Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Benim çocuğumun sünnet yaşının geldiğini düşünüyorum; 5 yaşına girecek. Sayın hocam, malum, toplumumuzda sünnet törenleri; para takmalar, altın getirmeler gibi adetlerden oluşuyor. Ayrıca salon kiralayıp mevlüt okumalara kadar dini boyutlarda da örnekleri çeşitli. Bu tür sünnet düğünleri çocuğun psikolojisini etkiler mi? Yapmadığımızda da aileden tepki görebiliyoruz ancak ben İslam açısından ya da imanî duruşumuz açısından soruyorum. Bunu teşhir etmek uygun mudur? Ya da bu tür bir organizasyon yapmalı mıyım? Neden bu tür etkinliklerde para ya da altın toplanır, toplanan bu paralar bize helal olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle bir düğün yoktur, eşiniz haklıdır. Güzel bir ziyafet verin, dostlarınız size dua etsin yeter. İnsanların hoşlanması ya da çocuğa harçlık toplamak gibi bir niyetle zaman ve mal israf etmemelisiniz.
Selamünaleyküm. Böyle bir düğün yoktur, eşiniz haklıdır. Güzel bir ziyafet verin, dostlarınız size dua etsin yeter. İnsanların hoşlanması ya da çocuğa harçlık toplamak gibi bir niyetle zaman ve mal israf etmemelisiniz.
Selamünaleyküm. Sünnet'in düğünü yoktur, ikramı olabilir. Çocukların neşelendirilmesi yeterlidir. Bu da papaz kıyafetleri ile değil daha makul şekillerle olmalıdır. Akrabaların, yakın dostların yedirilmesi, bir muhabbet ortamının oluşması yeterlidir.
Selamünaleyküm. Sünnet merasimi yapılabilir. Şu anda yapılan ise merasimden çok israf içeriklidir. Yapılmamasını tercih ederim.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Mü'minlerin nikâhlanmaları, bizim deyimimizle evlenmeleri bir mahalleye mescit yapılmasından aşağı bir iş değildir. Maza Allah Teâlâ'nın rızasının kazanılacağı veya kaybedileceği bir iştir nikâh. Bu nedenle nikâha destek olmak maddi ve manevi gereken her şeyle imanî bir görevdir. Bu görev, yerine göre ebeveynin, devlet sorumlusunun, mü'min cemaatin üzerine yüktür. Düğünlerdeki yardımlaşmanın muhtevası da bu olmalıdır. Mevcut yardımlaşma iki türlü yürümektedir. Biri, düğünde takı şeklinde olmaktadır ki, git gide bunun sulandığını ve riyakâr bir hâl aldığını zannediyorum. Sırf bu nedenle de insanların pahalı salonlar kiralayarak -salon masrafını da çıkaracakları- yardım toplama peşinde olduklarını söyleyebiliriz. İkinci yardımlaşma ise eve taşındıklarında götürülen hediyelerden oluşmaktadır. Her iki durumda da yardımlaşmanın tahakkuk ettiğini söyleyebiliriz. Gerek yardım etmenin ve gerekse yardım çeşidinin sınırlandırılması söz konusu olamaz. Nihayetinde bu bir gönül ve kudret meselesidir. Durumu değerlendirip kendi şartlarınıza uygun olanı yapmanızda bir sakınca yoktur. Allah mübarek kılsın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Soyadı kullanmak bugünkü örfe göre belirlenmiş ve uygulanmış bir durumdur. Bu hususta bir dini hüküm yoktur.
Selamünaleyküm. Ödedikleriniz ve şu ana kadar da ödenmesi kesinleşmiş miktarları nisaba ilave etmeniz gerekmez. Elde edeceğiniz daireyi de satışa çıkardığınız zaman onu da nisaba ilave edersiniz.
Aleykümselam.Evet, tam anlamıyla bir fitne döneminde yaşıyoruz. Yalnız şunu kesin bir bilgi olarak idrak etmemiz de şarttır: İnsanın bulunduğu her yer ve her zaman bir tür fitne muhakkak vardır. Zira fitne, Allah Teâlâ’nın kulunu imtihan etmesi demektir. İmtihan her zaman ve her insan için var olacağına göre fitnesiz bir zaman beklentisi içinde olmamız doğru değildir. Bize düşen, bulunduğumuz zamanda ne ile sorumlu olduğumuzu bilip gücümüz yettiği kadarı ile imtihanı kazanmaya çalışmaktır. Gündemle gereğinden fazla meşgul olmak akıntıya kapılmak olarak sonuçlanabilir. ULÜ’L-EMR, dinimize ait bir kavramdır. Bu kavramın anlamı ‘mü'minlerin başındakiler’ şeklinde anlaşılabilir. Mü'minlerin başındakilerin ise MÜ’MİNLERDEN BİRİ olması gerektiği tartışılamayacak açık bir gerçektir. Mü'minlerin başındakilerin ise mü'minler, bir toplum olduklarında anlam ifade eder. Dağılmış parçacıklardan birinin içinde birinin mü'minlerin başında veya dibinde olması bir sonuç doğurmaz. Bu sebeple anlaşılıyor ki, şu dönemde mü'minler olarak neden bizim bir Hilafetimiz yok, Halifemiz nerede sorularını iyi düşünmek gerekmektedir.Her hâlükârda ulü’l-emr aynı zamanda ALİMLER anlamına da gelmektedir. Bu açıdan da konuyu ele alalım.
Selamünaleyküm. Kadının erkeğin önünde imam olması caiz değildir. Kadının kadına imam olması ise caizdir. İmamı olduğu kadınlarla aynı hizada durarak namaz kıldırabilir. Bu caizdir ama teşvik edilen bir amel değildir.
Selamünaleyküm. Sadece siyaset midir sorun oluşturan? Müslümanlar para ile yüzleşince de sorun çıkmıyor mu? Hayat imtihandır, imtihan ise sorun demektir. Kaçmak yerine düzeltmeyi tercih etmeliyiz. Kendisini koruyamayacağına güvenen ise kenarda durmalıdır.
Aleykümselam. Yaranın kabuğunu soymanız gerekmez. Yıkanıp kurulandıktan sonra kendiliğinden düşenin yerini de yıkamanız gerekmez.