Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben Malatya’da yaşıyorum. Çok şükür bu depremden dolayı can ve mal kaybımız olmadı. Biz şu an köydeyiz ve biraz zor şartlardayız. Bazen üzülüyorum, ağlayacak gibi oluyorum eski hayatımı özlüyorum ama sonra aklıma enkaz altında kalanlar geliyor ve pişman oluyorum. Bu döngü sürekli böyle devam ediyor. Benim eski hayatıma dönmek istemem ve bu yüzden üzülmem nankörlük mü oluyor acaba, içimde hep böyle bir vesvese oluyor. Rabbim bana kızıyor mudur diye düşünüyorum. Bir de eve gitmek için korkuyoruz ancak köyümüzde de sürekli kalamayız. Evimize sağlam veya az hasarlı ama oturulabilir raporu verdiklerinde gidip oturmamız mantıklı olur mu? Sürekli bilgi kirliliği var. Elimizden gelen hasar tespiti yaptırmak ve bol bol dua edip Rabbimize sığınmaktır. Eğer bunlara rağmen yine enkaz altında kalacaksak bu kaderimizdir diye düşünüyorum. Sizce bu düşüncem doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Eşinizin dediğini yapmanızın şu anda çok muhtaç olduğunuz huzurunuz açısından isabetli olacağını zannederim. Mümkün olduğu kadar alttan almak gerekiyor. Şeytan küçük bir kıvılcım arıyor, onu vermemek gerekir.
Yaşanan mevcut durum olağanüstü bir durumdur. Allah Teâlâ hepimize ve özellikle size geçmiş kılsın, beterinden muhafaza buyursun. Bu belirttiğiniz nedenle ailenizin yanına bu şekilde gitmenizde sakınca olmaz umarım. Allah’a emanet olunuz. Bize de dua ediniz.
Elhamdülillah. Selamette olmanız büyük nimet. Allah afiyetinizi daim kılsın. Deprem birkaç dakikalık bir afettir ama etkisi seneler ve şehirler boyu bitmeyebilir. Asıl deprem olan hayatın tamamına değil de birkaç dakikasına takılıp kalmak ne yazık ki yaygın hale geldi. İnsanların depremi büyütmekten sanki zevk aldıklarını görmekten üzülüyoruz. Bizi ahirete yöneltmesi gereken bir olaydan dünyaya daha fazla sarılmayı nasıl üretiyoruz, hayret doğrusu! Kimse merak etmesin, bu bir kıyamet işareti değildir. Kıyamet işareti keşke bu kadar ve böyle olsa, keşke! İbadet boşluğumuz ilk darbede sarsılmamıza neden oluyor. İnsanlar olarak birbirimize ahiret bağı ile bağlanmayı beceremediğimiz için birbirimize huzur kaynağı olamıyoruz. Cennet hasretimiz gerçekçi durmadığı için evlerimizi cennetleştirmeye çalışıyoruz, evlerimiz hasar görünce de cennetimiz gitti gibi oluyor. Kur'an okumayı ruhumuzu dinlendirmek olarak anlayamadığımız için insan sözlerine ve batıl eğlencelere teselli kaynağı olarak sarılıyoruz. Evet, dünya böyle bir bataklığa sürüklendi, sürüklenmeye de devam ediyor. Biz ise imanımız ve cennet umudumuzla bu bataklığa batanlardan olamayız. Biz de deprem görürüz, eziyet çekeriz, ağlarız ama biiznillah kalkar ve ayakta dururuz. Yolumuz uzun, beklentimiz büyüktür. Yıkılan dünyanın enkazı altında kalamayız. Yanlışımızı tespit eder, doğrusunu yapmaya kararlı oluruz. Hata edersek Rabbimizin affına sığınır, doğruyu yapmaya gayret ederiz. Birilerinin fısıltıları ile beyin eskitemeyiz. Kur'an'ımız bizi cennete çağırıyor. Dünyada iken dünyayı imar edip ahirete doğru yürümek zorundayız. Kaza ve bela seyircisi olarak kalamayız. Devam kardeşim devam. Bu dünyanın kendisi geçici de içindeki afetler mi geçici olmayacak... Hiç meraklanmayın, bunlar geçer, geçecek de biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, kalbimize huzur indirsin.
Allah Teâlâ sana ve eşine sabır versin kızım. Yaşadığınız felaket de geçmiş olsun. Allah Teâlâ hepimizi benzerlerinden muhafaza buyursun. Sen tespitini yapmışsın, hasta bir kadın ve ailesi ile karşılaşmışsın. Sana tavsiyem şudur: Önceliğin senin sağlığın ve eşinle muhabbetin olsun. Kaynanan ve çevresi senin gündemin olmasın, hiç olmasın. Sen ne saygı ne de alaka göstermek zorunda değilsin. “Ne ver ne al” konumunda ol. Onları yok gibi kabul et. Onlara yönelik hiçbir yorum bile yapma. Hedefin, eşinle mutluluğun ve inşaallah çocuklarına iyi bir anne olman olsun. Eşin ise annesine ve annesinin çevresine mesafe koysun, seviye koysun ama ilişkisini tamamen kesmesin yani onları telefondan silmiş, sanki öyle biri yok gibi davranmasın. Evet, bu biraz zor ama yarın pişman olmamak için böylesi daha iyi. Zorunlu durumlarda selam versin selam alsın. Bir şeye acil muhtaç olduklarında yardım etsin. Zamanla toparlanma olursa o da açılır. Çocuklarınızı bu ortamdan uzak tutmalısınız. Yaşları ilerlediğinde biraz izah edersiniz o kadar. Kimse ile bu konuyu konuşmayın, soru sordurmayın, cevap vermeyin. Haklılığını anlatmaya çalışırken bile yıpranabilirsin. İçinde doğan huzursuzluğu gidermek için özellikle namaza önem ver. Her namaz için özel abdest alarak huşu içinde namaz kıl. Bilhassa sabah namazından sonra güzel dualar et. Ve takma bunları kızım, yoluna devam et. Allah yardımcın olsun. Umarım bu sınavı başarıyla geçersin. Allah Teâlâ sana da eşine de sabırlar indirsin. Âmîn.
Evet, büyük bir felaket geçirdik. O felaketin büyüklüğü kadar da dert getirdi ardından. Allah yardımcımız olsun. Ölen kardeşlerimize rahmet etsin. Hastalarımıza şifalar versin. Yakınlarını kaybeden kardeşlerimize sabır versin. Âmîn. Böyle büyük bir felaketin ardından dört noktadan sarsılmamaya dikkat etmemiz gerekiyor: Allah’a imanımız ve dinimiz üzerinden şeytan ve ona yataklık edenler bizi eritmeye çalışabilirler. Başımıza bu kadar büyük bir felaket geldikten sonra bir de “Bu kader miydi değil miydi?” türünden, şu andaki acıya bir çare olmayacak tartışmalara çekilmemiz ne depremle vurulmuş kardeşlerimize ne de onları ekranlarda izleyenlere bir fayda sağlamayacaktır. Sadece boş konuşmalara dalıp imanımızı ve dinimizi daha zayıf bir noktaya çekecektir. Bu da bile bile zarara girmektir. Bir kere olayın şokundan kurtulmuş değiliz. Yapmamız gereken çok acil işlerimiz var. Böyle konularla ne vakit ne de enerji israf edemeyiz. Psikolojimiz bizi ayakta tutan en önemli kaynağımızdır. Şehirleri harap eden böyle büyük bir felaketin önünde direnebilecek insan maneviyatı neredeyse yoktur diyebiliriz. Depremden öncesinde de gergindik zaten. Sürekli deprem izleyerek, konuşarak, tartışarak, yorumlayarak kendi yaramızı kanatıp duruyoruz. Biraz kendimize ve beynimize acıyıp dinlensek daha iyi olur. Evet, acının içindeki kardeşlerimiz ölümlerden ölüm beğenecekleri bir fırtınanın içindedirler ama insan en acılıdan ise acılıyı tercih edebileceği bir mantık üzerinde yaşamalıdır. Birbirimize merhametimiz olmalıdır. Boşboğazlığımız, her söze inanıyor olmamız, kör kuyuya kör taş atmamız asla Müslümanca değildir. Böyle zor zamanlarda ekmek ve su kadar belki de daha fazla morale ve manevi desteğe ihtiyacımız vardır. Din ve mal üzerinden hatta namus üzerinden ortaya atılan şayialarla meşgul olunması bir seviyesizliktir. Birbirimize moral kaynağı olmak borcumuzdur. Ekonomimiz yani mal bağlantılarımız bir depremle olduğu gibi gidebiliyor veya gitme noktasına gelebiliyor. Rızkın Allah’tan olduğuna iman ediyoruz ama rızık yollarını açmak da bizim görevimizdir. Bu nedenle birbirimizin ekonomik ihtiyaçlarına karşı daha ciddi olmak ve her şeyimiz gitmiş olsa dahi “canımız sağ kaldı ya” diyebilmeliyiz. Ekonomiyi her şey görmek, bu felakette sağ kalanla ölen arasında hiç fark yokmuş gibi zannetmek olmaz mı? Ve çok önemli bir nokta da şudur: Milyonlarca insanın himayesinde olduğu bir devleti sokak ağzı ile yıpratmak, değersizleştirmek insanın kendi bastığı dalı kesmesi olur. Evet, devletin de yetersiz olabileceği an ve durumlar olabilir ama bir vatandaşın bir isteği gerçekleşmedi diye devleti bitirmek çok insafsızca ve anlamsız bir iştir. Devletin de neticede bizim gibi insanlardan oluştuğunu, biz ne isek devletimizin de o olacağını düşünememek yanlıştır. Dilerim Allah Teâlâ böyle felaketlerle bizi bir daha yüzleştirmez ve bize basiretli işler yapmayı nasip eder. İbret alınmayan her felaket yenisini çağıran bir işaret olur maazallah. Allah milletimize rahmet etsin. Akıbetimizi hayır etsin. Âmîn.
Evvela kendiniz için sosyal bir çevre oluşturmaya çalışın. Salih insanlardan arkadaşlar edinin. Onlarla düzenli olarak vakit geçirip etkinlikler yapın. Psikoloğunuzu aksatmayın. Daha çok verim alabileceğiniz bir psikolog araştırın gerekirse. Sevdiğiniz meşguliyetlerin sayısını ve onlara ayırdığınız zamanı, sorumluluklarınızı aksatmayacak ve sizi yıpratmayacak şekilde arttırın. Ve kabullenin. Geçmişi kabullenin. Annenizi kabullenin. Onun fıtratını kabullenin. Konuşma şeklini, şikâyetlenme şeklini kabullenin. Eşinizi kabullenin. Ailenizi kabullenin. Bu kabullenme bir barışma şeklinde olsun. Onlarla barışın. Onların fıtratıyla barışın. Geçmişinizle barışın. İçinde bulunduğunuz şartlarla barışın. Şartlarınızı, kendinizi ve çevrenizi iyiye doğru dönüştürme imkânı olduğu zaman da bunu güzellikle yapmanız gerekir. Allah'a tevekkül edin. Allah'a bolca dua edin. Her zorlukla beraber kolaylık vardır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
deprem konusundaki diğer fetvalar
O adresteki evdekiler de aynı yardımı alacaklarsa siz iki kere almış olacaksınız. Neticede bu “hasar gören eve” verilen katkı ise alabilirsiniz. Geçmiş olsun.
Kendinizi koruyabilir ve ciddiyetinizi muhafaza edebilirseniz biiznillah sakıncası olmaz.
Mevcut afetin ağırlığından ötürü önüne gelen bir şeyler konuşuyor. Şu dünyada ölüm korkusunu hissetmediğimiz tek bir saat ve tek bir mekân var mıdır bacım? Tedbirimizi alırız, duamızı ederiz ve yaşamaya devam ederiz. Açık bir tehlike ve yanlış içinde olmadığın sürece elbette aile bireylerine gösterdiğin alaka senin için bir sevap kaynağı olur. Allah kalbine ferahlık versin.
Depremzede için gönderilen bir yardım başka birine verilemez. Ancak çürüyor ve depremzedeye verilemez durumdaki eşyadan muhtaç birilerine verilebilir, başka bir yere gönderilebilir.