Fetva Meclisi
Soru
Bizim apartmanda fetöden iki kişi ihraç edildi ve biri hapiste. Aileleri maddi açıdan zorluk çekiyorlar, küçük çocukları da var. Onlara fitre ve zekât vermek ya da diğer zamanlarda yardım etmek doğru olur mu? Komşuluk haklarını da düşününce karar veremiyoruz.
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu iyi bir sadaka sayabilirsiniz ama zekât olmaz. Zekât kişiye verilmelidir, kişinin borcuna sayılmaz.
Selamünaleyküm. Sizi Somali'deki fakire ulaştıracak kurumlar, zekât hususunda hassas iseler gönderebilirsiniz
Bir insan sahibi olmadığı bir malın zekâtını vermez.
Selamünaleyküm. Zekat ve fitre gibi ibadetlerimizi dinimize hizmette kullanma mantığı gütmeliyiz. Daha mü'min, daha takva gibi önceliklerin olmadığı bir ortamda sıradan komşulara geçebiliriz.
Selamünaleyküm. O eve zekât düşmez.
Selamünaleyküm. Verilen zekât paralarını veya yardımları çocuğun hesabına alabilirsin. Harcarken de ona harcarsın. Allah size sabırlar ihsan etsin.
darbe konusundaki diğer fetvalar
Devletin el koyması başka bir meseledir. Müslümanlar birbirlerinin mallarına el koyma hakkı görmemelidirler kendilerinde. Ayrıca onurlu bir tavır, böyle bir eşyaya tenezzül etmemektir.
Şeriat açısından muteber bir mahkeme kararı olmadan ‘insan öldürmenin’ asla kabul edilebilir yanı yoktur. İnsan öldüren ebedî ölüm tatmıştır artık. Ebedî cehennem onun içindir. Allah Teâlâ öyle bir afetten muhafaza buyursun. Ancak insan öldürmenin bunca ağırlığına rağmen ‘kâfir’ sözcüğünü kullanmaktan imtina ederiz. Onun hesabını Allah’a bırakmak en güzelidir. Anadolu deyimiyle ‘ısıran köpeği ısırmak’ durumuna düşmemek gerekir. Beşeri olarak hangi cezayı verebiliyorsak veririz ama imanı üzerinden kimseyi yargılayamayız ta ki, onun imandan çıktığını gördüğümüz bir sözüne veya eylemine kadar.
Sebebin darbe veya başka bir şey olmasına bakmadan, kadının huzuru açısından ortamın nasıl olduğuna bakmamız gerekir. Eğer ortam kadın açısından sıkıntılı ise mahalle camisine gitmesine bile izin verilmez. Ortam açısından uygunluk söz konusu ise kadınların da tepki vermeleri gereken yerde bulunmasında sakınca yoktur.
Sokak şartları sizi bir harama itmeyecekse ve eşiniz de uygun buluyorsa inin, evinizde ve her yerde dua etmeyi de unutmayın. Yeter ki bunu 'yapmanız gereken bir iş olarak' yapın, eğlenceye dönüştürmeyin.
Biz, her şeyden evvel dinimizin yaşayanı olmak zorundayız. İmanımızı ve ibadetlerimizi canlı tutacağız. Sokak dalaşı denebilecek dalaşlara girmeyeceğiz. Mevcut fitne ise bir sokak dalaşının çok üzerinde ağır bir beladır. Bu belaya karşı hiç değilse kalbi nefret taşıma mecburiyetimiz vardır. Müminlere karşı müstekbir bir eda ile yıllardır savaş yapılıyor. Asla destek olamayız. Sessiz kalmamız bile seviye açısından düşüklüktür. Seviyeli bir tepki en doğru olanıdır.
Mümin basiret sahibi insan olmak zorundadır. Körü körüne bir fitneye takılıp kalan için samimiyet, ispat edilemez bir iddiadır. Okuma yazması olmayan, dil bilmeyen ve benzeri sosyal ilişkileri zayıf durumda olan birisi için ‘her şeye rağmen samimi’ olmaktan belki söz edilebilir. Bir beşere körü körüne bağlanarak sanki tapınır gibi teslim olmanın Şeriat’ımız’da asla yeri yoktur. Bunun üzerine bir de o gruptaki yaygın TAKİYYE illetini ekleyince, müminlerin o gruptan olduğunu kati olarak bildiklerine karşı tedbirli olmaları çok daha doğru olandır. Ateşe barutla gitmek türünden kışkırtıcılık da doğru değildir. Özellikle iftira eksenli tavırlardan kaçınmak imanımızın gereğidir. Hakikati görmeleri için dua edelim.