Fetva Meclisi
Soru
Allahu Ekber diyerek masum insanları öldürenlere kâfir demekle yanlış bir şey yapmış olur muyuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sebeplerin hepsi muhtemeldir. İç terörün kaynağı olan birinin idamla cezalandırılmasından tabii bir şey yoktur. Kâfirlerin ne dediğine bakacak hâlimiz yoktur.
Mü'mine kâfir demek günahtır. Bunun dışındakine seviyesi düşük söz muamelesi yaparız ama haram söz demeyiz.
Selamünaleyküm. Siz 'münafık' derken iki yüzlü anlamında dedi iseniz bu bir tartışma esnasındaki aşırılıktır. Kâfir anlamında dedi iseniz istiğfar etmeniz gerekir. Müslüman, dili ile söylemedikçe içinden geçenlerden ötürü bir vebale girmez. İkinci husus için de bir şey yapmanız gerekmez. Allah'a emanet olun.
Müslüman'a kâfir demek ağır bir günahtır. Belki bu sözün sahibi küfre düşmüş olmaz ama büyük bir vebale gireceği ortadadır. Uzak durmak ve dikkat etmek zorundayız. Allah'a emanet olun.
Bunu küfür gerektiren bir sözden çok mü’minin ağzına yakışmayan söz olarak görmeliyiz. Zira bu sözde tekfir etme yani karşısındaki kâfir görmek yoktur, çirkinliğini veya kabalığını dile getirmek vardır. Bu da neticede uygun değildir.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
darbe konusundaki diğer fetvalar
Sebebin darbe veya başka bir şey olmasına bakmadan, kadının huzuru açısından ortamın nasıl olduğuna bakmamız gerekir. Eğer ortam kadın açısından sıkıntılı ise mahalle camisine gitmesine bile izin verilmez. Ortam açısından uygunluk söz konusu ise kadınların da tepki vermeleri gereken yerde bulunmasında sakınca yoktur.
Sokak şartları sizi bir harama itmeyecekse ve eşiniz de uygun buluyorsa inin, evinizde ve her yerde dua etmeyi de unutmayın. Yeter ki bunu 'yapmanız gereken bir iş olarak' yapın, eğlenceye dönüştürmeyin.
Biz, her şeyden evvel dinimizin yaşayanı olmak zorundayız. İmanımızı ve ibadetlerimizi canlı tutacağız. Sokak dalaşı denebilecek dalaşlara girmeyeceğiz. Mevcut fitne ise bir sokak dalaşının çok üzerinde ağır bir beladır. Bu belaya karşı hiç değilse kalbi nefret taşıma mecburiyetimiz vardır. Müminlere karşı müstekbir bir eda ile yıllardır savaş yapılıyor. Asla destek olamayız. Sessiz kalmamız bile seviye açısından düşüklüktür. Seviyeli bir tepki en doğru olanıdır.
Mümin basiret sahibi insan olmak zorundadır. Körü körüne bir fitneye takılıp kalan için samimiyet, ispat edilemez bir iddiadır. Okuma yazması olmayan, dil bilmeyen ve benzeri sosyal ilişkileri zayıf durumda olan birisi için ‘her şeye rağmen samimi’ olmaktan belki söz edilebilir. Bir beşere körü körüne bağlanarak sanki tapınır gibi teslim olmanın Şeriat’ımız’da asla yeri yoktur. Bunun üzerine bir de o gruptaki yaygın TAKİYYE illetini ekleyince, müminlerin o gruptan olduğunu kati olarak bildiklerine karşı tedbirli olmaları çok daha doğru olandır. Ateşe barutla gitmek türünden kışkırtıcılık da doğru değildir. Özellikle iftira eksenli tavırlardan kaçınmak imanımızın gereğidir. Hakikati görmeleri için dua edelim.
Bu genel itham dışında siz insanlık ve komşuluk olarak onları iyi biliyordu iseniz şimdi onlara zaruri ihtiyaçlarında yardımcı olmanız mümkündür, güzeldir.
Devletin el koyması başka bir meseledir. Müslümanlar birbirlerinin mallarına el koyma hakkı görmemelidirler kendilerinde. Ayrıca onurlu bir tavır, böyle bir eşyaya tenezzül etmemektir.