Fetva Meclisi
Soru
Hocam, son günlerde vatan için tesettüre riayet ederek sokağa eşlerimiz ile çıkmakta bir sakınca var mıdır? Yoksa evlerimizde kalıp dua etmek daha mı evladır?
Cevap
Benzer fetvalar
Ailemizin huzuru ve istikrarı bizim için çok önemlidir. Allah’ın haramlarından birine açık ve net bir şekilde batmadıkça önceliğimizi aile huzurumuza vermeliyiz. Mesele açık bir harama girme düzeyine gelince ahiretimizi öncelikli tutmamız gerekeceği bellidir. Mesela alkol kullanma, elle temas etme, dans etme gibi bir abeslikle yüzleşecek olursanız net tavır koyarsınız. Bu noktaya gelmeyen sıkıntılar için yaptığınız gibi yapmaya devam edin yani kendinizi kollayarak, en kenardan yürüyerek devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Kadının sokağa çıkabileceği kıyafetle ve sokakta konuşur tarzı ile televizyona çıkmasına bir ruhsat bulunabilir ama bunun sonuçlarını düşünen bir kadın onu yapmamalıdır.
Selamünaleyküm. Kişiliğinizden taviz vermeyin. Hastaların özel ihtiyaçlarını görmenizde sakınca yoktur.
“Söyleme” sözü yanlış ama bunu sabah akşam ve her sinirlendiğinde söylemen yanlış. Ramazan ve benzeri günleri, aranızın iyi olduğu saatleri fırsat bilerek söylemen gerekir.
Dinimiz ve ahiretimiz uğruna evimizi, sokağımızı, şehrimizi hatta ülkemizi değiştirmeye hazır olmadıktan sonra iman iddiamızı nasıl ispat edebiliriz? İmanınızı ve çocuklarınızın imanını öncelikli tutun. Allah yardımcınız olsun.
Eşiniz Müslüman olmayı reddedecek bir durumda değilse yani kâfir değilse boşanman şart olmaz. Sabredin ve onu da kazanın. Allah yardımcınız olsun.
darbe konusundaki diğer fetvalar
Biz, her şeyden evvel dinimizin yaşayanı olmak zorundayız. İmanımızı ve ibadetlerimizi canlı tutacağız. Sokak dalaşı denebilecek dalaşlara girmeyeceğiz. Mevcut fitne ise bir sokak dalaşının çok üzerinde ağır bir beladır. Bu belaya karşı hiç değilse kalbi nefret taşıma mecburiyetimiz vardır. Müminlere karşı müstekbir bir eda ile yıllardır savaş yapılıyor. Asla destek olamayız. Sessiz kalmamız bile seviye açısından düşüklüktür. Seviyeli bir tepki en doğru olanıdır.
Sebebin darbe veya başka bir şey olmasına bakmadan, kadının huzuru açısından ortamın nasıl olduğuna bakmamız gerekir. Eğer ortam kadın açısından sıkıntılı ise mahalle camisine gitmesine bile izin verilmez. Ortam açısından uygunluk söz konusu ise kadınların da tepki vermeleri gereken yerde bulunmasında sakınca yoktur.
Mümin basiret sahibi insan olmak zorundadır. Körü körüne bir fitneye takılıp kalan için samimiyet, ispat edilemez bir iddiadır. Okuma yazması olmayan, dil bilmeyen ve benzeri sosyal ilişkileri zayıf durumda olan birisi için ‘her şeye rağmen samimi’ olmaktan belki söz edilebilir. Bir beşere körü körüne bağlanarak sanki tapınır gibi teslim olmanın Şeriat’ımız’da asla yeri yoktur. Bunun üzerine bir de o gruptaki yaygın TAKİYYE illetini ekleyince, müminlerin o gruptan olduğunu kati olarak bildiklerine karşı tedbirli olmaları çok daha doğru olandır. Ateşe barutla gitmek türünden kışkırtıcılık da doğru değildir. Özellikle iftira eksenli tavırlardan kaçınmak imanımızın gereğidir. Hakikati görmeleri için dua edelim.
Şeriat açısından muteber bir mahkeme kararı olmadan ‘insan öldürmenin’ asla kabul edilebilir yanı yoktur. İnsan öldüren ebedî ölüm tatmıştır artık. Ebedî cehennem onun içindir. Allah Teâlâ öyle bir afetten muhafaza buyursun. Ancak insan öldürmenin bunca ağırlığına rağmen ‘kâfir’ sözcüğünü kullanmaktan imtina ederiz. Onun hesabını Allah’a bırakmak en güzelidir. Anadolu deyimiyle ‘ısıran köpeği ısırmak’ durumuna düşmemek gerekir. Beşeri olarak hangi cezayı verebiliyorsak veririz ama imanı üzerinden kimseyi yargılayamayız ta ki, onun imandan çıktığını gördüğümüz bir sözüne veya eylemine kadar.
Bu genel itham dışında siz insanlık ve komşuluk olarak onları iyi biliyordu iseniz şimdi onlara zaruri ihtiyaçlarında yardımcı olmanız mümkündür, güzeldir.
Devletin el koyması başka bir meseledir. Müslümanlar birbirlerinin mallarına el koyma hakkı görmemelidirler kendilerinde. Ayrıca onurlu bir tavır, böyle bir eşyaya tenezzül etmemektir.