Fetva Meclisi
Soru
Hocam depremden sonra dört kızımla birlikte Malatya’dan eşimin memleketi Elazığ’a geldik. Evimize dönüp dönemeyeceğimiz ise şu an için net değil. Bir süreliğine de İzmir’e kendi ailemin yanına gitmeyi planlıyoruz. Kayınbabamın maddi olarak durumu iyi değil, fazla yük olmak istemiyorum. Görümcem de sınava hazırlanıyor ve geçen yıldan beri stresi çok fazla. Biz burada olduğumuz için gelen giden çok oluyor, ders çalışamıyor ve evde bir gerginlik oluyor. Onun da çalışabilmesi için gitmek istiyorum ama sabredemeyeceğim kadar zor durumda da değilim. Eşim de polis olduğu için izni yok. Bu sebep ve şartlarda mahremsiz yolculuk yapmamız caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Eşinizin dediğini yapmanızın şu anda çok muhtaç olduğunuz huzurunuz açısından isabetli olacağını zannederim. Mümkün olduğu kadar alttan almak gerekiyor. Şeytan küçük bir kıvılcım arıyor, onu vermemek gerekir.
Allah Teâlâ geçmiş etsin, size sabır ve afiyet indirsin. Âmîn. Bu yaşadığınız gel git, bu büyük afetten sonra çok normaldir, endişe etmeyin. Bir zaman sonra geçer bunlar ve rahat edersiniz. Zihninizden böyle şeyler geçmesi de bir vebal değildir. Rapor verilince de evinize dönersiniz. Bu günlerde böyle şeylerin konuşulması, sizin de etki altında kalmanız normal görülmelidir. Belki bir iki hafta daha ya da bir ay daha böyle kaoslu bir ortamda olabilirsiniz. Siz orada bunu çekiyorsunuz, biz İstanbul’da bile o kadar değilse de rahatımızın bozulduğu bir ortamda bulunuyoruz. Allah Teâlâ size hayatınızı bağışlamış, buna şükredin. Çok geçmiş olsun.
Bu büyük afet normal bir kaza gibi düşünülemez. Bir iş becerebilen, elinden bir şey gelen herkesin seferber olması gereken olağanüstü büyük bir felakettir. Buna bağlı olarak da normal şartlarda caiz olmayan pek çok şey bu durumda caiz olarak düşünülür. Güvenli bir ortam bulabiliyorsanız ve kendinize itimadınız varsa gitmelisiniz. Allah Teâlâ’nın size ecir yazacağı güzel bir ibadet yapmış olursunuz.
Mevcut afetin ağırlığından ötürü önüne gelen bir şeyler konuşuyor. Şu dünyada ölüm korkusunu hissetmediğimiz tek bir saat ve tek bir mekân var mıdır bacım? Tedbirimizi alırız, duamızı ederiz ve yaşamaya devam ederiz. Açık bir tehlike ve yanlış içinde olmadığın sürece elbette aile bireylerine gösterdiğin alaka senin için bir sevap kaynağı olur. Allah kalbine ferahlık versin.
Bir sıkıntıya sıkıntı ile karşılık vermek yanlış olur. Zaman geçtikçe daha rahat olacaksınız. Babanızı hatası ile baş başa bırakın. Siz kendi hayatınızı sürdürmeye çalışın. Babanız için de dua edin, erkenden ıslah olsun. Genel uygulamanız böyle olsun.
Allah Teâlâ sana ve eşine sabır versin kızım. Yaşadığınız felaket de geçmiş olsun. Allah Teâlâ hepimizi benzerlerinden muhafaza buyursun. Sen tespitini yapmışsın, hasta bir kadın ve ailesi ile karşılaşmışsın. Sana tavsiyem şudur: Önceliğin senin sağlığın ve eşinle muhabbetin olsun. Kaynanan ve çevresi senin gündemin olmasın, hiç olmasın. Sen ne saygı ne de alaka göstermek zorunda değilsin. “Ne ver ne al” konumunda ol. Onları yok gibi kabul et. Onlara yönelik hiçbir yorum bile yapma. Hedefin, eşinle mutluluğun ve inşaallah çocuklarına iyi bir anne olman olsun. Eşin ise annesine ve annesinin çevresine mesafe koysun, seviye koysun ama ilişkisini tamamen kesmesin yani onları telefondan silmiş, sanki öyle biri yok gibi davranmasın. Evet, bu biraz zor ama yarın pişman olmamak için böylesi daha iyi. Zorunlu durumlarda selam versin selam alsın. Bir şeye acil muhtaç olduklarında yardım etsin. Zamanla toparlanma olursa o da açılır. Çocuklarınızı bu ortamdan uzak tutmalısınız. Yaşları ilerlediğinde biraz izah edersiniz o kadar. Kimse ile bu konuyu konuşmayın, soru sordurmayın, cevap vermeyin. Haklılığını anlatmaya çalışırken bile yıpranabilirsin. İçinde doğan huzursuzluğu gidermek için özellikle namaza önem ver. Her namaz için özel abdest alarak huşu içinde namaz kıl. Bilhassa sabah namazından sonra güzel dualar et. Ve takma bunları kızım, yoluna devam et. Allah yardımcın olsun. Umarım bu sınavı başarıyla geçersin. Allah Teâlâ sana da eşine de sabırlar indirsin. Âmîn.
deprem konusundaki diğer fetvalar
Depremzede için gönderilen bir yardım başka birine verilemez. Ancak çürüyor ve depremzedeye verilemez durumdaki eşyadan muhtaç birilerine verilebilir, başka bir yere gönderilebilir.
O sözün niteliği ne olursa olsun şu durumun bir nedamet içinde olduğunu gösteriyor. Bu da şu demektir: O sözden ne kastetmiş olursan ol, sen pişmansın, tövbekârsın. Allah’ın izni ile hiçbir vebal kalmamıştır, imtihanı da biiznillah kaybetmedin. İbadetini yap, yaşamaya devam et. Çok geçmiş olsun. Allah seni de hepimizi de benzerlerinden muhafaza buyursun.
Kendinizi koruyabilir ve ciddiyetinizi muhafaza edebilirseniz biiznillah sakıncası olmaz.
Elhamdülillah. Selamette olmanız büyük nimet. Allah afiyetinizi daim kılsın. Deprem birkaç dakikalık bir afettir ama etkisi seneler ve şehirler boyu bitmeyebilir. Asıl deprem olan hayatın tamamına değil de birkaç dakikasına takılıp kalmak ne yazık ki yaygın hale geldi. İnsanların depremi büyütmekten sanki zevk aldıklarını görmekten üzülüyoruz. Bizi ahirete yöneltmesi gereken bir olaydan dünyaya daha fazla sarılmayı nasıl üretiyoruz, hayret doğrusu! Kimse merak etmesin, bu bir kıyamet işareti değildir. Kıyamet işareti keşke bu kadar ve böyle olsa, keşke! İbadet boşluğumuz ilk darbede sarsılmamıza neden oluyor. İnsanlar olarak birbirimize ahiret bağı ile bağlanmayı beceremediğimiz için birbirimize huzur kaynağı olamıyoruz. Cennet hasretimiz gerçekçi durmadığı için evlerimizi cennetleştirmeye çalışıyoruz, evlerimiz hasar görünce de cennetimiz gitti gibi oluyor. Kur'an okumayı ruhumuzu dinlendirmek olarak anlayamadığımız için insan sözlerine ve batıl eğlencelere teselli kaynağı olarak sarılıyoruz. Evet, dünya böyle bir bataklığa sürüklendi, sürüklenmeye de devam ediyor. Biz ise imanımız ve cennet umudumuzla bu bataklığa batanlardan olamayız. Biz de deprem görürüz, eziyet çekeriz, ağlarız ama biiznillah kalkar ve ayakta dururuz. Yolumuz uzun, beklentimiz büyüktür. Yıkılan dünyanın enkazı altında kalamayız. Yanlışımızı tespit eder, doğrusunu yapmaya kararlı oluruz. Hata edersek Rabbimizin affına sığınır, doğruyu yapmaya gayret ederiz. Birilerinin fısıltıları ile beyin eskitemeyiz. Kur'an'ımız bizi cennete çağırıyor. Dünyada iken dünyayı imar edip ahirete doğru yürümek zorundayız. Kaza ve bela seyircisi olarak kalamayız. Devam kardeşim devam. Bu dünyanın kendisi geçici de içindeki afetler mi geçici olmayacak... Hiç meraklanmayın, bunlar geçer, geçecek de biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, kalbimize huzur indirsin.