Fetva Meclisi
Soru
6 yaşında Kur’an talebesi bir kızım var. Özel bir kreşte 4 yaşından beri eğitim görüyor. Hemen hemen 7-8 sayfa ezberi var, ikinci hatmini yapmak üzere. İlmihal bilgisi de oldukça iyi elhamdülillah. Kur'an’ı ve okumayı çok seviyor. İlkokul dönemi geldi ve bu eğitim mecburi. Ancak ben çocuğumun almış olduğu ahlakın ve eğitimin zarar görmesini istemiyorum. Bana tavsiye edebileceğiniz bir okul veya kolej var mı? Ne yapmamı önerirsiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Beş yaşında çocuğunuzu hafız yapma arzunuz mükemmel ve mübarek bir duygudur. Yürekten tebrik ederim. Ama bulunduğumuz ortam itibarı ile getirisi ile götürüsü arasında yakınlık olmayan bir uygulamadır. Maalesef size onu yapmanızı tavsiye edemeyeceğim. Yapanlar vardır. Ama onların da çocukları üzerinde umduklarını bulabildiklerini söylemek zor. Özellikle size tavsiyem, çocuğunuzu Kur'an sevdalısı biri olarak yetiştirin. Hafız olmasın ama Kur'an denen yerde ayağa kalksın. Kur'an üzere yaşama hasreti taşısın. O yaşta acilen vermeniz gereken bilgi ve heyecan budur. Bunu da siz, anne ve baba olarak vereceksiniz. Çocuğunuza buna uygun bir muhit oluşturacaksınız. Evinize giren çıkan yakınlarınızı, misafirlerinizi buna göre belirleyeceksiniz. Bu büyük ve uzun bir mücadeledir. Bunu becerebilirseniz, zaten bir zaman sonra çocuk kendini Kur'an'a vermek isteyecektir. Umarım, maksadı anlatabilmişimdir. Evet, uzun bir harita çizdim ama uygulanabilmesi bakımından bu daha pratiktir. Dualar ederim, dualarınızı beklerim.
Allah Teâlâ sizi emelinize kavuştursun. Kur'an hafızı olmak çok önemli değildir. Önemli olan Kur'an ehli olabilmektir. Çocuğunuzun üzerindeki emelinizi bu isimle anın. Kur'an'ı ezberlemese bile Kur'an ehli olduğu zaman dünya ve ahiretinizi kazanmış olursunuz. - Bir kere, çocuğunuzu Kur'an ehli yapmayı, sizin için tıpkı hacca gidip cennet kazanmak gibi büyük bir iş olarak görün. Hatta yer yer haccetmekten de önemli görebilirsiniz. - Bu hususta eşinizle hem fikir olmaya gayret edin. Şeytan sizin aranızdaki düşünce farkını büyütüp çocuğu boşluğa çekebilir. - Böyle bir emelde insanların sizin etrafınızda kümelenerek tebrikler yağdıracağını zannetmeyesiniz. Tam aksine, hiç ummadıklarınızdan şeytanı bile güldürebilecek tepkiler görmeye hazır olun. - Hafızlık, ortalama iki yılda biter. Bir yıl da sürebilir, üç yıl da sürebilir. Normal süre böyledir ama siz en az elli yıl sürecekmiş gibi hazır olun. Elli yıl sürecek bir proje olarak görün bunu. Böylece şeytan sizi ikinci basamakta yıldıramaz. Pes etmezsiniz. - Hafızlık veya Kur'an ehli çocuk yetiştirmek, hafız olmaktan ya da Kur'an ehli olmak için çalışmaktan çok daha zordur. Çok, çok daha zordur! Buna hazırlıklı olun. Yer yer, 'ben kendim mi hafız olsa idim?' diyebilirsiniz. - Sakın hafızlığı evde yaptırmayı denemeyin. Riski ikiye katlayabilirsiniz. Muhakkak ev ortamının dışında olsun denemeniz. - Hafızlık, onu yapacak talebe kadar yaptıracak hoca işidir aynı zamanda. Bulduğunuz hocanın, hafız yetiştirmeyi Bedir'de cihat etmekten daha hafif görmesi durumunda ona çocuk teslim etmeyin. Hoca aramaya devam edin. Bu süre zarfında da çocuk, Kur'an ehli yetiştirmeyi 'hocalık' zannedecek birinin elinde sürece hiç başlamasın. Ayarları ile oynanmış bir çocuğun hafızlık süreci neredeyse tıkanmış gibi olur. Şöyle de diyebiliriz: Hafızlık sevdası, ayarlarıyla oynanmış bir çocuğun hafızlığından daha iyidir. - Gerek hafızlık öncesinde ve gerekse süreç işlerken çocuğu sürekli abluka altında tutacaksınız. Emsalleri ile bir aralığına dikkat edeceksiniz. Tamamen tecrit ederseniz kompleksli, kendini hiç sayan bir çocuk yetiştirirsiniz. Büyük ihtimalle de psikolojik sorunları olan bir çocuğunuz olur. Hafız da olabilir ama öyle olur. Karma bir ortamda tutarsanız bu sefer de hafızlık yaptıracak bir akıl bırakmazsınız çocukta. Ortasını bulmaya da 'Bedir'deki iş' diyoruz. - Hafızlık öncesinde ve süreç işlerken, çocuğun matematik zekasının ezber zekasını ezmemesine dikkat etmelisiniz. Matematik zekâsı ezber zekâsını ezerse hafızlık işi yokuşa sürülmüş olur. Oyuncağından espriye kadar her alanda buna dikkat etmeniz gerekir. - Yavrunuz, dört yaşından itibaren, hafızlık süreci için incelenmelidir. Dört yaşını doldurduğunda mesela bize getirebilirsiniz. Beş yaşını doldurunca da muhakkak çocuğu, bir Kur'an hafızı yetiştirebilecek hoca görmelidir. Bu hocanın kimliğini tekrar vurguluyorum: Bir hafız yetiştirmeyi, Bedir'deki üç yüz kişiden biri olmak şeklinde algılayacak. Bedir mücahitleri gibi sabırlı olacak. - Yavrunuz beş yaşında bu testlere girmeye başladığında hafızlıkla ilgili zaman da belirlenebilir. Genelde on yaşına kadar acele etmemeyi tercih ediyoruz. On yaşından sonra da zaman başladı diyoruz. Yirmi beş yaşına kadar da geç kalma yoktur. - Benim şahsi kanaatim, mevcut şartlarımızda zorluk ortamından yola çıkarak yaptığım tespitlerde, okul hayatının çocuk için hafızlık yolunu tıkatmayacağını düşünüyorum. Üniversite bile bu yolu tıkatamaz. Tıkatan, çocuğun kafasında Kur'an'a yer kalmayacak ortamlar ve anlayışlardır. Ya da çocuğun Kur'an'ı ikinci iş olarak görmesidir. Bu da sözünü ettiğimiz afetlerden biridir zaten. - Çocuğun üç yaşından itibaren, çevresini yorumlamada hassas olacağını bilin. Buna göre dikkat edin. Mesela çocuğu, Kur'an kıymeti bilmez bir akraba ile buluşturmayacağınız gibi onun gibi olmasını istemediğiniz bir hafızla da asla buluşturmayın. Kur'an'ın ehli olamamış bir hafızı görürse bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz. - Eğer tespitlerde, çocuğun hafızlığı size tavsiye edilmezse asla üzülmeyin. Biz hafızlığı 'ezberlemek' ve 'emmek' olarak ikiye ayırmıştık zaten. Çocuğu ezberleme bölümünden alıp emme bölümüne geçiririz ki, asıl hedef de bu idi. Kur'an emsin dursun o zaman. Damarlarındaki kan gibi olsun Kur'an. Böyle bir eğitim uygulamasına geçersiniz. - Bütün bunlar olup biterken sizin dualarınız, süreç öncesinden binlerce kere Arş'a ulaşmış olmalıdır. Bunu unutmayın. Kuru temennilerin hiçbir değeri yoktur. - Bu sürecin öncesinde ve sonrasında gücünüz, istişare ile aktif duruma gelir. Evhama dönüşmeyecek tarzda bir istişare ağı kurun. -Duayı, çevreyi, muallimi, örnekleri tek ve garip kalmayı sabırlı olmayı ve kaderi asla unutmayın!
Selamünaleyküm. Maalesef, kızınızı okula göndermeyin diyemiyeceğim. Göndermemenin içini doldurabileceğinize güvenemem. Göndermekle beraber dezenfektenin yollarını araştırmalısınız. Gönderirseniz de bir yıl fazladan okumasın, uğraşın ikinci sınıftan başlatın.
Muhakkak çocuğunuzu hafızlık yaptırmış birine götürün. Onun tavsiyesine göre hareket edersiniz. İki dakikada yanlışsız bir sayfa okumadan hafızlık çok zordur. Okula devam ederken de disiplinli bir ailenin de çocuğun hafız olması mümkündür. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam.Sizin hafızlık yapmanız imkân dışıdır denemez. Anneliğiniz ve eş olmanızın yanında doğal bir iş olur mu o sorgulanabilir. Bu da ne kadar zamanda ezberleyebileceğinize bağlıdır. Şöyle bir test yapın: Önce eşinizle bu durumu görüşün, onayını alın. Sizi dinleyen hocanın 'yanlışsız okudun' dediği bir sayfaya üç saat çalışın, ezberleyin. Ertesi gün, hocanız o sayfayı sizden ezbere dinlesin en fazla iki yanlışla okuyabilirseniz bunu bir kenara not edin. Bir hafta sonra tekrar dinlesin sizi. Eğer yine aynı şekilde okuyabilirseniz hafızlık yapabilirsiniz demektir. Böyle yapamazsanız hafızlık yoluna girmeyin. Onun yerine belli sureleri ezberleyin. Ezberlerinizi sık sık tekrar edin. Yavrunuzla ilgili de zaman geçmiş olmaz. İnşaallah muvaffak olursunuz. Bu arada bıktırmadan sıcak tutmaya yönelik uygulamalar yapın onun üzerinde. Allah yardımcınız olsun.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
çocuk eğitimi konusundaki diğer fetvalar
Çocuk eğitimi gibi bir gerekçe ile çizim yapabilirsiniz. İlke olarak resim çizmenizin doğru olmadığını, ancak canlı olmayan cisimleri çizebileceğinizi bilin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Allah eşinize rahmet etsin. Size de sabırlar versin. Mevcut durum sürekli olmaz. Böyle ağır bir değişiklik çocukta sarsıntı yapabilir, sabredin kısa bir zaman sonra geçer biiznillah. Bu arada gayret edin, çocuğun gözünde yıpranacak tavırlar göstermeyin. Sizi annelikten silmesin. Bir de akrabalarınız ve komşularınız yetim diye alaka gösterirken çocuğu şımartmasınlar. Onları bu hususta gerekiyorsa ikaz edin. Çok sabırlı olun, tam bir sevap okyanusunun kenarındasınız. Dulluk ve bir çocuk büyütmek büyük bir iş, Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Zorlamanın kimseye yararı yoktur. İkna edin, sevdirin ve sabredin.
Selamünaleyküm. Mevcut şartlarımızı dikkate alarak bu cevabı veriyorum: 1-) Kız veya erkek çocuklarımızın, ilk öğretimden yoksun bırakılmasının doğru olmayacağını düşünüyorum. Onun yerine koyabileceğimiz, tecrübelerle ispatlanmış alternatif eğitimimiz yoktur. Konuyu sadece 'okul okuma, bilgi edinme' olarak ele alamayız. Bir de çocuğun sosyalleşme boyutu vardır. Bu boyut, evlerde doldurulabilir çapta küçük değildir. 2-) Çocuklarımızın -devlet veya özel- okullarda okumasının bizim açımızdan sorun oluşturması, kızlarımızın karma bir ortamda, kıyafet açısından mahzurlu olacak şekilde bulunmaları ile sınırlandırılması hatalıdır. Akidemiz bakımından dikkat etmemiz gereken yönler de vardır. Okullar, sağlık açısından nasıl grip bulaştırmada ilk dikkat edilen yerler oluyorsa; ahlâk erozyonu bakamından da ilk dikkat edilecek yer olmak durumundadır. Meselâ devlet okullarında şu veya bu nedenle çocuğun bulunması sakıncalıdır denirken, özel okullarda genellikle zengin ailelerin şımarık çocuklarının bulaştırdığı hastalıkların ne denli risk taşıdığı, dikkatimizden kaçabilmektedir. Kız ve erkek çocukların ayrı okullarda okuması da sorunu çözmüyor. Sadece kızların devam ettiği okulları zemzemle yıkanmış gibi göremeyiz. İHL çok önemli bir alternatif olmakla beraber nihaî çözüm değildir. İHL'yi yeterli bulup rahat eden aileler sonunda zarar ettiklerini görebilmektedirler. 3-) Burada zikredeceğimiz öneriler, kesinlikle çare değildir. Çareye en yakın şeylerden söz edebiliyoruz. Bunu özellikle belirtmek gerekmektedir. 4-) Kız çocuklarımız veya erkek çocuklarımız, zorunlu olan ilk dört yıldan sonra muhakkak İHL' ye gitmelidirler. Şu durumda İHL'ler, diğer okullara göre maddi ve manevi açıdan en uygun durumdadır. Şahsi kanaatim odur ki: Bilhassa kız çocuklarının İHL' ye rağmen başka bir okulda bırakılması vebaldir. Bunu, alkolsüz ilaç varken alkollü ilaçla tedavi olmaya benzetebiliriz. Bu zikrettiğim düşüncem, özel okullar için de geçerlidir. 5-) İkinci dört yılda ise, yani lise bölümünde AÇIK LİSE imkânının Müslümanların önünde büyük bir nimet olarak durduğu kanaatindeyim. Erkek veya kız, çocuklarımız, evlerinden de liseyi bitirebilirler, bir medreseye devam ederek de bitirebilirler. Bu dönemde, başta Cuma namazı olmak üzere pek çok riski göze alarak çocukların dört yıl lise sıralarında tutulması büyük bir israftır. Bazı Kur'an kurslarının, sırf kursun kapanmaması için, çocukları bünyelerinde tutup vakitlerini heder etmelerine de yol açılmadan; iyi bir Kur'an kursu ortamında çocuklarımız hem Kur'an ile buluşma hem de iyi bir lise bitirme imkânına sahiptir. Gençlerin şehvetlerinin kaynadığı bir dönemde lise şartlarında bulunmaları büyük bir risktir. Lise de okunabilir ama bu alternatif özellikle değerlendirilmelidir. Çocukların, liseyi istemelerinin yani açık liseyi benimsememelerinin nedeni, üniversite ve benzeri sebepler değildir. Asıl sebep biraz önce zikrettiğimiz sosyal nedendir. Genç bir çocuk kendisi gibi yüzlerce gençle paylaşılan bir günlük hayatı tercih etmektedirler. Serbest bir ortamda da şeytanın onları nasıl yönlendireceğini tahmin etmek güç değildir. En ideal olan açık lise döneminin zeka yapısına göre hafızlık veya başka bir din eksenli takviye ile yetiştirmektir. 6- Üniversite dönemine gelince: a- Kesinlikle fıtrat öncelikli bir üniversite tercihi yapılmalıdır. Kabiliyeti ne ise ona göre olmalıdır. b- Asla evlilik zamanı gelmiş kız veya erkek bekar bırakılmamalıdır. c- Kızlarımız, tıp ve onun alt branşı niteliğindeki branşların dışında bir alanda kendilerini harcamamalıdırlar. Zeka açısından iyi durumda olan kızlarımız, ailelerinin bulunduğu şehirlerde ve ailesinin yanında olmak kaydıyla tıpla alakalı tahsil görmeleri mümkündür. Bunu zaruret dairesinde görebiliriz. Zaruret dairesinde gördüğümüz bir iş için de o dairenin ruhsatları kullanılabilir. Yalnız bu süreçte aile, yükümlülüğünün kat kat arttığının şuurunda olmalıdır. d- Erkekler de dahil olmak üzere üniversite ortamının tam anlamıyla bir FİTNE ORTAMI olduğunu unutamayız. Ona göre tedbir alacağız, ona göre karar vereceğiz. e- Üniversite esnasında gençler muhakkak bir faaliyet içinde olmalıdırlar. Bu faaliyetin aşırı bir uç olmamasına da dikkat edilmelidir. 7- Diplomayı gerekli görebiliriz. Put olarak gördüğümüzde ise yanlışa saplanmış oluruz. Diplomasız ahlâklıyı, diplomalı ahlâksıza tercih etmeye mecburuz. Ahlâkı, din olarak görmemizin gereği budur.
Selamünaleyküm. Birinci, ikinci, üçüncü ve ellinci göreviniz, çocuğun annesi haram ve şüpheli bir lokmayı ağzından geçirmesin. Gözü haram görmesin, kulağı haram duymasın. İbadet aksatmasın. Gerisi kolay işlerdir.
Selamünaleyküm. Sizi de eşinizi de tebrik ederim. Allah amelinizi makbul buyursun. Tam anlamıyla cihat üzeresiniz. Ne mutlu size. Böyle karı koca kendilerini Allah'a vermişlere hayran oluyorum. Mübarek bir davranış üzeresiniz. Bana da dua etmenizi rica ederim. Gelinimiz, işini hemen bıraksın. İngilizcesi iyi ise özel derslerle hocalığını yapar. Evlilik ateşine tutuşmuş delikanlılara ders vermek genç bir kadının işi değil, gerekli de değil. Siz bu heyecanla beraberken nerede olursanız olun Allah size yardım eder. Mus'ab yetiştirmenin kolay yeri yoktur. Aileyi büyütme ve yakınlara tesir etme gibi ilaveleri de katarak onların yanına geçmenizi daha makul bulurum. Siz kendiniz bir Mus'ab olun, Yesribler yeşersin sizin elinizle. Bana ait ne varsa o da sizin olsun. Yazın çizin, kullanın; yeter ki beni bir duadan unutmayın. İmrendiğim aile yuvanızın saadeti için dualar ederim