kesin emirlerinden biri budur. Arkadaş, eş, iş gibi nedenlerle onları üzemeyiz. Allah korusun, bir anne veya baba ahı bütün hayatımızı zehir edebilir. Bir “ah” yıllar sonra karşımıza çıkıp bizi kahredebilir. Özet olarak şunu bilmeliyiz: Biz anne babalarımızın huzurunda yokuz, onlar ne istiyorsa öyledir. Ancak anne babamızdan ve herkesten önce üzerimizdeki en büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkı önüne hiçbir hakkı geçiremeyiz. Mesela, namaz vakti geldiğinde namaz kılmamız Allah’ın emridir. Bu emri aşabilecek başka bir emir olamaz. Aynı şekilde Allah’ın yasaklarından birine karşı, o yasağı işlememizi emredebilecek bir makam da yoktur. Önce Allah’ın emri geçerlidir. Sonra da O’nun emir ve yasaklarıyla çelişmeyen diğer emirler geçerlidir. Babamızın bizi sigara satın almaya göndermesi, bir günaha alet olmamız anlamına gelmektedir. Sigara, insanlığın topluca nefret ettiği bir pisliktir. Babamızın ona müptela olması, bizim de alet olmamızı gerektirmez. Babamızın o emrine itaat etmeyiz. Ama ona karşı nezaketimizden de geri durmayız. Nazik ve hassas bir şekilde sigara almaya gidemeyeceğimizi ifade eder, ondan özür dileriz.
ahzâb suresi konusundaki diğer fetvalar
Ahzab Suresi 32/33 ayetlerinde bu kelimeyi bulabilirsiniz. TEBERRÜC, ziynet ve kıyafetlerin dikkat çekecek şekilde ortaya dökülmesidir.
Selamünaleyküm. Haramdan çekinmeyene verilebilecek bir cevap yoktur. İkna etmek için değil tebliğ etmek için uğraşırız.
Erkekler ve kadınlar hepimiz Allah’ın kullarıyız. Allah bir hususta erkek/kadın ayrımı yapmadıkça bizim öyle bir ayrım yapmamız asla doğru olmaz. Allah erkeği ve kadını kulu olarak görüyor. Biz de birbirimizi “Allah’ın kulları” olarak görmeliyiz. Bu bir denge çizgisidir. Bu çizgide Allah’ın rızası vardır. Çizgi dışında da şeytanın rızası vardır. Kur'an’da emredilen ve yasaklanan ne varsa erkekler kadar kadınlar da ona muhatap olurlar. Ancak Allah Teâlâ ve elçisi, “kadın hariç” gibi bir ayrıntı getirirse o zaman o konu erkeğe mahsus sayılır. Âl-i İmran suresinin 159. âyeti Peygamber aleyhisselama “onlarla istişare et” diye emretmektedir. Âyette geçen “onlar” mü'minlerdir. Mü'minler ise erkekler ve kadınlardan oluşmaktadır. Allah kullarını farklı görmedikçe kullar kendileri farklılıklar oluşturamazlar. Kadınlarla istişare etmeyi yasaklayan açık bir nas/bilgi yoktur. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere tarihimiz, aklı ve görüşü ile ufuk açmış kadınların örnekleriyle doludur. Müslüman kadınların Müslüman topluma katkısını ne toplum olarak ne de en küçük birim olan aile olarak ihmal edemeyiz. Bunun sakıncası bütün topluma mal olur. Ahzab suresinin otuz beşinci âyeti adeta dinin bir erkek dini olmadığını bir defadan daha fazla kere tekrar etmektedir. Hadis kitaplarını incelediğimizde Peygamber aleyhisselamın kadınlarla istişare ettiğini ve görüşlerine değer verdiğini görürüz. Sıradan bir kadın bile onu bir kenara çekip derdini anlatabiliyor ve o da ona itibar ediyordu. Ondan sonraki Raşid halifeleri de onun bu sünnetini ihya ettiler. Ashab-ı Kiram, Peygamber aleyhisselamdan sonraki dönemde tıkandıkları konularda Aişe radıyallahu anhaya gidiyorlardı. Tabiin büyüklerinden İbn-i Sirin, Ömer radıyallahu anhın kadınlarla istişare ettiğini ve hoşuna giden görüşlerini aldığını haber vermektedir. Sahabe kadınlarının görüş belirtmekten sakındıklarına dair bir bilgi kitaplarımızda mevcut değildir. Bugüne kadar bu ümmetin içinde bir âlim, sadece kadın olduğu için aktardığı bilginin reddedildiğine dair bir dedikodu dahi olmamıştır. Binlerce hadis kadınların dilinden bize ulaşmıştır. Peygamber aleyhisselamın sözlerini aktarma hakkı olan kadınların diğer bilgilerde istişare edilemez olmasını söylemek mümkün değildir. Ümmü Seleme annemizin Hudeybiye Sulhu esnasındaki istişaresinin ne kadar mübarek olduğu da ayrı bir örnektir. Biz mü'minler olarak yaşam tarzımızı Allah’ın razı olacağı şeyler üzerine belirledikten sonra onu söyleyenin ne erkek olmasını ne de kadın olmasını önemsemeyiz. Allah’ın rızası esastır, onun şeriatı çizgimizdir. Kadın da söylese o bizimdir. Çizgi dışındakini erkek bile söylese değeri yoktur. Özellikle aile içi meselelerde kadınların görüşlerine itibar edilmesi hadislerdeki uygulamanın gereğidir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, kız çocukları konusunda kadınlara danışılmasını emretmiştir. (Ebu Davud, 2095) Bazı kaynaklarda kullanılan “onlara danışın ama dediklerini yapmayın” şeklindeki ifade hadis olarak batıldır, aslı yoktur.
Ayetin Peygamber aleyhisselamı ve annelerimizi kasteden bölümü vardır ama kıyamete kadar yaşayacak bütün mü'minlere ahlak gösteren örnekliği de vardır.