Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz üç arkadaş bir evde oturuyorduk. Tuvalet ve banyo terliğini salonda halının üzerinde bulduk ama eminiz hiçbirimiz o terliği orada bırakmadık, necaset sonuçta. Bu olayın bir saat öncesinde kapının kendiliğinden örtüldüğünü gördük ve açıkçası çok korktuk. Biraz araştırdık ve üç harflilerin eşyaların yerini değiştirdiğini okuduk. Hocam bu doğru mudur? Bu yaşanılan durumu neye bağlayabiliriz, üç harflilerle ilgili bir durum olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Cinlerden korku, genellikle bilinmezlikten ve çevreden duyulan hikâyelerden kaynaklanır. Cinler Allah’ın yarattığı varlıklardır ve bizim üzerimizde doğrudan bir güçleri yoktur. Onlar bize zarar veremez ancak vesvese ve korkutmayla insanın zihnini etkileyebilirler. Cinlere karşı alınabilecek tedbirlerden bazıları şunlardır: a) Dua okumaktır. Okunabilecek dualardan bazılarına yer verebiliriz. Felak ve Nas Sureleri: Bu sureler cinlerden ve tüm görünmez varlıkların şerrinden korunmak için etkilidir. Sabah ve akşam üçer kez okuyabilirsiniz. Ayet-el Kürsi: Özellikle yatmadan önce okuyarak kendinizi Allah’a emanet edin. Fâtiha suresini okumak. Bismillah demek: Her işe başlarken “Bismillah” demek, Allah’ın koruması altına girmektir. b) Temizlik: Evde gereksiz korku yaratan hurafe veya hikâyelere dair nesneler bulundurmayın. Temiz bir ortamda yaşamak (hem maddi hem manevi temizlik) cinlerin etkisini engeller. c) Tevekkül: Allah, sizi en güçlü şekilde koruyandır. Cinler de Allah’a boyun eğmiş varlıklardır ve yalnızca Allah’ın izniyle bir şey yapabilirler. Bu bilinçle korkularınızı azaltabilirsiniz.
Bunu gündem yaparsanız büyür gider bu konu. Ne kadar cin gördünüz, ne kadar cin zannettiniz belli değildir. Takipçisi olmayın bunun. Eğer gündüz de sizi rahatsız etmeye başlarsa bir ehline gidebilirsiniz. Ama kovalayıp kendinize dert üretmeyin öncelikle.
Böyle bir iddianın ispatı ehli tarafından yapılabilir. Genelde karmaşık görülen her şeye böyle bir teşhis konmaktadır. Önce psikolojik olarak tedbirinizi alın. Doktorlara gidin onlardan bir sonuç çıkmaz ise o zaman cinlerden anlayan birine gidebilirsiniz.
Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.
Evvela şunu bilmek gerekir ki neyin hakkımızda hayırlı olup neyin şerli olacağını biz bilemeyiz Allah bilir. Belki de Allah onu, böylece büyük belalardan koruyor. Sonra şunu tespit etmek lazım, neden hedeflediği yere varamıyor? Eksik olan ne? Yanlış olan ne? Bunu en iyi, iyi bir rehber öğretmen ile güzel bir analizle çözebilir. Rehber öğretmen eşliğinde tespit edilen eksikliklerin ve yanlışlıkların giderilmesinden sonra yeniden denenmesinde fayda var. Her şeye rağmen bazen olmaz. Allah belki de onu başka bir kabiliyette yaratmıştır. Filin uçmaya çalışması, balığın yürümeye çalışması veya kuşların suyun altında yaşamaya çalışması, ne kadar isteyip çalışsalar da fıtrat ve kabiliyetlerine uygun olmadığı için istenilen sonuçlara ulaşması da o derece düşük ihtimal olur. O halde çocuğun yeteneğini tespit edip o yoldan yürümeye teşvik etmek herkes için daha iyi olur inşaallah. Bu süreçte siz bir ebeveyn olarak daima şefkatini gösterip onu yatıştırmaya ve ona bu gerçekleri hatırlatıp doğru yerlere yönlenmesini, doğru kişilerle istişare etmesini ve doğru adımlar atmasını sağlamaya çalışın. Onu eleştirmediğinizi, onun yanında olduğunuzu hissettirmeye çalışın. Diğer çocuklarınıza da zaman zaman onarıcı konuşmalar yaparak bu imtihanı inşaallah en az hasarla atlatırsınız. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bir talebe olarak yapabileceğiniz bununla sınırlı olabilir. Şunu unutmayacaksın: Senin mümin bir genç olarak vazifen dünyayı düzeltmek değildir. Vazifen gafil olmamak ve yapabileceğini yapmaktır. Sonuçlar Allah’ın takdirindedir. Sen kimsenin kalbine hükmedemezsin. Ama bütün kalplere sesini duyurmak için çırpınırsın. Bütün asırlarda bütün müminlerin kaderi böyle olmuştur. Belki bir adım ilerisi olarak senin bu hassasiyetini paylaşan bir sivil toplum çalışmasına katılırsın, katılmışları desteklersin. Bu kadar, gerisini Allah’a bırak. Uygulaman güzel, öyle devam et ve moralini bozma sakın. Sen ibadet yapıyor gibi yap, sonucu Allah’a sal.
cin konusundaki diğer fetvalar
Soy ismin değiştirilmesinin dinen bir sakıncası yoktur. Bu sizin kişisel bir kararınız olur.
Önce bunun ne kadar MUSALLAT ne kadar psikolojik bir vaka olduğunu bilmek gerekir. Bunu da iyi bir psikologla görüşerek tespit edebiliriz. Eğer psikolog ve gerekirse psikiyatr süreci fayda vermezse adına cinci denen birine gidilebilir.
Allah Teâlâ afiyet versin kardeşimize. Cin olmaz diyemeyiz ama bu anlatılan sıkıntı büyük oranda doktorluktur. Bu tür sıkıntısı olan kardeşlerimiz ne yazık ki en son doktoru düşünmektedirler. Acilen bir doktora gitmelidir.
Böyle bir şey bilmiyorum. Yakarak imha edebilirsiniz.
Akılsız ve anlamsız bir iş bu. Uzak dur.
Cinlerle yardımlaşarak bunu yaptığını söyleyenlerin yanında bilimsel yöntemler kullanarak yapanlar da bulunabilir. Siz, sağlık bakanlığının izin verdiği yöntemleri helal bir şekilde kullanarak yapmanız mümkündür, yapabilirsiniz.