Fetva Meclisi
Soru
İhvan-ı Müslim'den Seyyid Sabık isimli zatın Fıkhus Sünne isimli kitabına ulaştım. Bunun sebebi de yaptığım ibadetlerin, sakındığım yasakların, bize kerihtir uzak dur denilen şeylerin delillerini merak ettiğimdendir. Ve İlmihal kitaplarında yazılanları okuduğumda bunu nerden çıkartıyorlar, delili nedir diye merak etmemden dolayıdır. Şöyle bir göz gezdirirken "vücuttan kan çıkması namazda kahkaha ile gülmek, kusmak gibi şeyler abdesti bozmaz" diye hükümler gördüm. Özellikle kan hususunda bir dizi sahabeden örnekler vermiş ve kanın abdesti bozduğuna dair bir delil olmadığını söylemiş. Fakat ilmihal kitaplarında öyle yazmıyor. Acaba hanefi ulemamız neye dayanarak bu ictihadları yaptı? Aslında bunu sormamın asıl amacı da sizden bir kitap tavsiyesi almaktır. Bana delilleriyle hanefi fıkhını öğrenebileceğim bir kitap önerebilir misiniz? Bundan maksadım mezhepçilik yapmak filan değil hafizanallah. Az önce de bahsettiğim gibi bazı meseleler kafamı kurcaladığında danışabileceğim bir kitaba ihtiyacım oluyor. Özellikle bid'atlerin ülkemizi akın akın işgal ettiği şu dönemde, adeta okuduğum her kitap dinlediğim her sohbet bana işlediğim amellerin -özellikle de cennet vaad eden, sünnet denilen- ibadetlerin delilini sorgulamama sebep oldu. Sizden bu konuda yardım etmenizi istiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Değerli kardeşim, sen şunu söylemek istiyorsun: Peygamberimiz ümmi idi yani okuma yazması yoktu. Ben de okuma yazmayı bıraksam, çocuklarımı ümmi yetiştirsem sevap kazanır mıyım? Ben de hasırda yatayım, çömlekte yiyeyim ve sevap kazanayım desem olur mu? Kıyafet olarak uzun gömlek, etek giyeyim ve ridam olsun. Böylece sünnet sevabı kazanayım. Kısaca bu sorularla özetledim sana verilecek cevabın eksenini. Evet, haklısın. Siyer kitaplarında yazan bazı bilgileri ilmihal kitaplarında sünnet olarak okumuyoruz. Peygamber aleyhisselam efendimizin işlerini iki grupta ele almamız gerekiyor: İbadetleri Adetleri (yani hayatın akışı içinde yaptığı işleri) Peygamber aleyhisselamın ibadet olarak yaptığı şeyler bizim de yaptıklarımızdır. İlmihal kitaplarında yazan da onlardır. Sadece bir iki ibadet yalnızca ona emredilmişti ve bize emredilmemişti. Gerisini zaten yapıyoruz. Adetleri olarak belirlediğimiz kısımda ise durum şöyledir: Yaşadığı yerin gerektirdiği şartlar, Peygamber olması için Allah’ın ona has olarak takdir ettiği işler (mesela ümmiliği), kılık kıyafeti, ev tarzı, yeme içme menüsü, kullandığı dili ve lehçesi bizim izini sürmemiz gereken hususlar değildir. Bunlarda ona uyacağız derken risk de alabiliriz. Örnek olarak bir mü'min iyi bir mü'min olmak için ümmi olmayı istese, çocuklarını ümmi yapsa Kur'an’ın ilk emri olan okumaya aykırı davranmış olur. Bunun için de ideal olan, ilmihal kitaplarının “bunlar peygamberimizin bize çizdiği çizgidir” dediği noktada kalmaktır. Daha ilerisi yürünmesi zor bir yoldur. Allah’tan ona hakkıyla ümmet olma azmini bize ihsan etmesini dileriz.
Selamünaleyküm. Sevgili Kardeşim, söyle zannetmeyiniz: 1- Her konu ile alakalı bir hadis var. 2- O hadisi bulan imam, onunla amel etmiş. 3- O hadisi bulamayan imam da kendine göre bir görüş icat etmiş.4- Sonra kitaplar basılınca, hadisleri kayboldukları yerden biz bulmuşuz ve amel etmişiz. Elbette böyle düşünmüyorsunuzdur ama bu sonuca götüren bir mantığı yansıtıyor 'hadisi bulup onunla amel etme' idraki.Meselenin aslı ise şöyledir: 1- Neyi nasıl yapacağımıza dair kuralımız, önce Kur'an'a bakmaktır. Kur'an'da bir bilgi varsa ve o bilgi açıkça anlaşılıyorsa hemen onunla amel ederiz.2- Kur'an'da bulunmuyorsa ya da Kur'an'daki net anlaşılmıyor ise hadise bakarız. Hadis bize yol gösteriyorsa ve açık anlaşılıyorsa yine tereddüt etmeden ona yöneliriz. Böylece meselede kalmaz. 3- Kur'an'da ve hadiste aradığımız yoksa ashabı kiram başta olmak üzere ulemanın icmaını ararız. Bu ümmet bir hususta icma etmiş ise onunla hemen amel ederiz. 4- İcma da yoksa müçtehit birinin içtihadına başvururuz. O bizim için yön verici olur. Bizim için bilgi kaynağı tasnifinin bu şekilde olduğunu zaten bilmektesiniz. Asıl tıkanılan mesele, ilk girişte işaret ettiğimiz, fukahanın adeta beğene beğene hadis seçtikleri imasını veren düşüncedir. Bu nedenle de bilmemiz gerekiyor ki: a- Fukahanın farklı düşünmek zorunda kaldığı meselelerde büyük oranda birden fazla hadis vardır ve o hadisler farklılık göstermektedir. Hadislerin kendi içinde farklı hükümlere işaret etmesi ve bazılarındaki ifadelerin yorumsuz anlaşılamaz nitelikte olması, imamların o hadislerle ilgili farklı hükümler belirtme nedenidir. Anlaşılan odur ki Allah Teâlâ, dininin bu şekilde yaşanmasını murat etmiştir. b- Bu durumu, uygun bulmayıp, sorunsuz bir fıkıh, ilim sergilemek isteyenler için 'niyetlerinin kötü olduğunu' iddia etmemiz abes olur. Kalpler Allah'a açıktır sadece. Ne var ki, 'İmamlar çıksın biz gelelimden başka bir neticeye de ulaşılması mümkün değildir. Bir müçtehidin peşinden gitmekten başka, sizi kalbinizin rahat edeceği bir noktaya götürebilecek yol yoktur. Allah Teâlâ, razı olacağı amellere hepimizi muvaffak kılsın. Dua eder, duanızı bekleriz.
Aleykumselam. Senin seviyen şu anda DELİLLERİYLE meseleyi ele almaya uygun olmaz. Anladın zannettiğin konularda bile insanları hataya yönlendirebilirsin. Şu anda bir ilmihal kitabını iyice ve defalarca okuyup anlaman senin için en iyisi olur ve iyi bir başlangıç yaparsın. Bir ilmihal kitabını sayfaları gözünün önünde olacak şekilde anladığın zaman delilli kitaplara da geçebilirsin. Tabii delil demek iyi bir Arapça demek, bunu unutmayasın!
Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.
Değerli kardeşim, Dinimiz İslam sayesinde ebedi cennetler göreceğiz biiznillah. Dünya ve ahiret saadetimizdir dinimiz. Dinimiz bize cennet verecekken biz ona neden bir şeyler vermeyelim? Çok doğru ve hassas düşünmüşsünüz, Allah sizden razı olsun. Dinimize hizmet asla ilahiyat okumuşların veya hocaların tek başına yapacağı bir iş değildir. Maalesef, diyebilirim ki o zikrettikleriniz umumiyetle dinden geçinmekle bilinirken sizin gibi büyük düşünenler dinlerini ayakta tutuyor olabilmektedir. Allah Teâlâ sizi de bizi de dinine hizmette muvaffak kılsın. Size özet olarak şu noktaları yazabilirim, inşaallah başarılı olur ve meleklerin defterlerinize salih ameller yazmasına vesile olur. Her şeyden önce bu mesele İSLAM İÇİN VE İSLAM İLE YAŞAMA meselesidir. Zihniniz ve hissiyatınız bununla dolu olmalıdır. İslam için yaşamayı bir ideal olarak görmelisiniz. Size bu düşünceyi veren ya da bunu artıran kitapları okuyun, arkadaşlar edinin, sohbetler dinleyin. Kendi ekseninde kalmayı yoğunlaştıran kitapları okumayın, sohbetleri dinlemeyin, o tür arkadaşlardan ve ortamlardan uzak durun. Siz Müslümansınız, İslam için var olacaksınız elbette. Hiç kimse kalmasa da siz var olacaksınız. Dininize hizmet heyecanınız rüyalarınıza kadar sirayet etsin. Yapabileceğini bir işin muhakkak var olduğuna inanın her zaman. İslam için bir şeyler yapmak sıradan bir iş hatta bir ibadet değildir. Bilakis en şerefli amellerden biridir. Zira İslam’a hizmetin diğer bir adı da ‘Allah’a davettir.’ Allah’a davet en şerefli ve en kazançlı iştir. Allah’a yani tevhide davet etmek peygamberlerin başını çektiği büyük bir mesleğe sahip olmak demektir. Fussilet suresinin otuz üçüncü âyeti bunu gayet açık bir dille beyan etmektedir. Sahih bir hadiste Peygamber aleyhisselam efendimiz, bir kişinin hidayetine sebep olmayı dünyadaki pek çok şeyden daha hayırlı göstermiştir. İslam’a hizmet etmek yani ona davet etmek elbette bir uzmanlık, belli bir ilim birikimi ister ama bu durum, bildiğin kadarının hocası olmaya mani değildir. Doğru olarak bildiğini bilmeyene öğretmek, bir ibadetin yapılmasına vesile olmak, kendisi bilemeyenin bir bilene gitmeyi öğretmesi âlim olmadan da yapılabilecek işlerdendir. Alkolün haram olduğunu söylemek mesela âlim olmayı gerektirecek çapta bir bilgi değildir. Herkes Kur'an öğretemeyebilir ama Kur'an öğretmeyi teşvik edebilir, propagandasını yapabilir. Herkes bir cami yaptırma kudretinde olmayabilir ama yapabileceği teşvik edebilir. Bununla da hayra vesile olduğu için o hayrı yapan gibi sevap kazanır. Herhangi bir hayır çeşidi için durum böyledir. İyi iş yapmak ve bunu İslam için değerlendirmek sadece insanlara ‘Müslüman ol!’ demekle sınırlı tutulabilecek düzeyde değildir. Öyle bir din tebliği şüphesiz önemli ve gereklidir ama insanlar arasındaki dargınlıkları gidermek, yetimlere sahip çıkmak, yemek yedirmek, kimsesizlerin kimsesi olmaya çalışmak da yapılabilecek işler arasındadır. Herkesin mesleğini ve işini dinine hizmete dönüştürmesi mümkündür. İyi bir niyet ve örnek insan olma gayreti bu alanda yapılabilecek işlerdendir. İslam’a yapılabilecek en büyük hizmetlerden biri de ona zarar vermemektir. Müslümanlar arasında parçalanma nedeni olmamak, bireysel hayatta kötü örnek olmaktan kaçınmak gibi hassasiyetlere dikkat edilmesi bile din için yapılabilecek ve yapılması gereken işlerdendir.
Selamünaleyküm. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh hakkında pek çok bilgi vardır. İyi bir ilmihal kitabının girişini bile inceleyebilirsiniz. Onun ilim dünyasına dalmanız için ise iyi bir Arapça bilmeniz gerekir ki, bunun için İstanbul’da medrese hayatınız olması doğru olur. Bizim, KADIN FIKHI OKULU derslerimizin giriş bölümlerini izlerseniz size yararı olur zannederiz. İbni Teymiye ile alakalı olarak da Türkçe kitap takip etmiyorum. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazlardan sonraki tesbihatın, farzın hemen akabinden yapılması esas olandır. Nafile kıldıktan sonraya ertelenmesinde ise bid'at olmayı gerektirecek bir durum olmayacağını düşünürüz. Farzın selamı akabindeki istiğfar da aynı şekilde farz namazlar için zikredilmektedir. Onun da nafilelerin ardından tekrarında en azından zikir olması açısından sakınca olmaz.
Aleykümselam. Namazda hadislerde geçen dışındaki duaların Arapça olarak yapılması dışındaki dualar namaz açısından caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Hadislerde geçen rakamlar hususunda konuşmak bid'attır. Bir hadiste şu kadar kere şu zamanda diyorsa onu esas alırız. Bunun dışında herkesin kendine bir vird oluşturmasında hiçbir sakınca olmaz. Şu kadar ki, oluşturduğu bu virdi 'öyle olması gereken bir ibadet' olarak anlamamalıdır. 'Yapabileceği ve asıl farzları ihmaline neden olmayacak bir nafile' olarak görmelidir. Bu şekilde olanında sakınca olmaz.
Aleykümselam. Sizin bir itirazınız olmadı ise bunu kabullendiniz demektir. Kabullendiğinizde de ortada sorun olmaz.
Aleykümselam. Bir kere şu andaki namazlarınızı ihmal etmeme ciddiyetiniz güzel, bunu sakın bozmayın.İkinci olarak da teheccüd yerine kaza namazı kılın. O vakti kazalarla geçirin. Biliyorsunuz sadece farzları ve vitri kaza edeceksiniz.Üçüncü olarak da program sürdürmekte zorlanıyorsanız şöyle yapın: Programsı olarak kılabildiğiniz kadar kılın. Ara sıra da olsa kaza borcunuzu unutmayın. Elinizdeki borç cetvelini de kaybetmeyin. Kıldıkça ondan düşün. Gerekiyorsa bir süre kaza kılmayın ama sakın umudunuzu yitirmeyin. Onun kazası olmaz dikkat edin.
Aleykümselam. Namazda kasten böyle bir hata yapmayacağınıza göre becerememekten ötürü o şekildeki bir okumadan ötürü namaza sakınca gelmez. Gayret edip en iyisini okumak için çalışırsınız.