Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Efendim biz bir ilmimiz olmamakla beraber büyüklerimizden görüp öğrendiğimize göre Hanefi mezhebinde balık suretinde olmayan ve denizde yasayıp yumurtasını karaya bırakan hayvanin eti yenmez diye biliriz. Ama etrafımızda ki bazı ilim sahibi olan kimseler yengeç, ahtapot, karides ve benzeri hayvanların etini yemek de bir sakınca olmadığını söylemekdeler. Allahualem, bahsi geçen konu hakkında fetva rica ediyoruz. Allah’a emanet olunuz.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hanefi mezhebindeki hükümlere göre, denizden sadece balık türü olanlar yenir. Bir zikrin, okumanın yapılmış olması için kişinin kendi duyacağı bir sesle olması gerekir. Aksi takdirden ona 'tefekkür' adı verilir. Meleklerin duyup duymaması başka bir husustur.
Selamünaleyküm. Deniz ürünlerinin genel olarak yenilebileceğini söyleyebiliriz. Hanefi mezhebinde ise kerahet vardır. Bu kerahet bir içtihattan kaynaklanmaktadır.
Selamünaleyküm. Seçici olmamız gereken alanlardan biri de et ile alakalı durumdur. Haram helal hassasiyeti olmayan kasaptan et tüketmeyeceğiz. Lokantaları bu mantıkla değerlendireceğiz. En azından kalbimizin rahat etmediği durumlarda etli yemek yemeyeceğiz. Aynı hassasiyetimiz tavuk tüketimi için de geçerli olacaktır.
Selamünaleyküm. Müslüman biri unutup da besmelesiz keserse besmele ile yenebilir. Kâfir kestiğinde hiç yenmez.
Selamünaleyküm. Canlı hayvanlardan balık türü hariç, eti yenebilen hayvanların yenebilir olması için besmele ile ve usulüne göre kesilmesi gerekmektedir. Tavuk kesimindeki tüyünün yolunması için kolaylık olsun diye, içindeki pisliği ile kaynar suya sokulmaması gerekir. Bunların her biri, yaşadığımız topraklar Şeriat ile hükmeden topraklar olsaydı rahat edebilirdik. Ne eseftir ki, imanımıza rağmen böyle bir nimetten mahrumuz. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey, firma seçmektir. Helal demgalı firmeler seçebiliriz. Etten tamamen yoksun kalmamızın zor olduğu bir hakikattir.
Selamünaleyküm.Hanefi Mezhebimizin bu husustaki kaidesi gayet açıktır. Örfün ‘balık’ olarak görmediğine cevaz verilmemektedir. Sözünü ettiğiniz nesneyi ilk defa duydum. Resimlerinden baktım, hiçbir şey anlamadım diyebilirim. Bu da benim gibi birinin balık örfüne uzak olduğunu göstermektedir. Kanaatim odur ki, balık kültürü olan ve yöresinde bu tür balığın da tüketildiği üç mü'mine bu nesneyi görünce ne olarak algıladıklarını sorarak balık olup olmadığını ve ona göre de yenip yenmeyeceğini tespit edebiliriz. Yenebiliyorsa diğer alanlarda kullanılması da buna bağlı olacaktır. Hanefi kitaplarında bile mesela karidesin balık sayılabileceğine dair görüşler vardır. Bu husustaki ihtilafın dinimizin kati naslarından anlaşılan bir hüküm gibi görülmesinde de sorun vardır. Bu bir içtihattır, içtihat olması bakımından da mübarektir. Cumhurun istidlal ettiği naslar ise daha sarihtir. Bu kaydı şunun için düştüm: Mesela ‘Diniz Hıyarı haramdır’ sözünü ‘faiz haramdır’ gibi kullandığımızda cumhur ile amel eden büyük bir kitleyi haram yiyor gibi göstermiş oluruz. Hâlbuki faizin haram olmasındaki Haram Olma ile bir deniz ürününün haram olması aynı ağırlıkta değildir. Evet herkes takip ettiği mezhebinin müçtehitlerine göre hareket etmelidir ama fıkıhtaki ihtilafın mü'minler için rahmeti yansıttığını da unutmamak gerekiyor