Fetva Meclisi
Soru
Sevgili Nurettin hocam, ben sizden nasihat almak istiyorum. Bilinçlendiğimden beri sizi hep baba gibi dinledim. Hocam malum Marmara depremi ile ilgili bir takım söylentiler var. Ben Yalova’da kayınvalidem ve kayınpederimle aynı binada yaşıyorum. Doksan dokuz depreminde hasar almış ama güçlendirme yapılmış lakin yakın zamandaki deprem felaketinden sonra müstakil eve çıkma isteği geldi içime. Eşimin ailesini de terk etmiş gibi olmak istemiyorum. Ben sırf Allah için bu isteğimden caysam ecir alır mıyım, yoksa önceliği tedbire mi vermeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaşanan mevcut durum olağanüstü bir durumdur. Allah Teâlâ hepimize ve özellikle size geçmiş kılsın, beterinden muhafaza buyursun. Bu belirttiğiniz nedenle ailenizin yanına bu şekilde gitmenizde sakınca olmaz umarım. Allah’a emanet olunuz. Bize de dua ediniz.
Allah Teâlâ sana ve eşine sabır versin kızım. Yaşadığınız felaket de geçmiş olsun. Allah Teâlâ hepimizi benzerlerinden muhafaza buyursun. Sen tespitini yapmışsın, hasta bir kadın ve ailesi ile karşılaşmışsın. Sana tavsiyem şudur: Önceliğin senin sağlığın ve eşinle muhabbetin olsun. Kaynanan ve çevresi senin gündemin olmasın, hiç olmasın. Sen ne saygı ne de alaka göstermek zorunda değilsin. “Ne ver ne al” konumunda ol. Onları yok gibi kabul et. Onlara yönelik hiçbir yorum bile yapma. Hedefin, eşinle mutluluğun ve inşaallah çocuklarına iyi bir anne olman olsun. Eşin ise annesine ve annesinin çevresine mesafe koysun, seviye koysun ama ilişkisini tamamen kesmesin yani onları telefondan silmiş, sanki öyle biri yok gibi davranmasın. Evet, bu biraz zor ama yarın pişman olmamak için böylesi daha iyi. Zorunlu durumlarda selam versin selam alsın. Bir şeye acil muhtaç olduklarında yardım etsin. Zamanla toparlanma olursa o da açılır. Çocuklarınızı bu ortamdan uzak tutmalısınız. Yaşları ilerlediğinde biraz izah edersiniz o kadar. Kimse ile bu konuyu konuşmayın, soru sordurmayın, cevap vermeyin. Haklılığını anlatmaya çalışırken bile yıpranabilirsin. İçinde doğan huzursuzluğu gidermek için özellikle namaza önem ver. Her namaz için özel abdest alarak huşu içinde namaz kıl. Bilhassa sabah namazından sonra güzel dualar et. Ve takma bunları kızım, yoluna devam et. Allah yardımcın olsun. Umarım bu sınavı başarıyla geçersin. Allah Teâlâ sana da eşine de sabırlar indirsin. Âmîn.
Dertli olmayan hangi insan vardır? Allah Teâlâ dertlerimize karşı sabredebilmeyi hepimize kolay kılsın. Dilerim kıyamet gününde şimdi sizi bunaltan şeyler, orada rahat etmenize vesile olacak nimetler olur. Sabredin, kısa ve geçici bir dünyadan ebedi bir diyara gidiyoruz; sabredin ve kazanın. İçinize de atmanız gerekmiyor, bir dert arkadaşı ile paylaşabilirsiniz de. Eşinize şikâyetlenmeden dertleşmeyi becerebilmelisiniz. Bir de size tavsiyem, böyle durumlarda kimseden teşekkür beklemeyin sakın. Sizin yaptığınızı Allah görsün yeter. Size sabırlar diliyorum. Allah Teâlâ yaptığınızı ibadet gibi kabul buyursun.
Elhamdülillah. Selamette olmanız büyük nimet. Allah afiyetinizi daim kılsın. Deprem birkaç dakikalık bir afettir ama etkisi seneler ve şehirler boyu bitmeyebilir. Asıl deprem olan hayatın tamamına değil de birkaç dakikasına takılıp kalmak ne yazık ki yaygın hale geldi. İnsanların depremi büyütmekten sanki zevk aldıklarını görmekten üzülüyoruz. Bizi ahirete yöneltmesi gereken bir olaydan dünyaya daha fazla sarılmayı nasıl üretiyoruz, hayret doğrusu! Kimse merak etmesin, bu bir kıyamet işareti değildir. Kıyamet işareti keşke bu kadar ve böyle olsa, keşke! İbadet boşluğumuz ilk darbede sarsılmamıza neden oluyor. İnsanlar olarak birbirimize ahiret bağı ile bağlanmayı beceremediğimiz için birbirimize huzur kaynağı olamıyoruz. Cennet hasretimiz gerçekçi durmadığı için evlerimizi cennetleştirmeye çalışıyoruz, evlerimiz hasar görünce de cennetimiz gitti gibi oluyor. Kur'an okumayı ruhumuzu dinlendirmek olarak anlayamadığımız için insan sözlerine ve batıl eğlencelere teselli kaynağı olarak sarılıyoruz. Evet, dünya böyle bir bataklığa sürüklendi, sürüklenmeye de devam ediyor. Biz ise imanımız ve cennet umudumuzla bu bataklığa batanlardan olamayız. Biz de deprem görürüz, eziyet çekeriz, ağlarız ama biiznillah kalkar ve ayakta dururuz. Yolumuz uzun, beklentimiz büyüktür. Yıkılan dünyanın enkazı altında kalamayız. Yanlışımızı tespit eder, doğrusunu yapmaya kararlı oluruz. Hata edersek Rabbimizin affına sığınır, doğruyu yapmaya gayret ederiz. Birilerinin fısıltıları ile beyin eskitemeyiz. Kur'an'ımız bizi cennete çağırıyor. Dünyada iken dünyayı imar edip ahirete doğru yürümek zorundayız. Kaza ve bela seyircisi olarak kalamayız. Devam kardeşim devam. Bu dünyanın kendisi geçici de içindeki afetler mi geçici olmayacak... Hiç meraklanmayın, bunlar geçer, geçecek de biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, kalbimize huzur indirsin.
Bu büyük afet normal bir kaza gibi düşünülemez. Bir iş becerebilen, elinden bir şey gelen herkesin seferber olması gereken olağanüstü büyük bir felakettir. Buna bağlı olarak da normal şartlarda caiz olmayan pek çok şey bu durumda caiz olarak düşünülür. Güvenli bir ortam bulabiliyorsanız ve kendinize itimadınız varsa gitmelisiniz. Allah Teâlâ’nın size ecir yazacağı güzel bir ibadet yapmış olursunuz.
O sözün niteliği ne olursa olsun şu durumun bir nedamet içinde olduğunu gösteriyor. Bu da şu demektir: O sözden ne kastetmiş olursan ol, sen pişmansın, tövbekârsın. Allah’ın izni ile hiçbir vebal kalmamıştır, imtihanı da biiznillah kaybetmedin. İbadetini yap, yaşamaya devam et. Çok geçmiş olsun. Allah seni de hepimizi de benzerlerinden muhafaza buyursun.
deprem konusundaki diğer fetvalar
Kendinizi koruyabilir ve ciddiyetinizi muhafaza edebilirseniz biiznillah sakıncası olmaz.
Depremzede için gönderilen bir yardım başka birine verilemez. Ancak çürüyor ve depremzedeye verilemez durumdaki eşyadan muhtaç birilerine verilebilir, başka bir yere gönderilebilir.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Eşinizin dediğini yapmanızın şu anda çok muhtaç olduğunuz huzurunuz açısından isabetli olacağını zannederim. Mümkün olduğu kadar alttan almak gerekiyor. Şeytan küçük bir kıvılcım arıyor, onu vermemek gerekir.
Allah Teâlâ geçmiş etsin, size sabır ve afiyet indirsin. Âmîn. Bu yaşadığınız gel git, bu büyük afetten sonra çok normaldir, endişe etmeyin. Bir zaman sonra geçer bunlar ve rahat edersiniz. Zihninizden böyle şeyler geçmesi de bir vebal değildir. Rapor verilince de evinize dönersiniz. Bu günlerde böyle şeylerin konuşulması, sizin de etki altında kalmanız normal görülmelidir. Belki bir iki hafta daha ya da bir ay daha böyle kaoslu bir ortamda olabilirsiniz. Siz orada bunu çekiyorsunuz, biz İstanbul’da bile o kadar değilse de rahatımızın bozulduğu bir ortamda bulunuyoruz. Allah Teâlâ size hayatınızı bağışlamış, buna şükredin. Çok geçmiş olsun.