Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim dört çocuğum var. Arkadaşları genelde yedi ile on iki yaş arasında ve bazen eve getiriyorlar. Yanlarında tesettürlü olmam gerekiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir ortamda ağabeyinizin ayrı bir evde yaşaması gereklidir. Aynı evde kalacaksa eşi, sokak kıyafeti gibi olmasa da dikkatli kıyafetle bulunmalıdır. Genç bir delikanlı olan kardeşinizin yanında bedenini belli edecek kıyafette olmamalı, onun yanında kadınlara mahsus konuları konuşmamalıdır. Onunla evde tek başına kalmamalıdır.
Sokak şartları sizi bir harama itmeyecekse ve eşiniz de uygun buluyorsa inin, evinizde ve her yerde dua etmeyi de unutmayın. Yeter ki bunu 'yapmanız gereken bir iş olarak' yapın, eğlenceye dönüştürmeyin.
Endişelerinizde haklısınız. Tam tesettür olmasa da tesettüre giriş netliğinde değişiklikler yapın. Çocuk yılmamış olur, siz de planlı bir iş yapmış olursunuz.
Önce şunu bilmelisiniz: Hamurun mayalanması gibi bir şeydir bizim kişilik oluşumumuz, birden olmaz zaman ister. Siz de bu zamanı sabırla geçirmek zorundasınız. En kolay çözüm kendinize çevre oluşturmanızdır. Tesettürünü beğendiğiniz hanım arkadaşlarınız olmalıdır. Onlarla daha yoğun bir şekilde oturmalısınız. Bir de birikiminizi artırın. Mevcut bilginiz sizi hareketlendirmeye yetmiyordur. İnternetten http://www.sosyaldoku.tv/?s=kad%C4%B1n+f%C4%B1kh%C4%B1 derslerini sırayla izleyerek kendinizi geliştirebilirsiniz örnek olarak. Bilhassa namaz ibadeti önemlidir, ihmal etmeyin namazı. Namaz koruyan bir kalkandır. Eşiniz de sizin bu açığınızı kapatmada yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Kendisi çekici olmayan yani ziynet denebilecek nitelikte olmayan iç kıyafet korumayı sağlıyorsa o kıyafetle dışarı çıkılabilir.
Selamünaleyküm. Çocuğunuzun fıkhen sizin odanızda kalmasında bir sakınca yoktur ama sizin eşinizle beraberliğinize anlamlar verebileceği yaşı hangisi ise o yaşta odanızda uyumamalıdır. Bu yaşı da siz belirleyebilirsiniz. Çocuğunuzun korkması gibi bir yanlışa da neden olmadan ayırmanız daha doğru olur. Çocuklar artık erken anlıyor, çabuk yorumluyorlar.
arkadaş konusundaki diğer fetvalar
Elbette, böyle bir risk varsa onun da o riske karşı tedbirli olması farzdır. Farzı terk etmesi de haramdır.
Evet, namaz kılmayan/kılamayan mü'minlere kâfir muamelesi yapmamız yanlış olur. Namaz kılmayan değil namazı inkâr eden kâfirdir. Bu çizgi önemli bir çizgidir: Namaz kılamayan da bizim iman kardeşimizdir, onu dışlayamayız. İkinci önemli bir çizgi de şu olmalıdır: Namaz kılmayanı da kılan gibi tutamayız; onu Allah öyle tutmuyor ki biz tutalım. İbadet açısından işlenebilecek en büyük kabahat namaz kabahatidir. Onu işleyenin masum gibi tutulması mümkün değildir. Bu iki çizginin ortasında bir itidal oluşturmak mümkündür. O da şöyle olabilir: Kılan ve kılamayanlar olarak bir arada oluruz. Kılanlar olarak kılamayanları himmetimize muhtaç kabul ederek herkesin konum ve kabiliyetini de hesaba katarak nasihat eder ve onlar için bir “namaz çevresine” dönüşürüz. Biiznillah namaz rahmeti onları da kuşatmış olur. Bu tutum, bizden beklenen tutumdur. Biiznillah başarı ihtimali de çok yüksektir.
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
Gıybet, bir mü'mini ismi veya vasfı ile arkasından rencide etmek yani onurunu kıracak bir söz söylemektir. Zulüm gören ise kendisine zulmedeni, bir medet arama mantığı ile anabilir. Bu bir gıybet değil, hak arayışı olur. Sadece içe atmak bir çare değildir, belki yeni bir sorun ihdasıdır da. İftiraya kaçmadan, yalan üretmeden ve abartmadan dert anlatılır.
Evet, işlenmiş günahların teşhiri caiz değildir. Bundan zevk alarak anlatan da büyük bir günah işlemiş olur. İnşaallah bu ayrıntıyı bilmeden ve sonrasında da tevbe ettiğiniz anlatmadan dolayı vebal oluşmamıştır. Bunu kendiniz için iyi bir öğüde çeviriniz ve bundan sonrasında daha dikkatli olunuz. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
“Hiçbir dosta sahip olmamak” anlamsızdır, insan yalnız yaşayamaz. Henüz tatmin olacağınız dostluğu getiren birini bulamadığınızı düşünün. Böylece pes etmemiş olursunuz. Evet, herkese her istediği hemen nasip olmaz ama arayışı da bırakmamak gerekir. Şeytan bizi pes etmiş görmemelidir. Biraz da siz beklentilerinizi düşürün, böylece dostunuz daha kolay bulunsun.