Fetva Meclisi
Soru
Selamün Aleyküm hocam. Sorum "haremlik-selamlıkla" ilgili. Bazı insanlar Nûr sûresinin 61. âyetini kullanarak, arkadaşların ve onların hanımlarıyla oturmak, beraber, yani aynı masada yemek yemenin serbest olduğunu söylüyorlar. Ama diğer yandan bildiğimiz gibi, Ahzâb suresinin 53 ayeti var. Bu insanlara nasıl cevap verebiliriz? Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Allah’ın haramlarından bir harama karşı uyanık olmayanı şeytan ilk fırsatta ateşe kaydırır. Dikkat edin, uzak durun; evlenmeniz caiz olan biri ile tam bir yabancı gibi ilişkiniz olsun. Geçmiş muhabbetler, günübirlik anlayışlar ateşten kurtarmaz.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz masalar yan yana olmayacak mı? Bunu ancak, daha büyüğüne göre biraz daha kaçak kalmış günah sayabiliriz. Bu da bir kaymadır neticede. Erkeklerin kendi aralarında, kadınların da kendi aralarında eğlenmeleri caizdir. Bu eğlenmede, haram müzik, haram sözler olmamalıdır.
Aleykümselam. Haramı izlemeniz de haram olur.
Selamünaleyküm. Adak kurbanından zenginin yememesi gerekir. Oradaki katılımcılar arasında zenginler de bulunacağından uygun olmaz.
Selamünaleyküm. Yüzde yüz haramla oluşan bir sofraya oturamayız. Karışık olan kazancın sofrasına ise tebliğ maksatlı olarak oturabiliriz ama karnımızı doyurmak gibi bir maksatla oturmak bizi zayıflatır, imani direncimizi eritir.
Selamünaleyküm. Bir haram iş ihtiva etmedikçe örftür, uygulanabilir.
ahzâb suresi konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bu âyetin öncesinde Allah Teâlâ, Peygamber aleyhisselamın hanımlarına emir ve yasaklarda bulunduktan sonra, o emir ve yasakların gerekçesini bu ifadeyle izah etmektedir. Bu da âyetten şu anlamı çıkarmaktadır: ‘Allah, size emirler ve yasaklar vererek sizi tertemiz yapmak istiyor, sizden pisliği yani günahı uzak tutmak istiyor
Ahzab Suresi 32/33 ayetlerinde bu kelimeyi bulabilirsiniz. TEBERRÜC, ziynet ve kıyafetlerin dikkat çekecek şekilde ortaya dökülmesidir.
Erkekler ve kadınlar hepimiz Allah’ın kullarıyız. Allah bir hususta erkek/kadın ayrımı yapmadıkça bizim öyle bir ayrım yapmamız asla doğru olmaz. Allah erkeği ve kadını kulu olarak görüyor. Biz de birbirimizi “Allah’ın kulları” olarak görmeliyiz. Bu bir denge çizgisidir. Bu çizgide Allah’ın rızası vardır. Çizgi dışında da şeytanın rızası vardır. Kur'an’da emredilen ve yasaklanan ne varsa erkekler kadar kadınlar da ona muhatap olurlar. Ancak Allah Teâlâ ve elçisi, “kadın hariç” gibi bir ayrıntı getirirse o zaman o konu erkeğe mahsus sayılır. Âl-i İmran suresinin 159. âyeti Peygamber aleyhisselama “onlarla istişare et” diye emretmektedir. Âyette geçen “onlar” mü'minlerdir. Mü'minler ise erkekler ve kadınlardan oluşmaktadır. Allah kullarını farklı görmedikçe kullar kendileri farklılıklar oluşturamazlar. Kadınlarla istişare etmeyi yasaklayan açık bir nas/bilgi yoktur. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere tarihimiz, aklı ve görüşü ile ufuk açmış kadınların örnekleriyle doludur. Müslüman kadınların Müslüman topluma katkısını ne toplum olarak ne de en küçük birim olan aile olarak ihmal edemeyiz. Bunun sakıncası bütün topluma mal olur. Ahzab suresinin otuz beşinci âyeti adeta dinin bir erkek dini olmadığını bir defadan daha fazla kere tekrar etmektedir. Hadis kitaplarını incelediğimizde Peygamber aleyhisselamın kadınlarla istişare ettiğini ve görüşlerine değer verdiğini görürüz. Sıradan bir kadın bile onu bir kenara çekip derdini anlatabiliyor ve o da ona itibar ediyordu. Ondan sonraki Raşid halifeleri de onun bu sünnetini ihya ettiler. Ashab-ı Kiram, Peygamber aleyhisselamdan sonraki dönemde tıkandıkları konularda Aişe radıyallahu anhaya gidiyorlardı. Tabiin büyüklerinden İbn-i Sirin, Ömer radıyallahu anhın kadınlarla istişare ettiğini ve hoşuna giden görüşlerini aldığını haber vermektedir. Sahabe kadınlarının görüş belirtmekten sakındıklarına dair bir bilgi kitaplarımızda mevcut değildir. Bugüne kadar bu ümmetin içinde bir âlim, sadece kadın olduğu için aktardığı bilginin reddedildiğine dair bir dedikodu dahi olmamıştır. Binlerce hadis kadınların dilinden bize ulaşmıştır. Peygamber aleyhisselamın sözlerini aktarma hakkı olan kadınların diğer bilgilerde istişare edilemez olmasını söylemek mümkün değildir. Ümmü Seleme annemizin Hudeybiye Sulhu esnasındaki istişaresinin ne kadar mübarek olduğu da ayrı bir örnektir. Biz mü'minler olarak yaşam tarzımızı Allah’ın razı olacağı şeyler üzerine belirledikten sonra onu söyleyenin ne erkek olmasını ne de kadın olmasını önemsemeyiz. Allah’ın rızası esastır, onun şeriatı çizgimizdir. Kadın da söylese o bizimdir. Çizgi dışındakini erkek bile söylese değeri yoktur. Özellikle aile içi meselelerde kadınların görüşlerine itibar edilmesi hadislerdeki uygulamanın gereğidir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, kız çocukları konusunda kadınlara danışılmasını emretmiştir. (Ebu Davud, 2095) Bazı kaynaklarda kullanılan “onlara danışın ama dediklerini yapmayın” şeklindeki ifade hadis olarak batıldır, aslı yoktur.
Ayetin Peygamber aleyhisselamı ve annelerimizi kasteden bölümü vardır ama kıyamete kadar yaşayacak bütün mü'minlere ahlak gösteren örnekliği de vardır.