Fetva Meclisi
Soru
Hocam, deniz hıyarı yemek veya kendisinden diş macunu içinde faydalanmak Hanefi mezhebine göre uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Deniz ürünlerinin genel olarak yenilebileceğini söyleyebiliriz. Hanefi mezhebinde ise kerahet vardır. Bu kerahet bir içtihattan kaynaklanmaktadır.
Selamünaleyküm. Evet, Hanefi mezhebine tabi Müslümanlar için hüküm böyledir yalnız denizden çıkan her ürünün yenmesini caiz gören içtihatları da unutmamak gerekiyor.
Selamünaleyküm. Yediğimiz yiyecek türlerine karşı misvak yeterli temizliği sağlamakta yetersiz kalabilir. Fırça ve macun kullanmaya mecburuz. Macunların muhtevası ile alakalı pek çok şayia var ama ciddi bir laboratuar bilgisi yoktur elimizde. Şüphe ile de bir şey haram olmaz.
Aleykümselam. Mescid-i Haram dışındaki mescitlere kâfirlerin girmesi konusunda fukahanın farklı içtihatları vardır. Hanefî mezhebi fukahası girebilecekleri yönünde bir içtihatta bulunmuşlardır. Diğer fukahanın içtihatları ile ortak bir nokta olarak şöyle bir hüküm zikredebiliriz: Mü'min olmayanlar, mescitlere bir zarurete binaen girebilirler. Mescitlerin çarşı gibi tutulmaması açısından bu kural önemli bir ilkeyi oluşturmaktadır.
Selamünaleyküm. Hocaefendi'nin anlattığı bir vakıadır, yabana atılabilir bir tespit değildir. Dinimizi özü itibarıyla yaşamanın mantığını izah etmektedir. Ancak sakal ve misvak örneği bir arada verilirken yanlış anlaşılmaya müsait bir üslup kullanılmıştır. Sakal, sıradan bir Sünnet değil, emir kalıbında bize ulaşmış bir Sünnet'tir. Aynı şey misvak için geçerli değildir. Keşke bu ifadede sakal örneği verilmemiş olsaydı. Fakat bu ifadelerde bir kasıt aramak zannederim doğru olmaz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Şunu şaşmaz bir kural olarak bilin ve uygulayın. Biz mü'minler kardeşiz. Kardeşliğimizin gereği olarak da birbirimize itibar ederiz. Aynı düşündüğümüz hususlarda beraber oluruz. Farklı düşündüğümüz hususlarda ise birbirimizle tartışmayı bile kabul etmeyiz. Temel iman meselelerinde beraber olduktan sonra tali konularda tartışmak abestir. Birbirimizi farklılıklarımızla kabul edebilirsek şeytanın tuzağına takılmamış oluruz. Bunu siyasetiniz edinin. Beraber olun, tartışmayın. Tartışandan özür dileyin. Bu güne kadar kimse tartışarak birbirine ikna edebilmiş değildir. Bu bir imtihandır. Bile bile tuzağa düşmeyelim.