Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kayınvalidem kanser hastası, 7 aydır hastanelerdeyiz. İki hafta önce de kayınpederim felç geçirdi. Çok yoruldum hocam, kıyamıyorum bakıyorum, eşimi de çok seviyorum, onun hatırı için de hiç sesimi çıkaramıyorum ama o kadar daraldım ki ağlayıp duruyorum. Kimseye de, özellikle eşime daraldığımı hissettirmemek için elimden geleni yapıyorum ve içime attıkça daha çok sıkılıyorum. Ne yapmalıyım, nasıl dua etmeliyim, neler okumalıyım? Bu benim sınavım biliyorum ama böyle zamanlarda şeytan da pusuda bekleyince daha zor oluyor hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah yardımcın olsun kızım. Bir kere kendini çaresiz, bitmiş gibi asla görme. İnsan derdini abarttığında o dert onu daha fazla ezer. Şöyle yap: Bir psikolog hanımla görüşerek mevcut durumu ne kadar kaldırabileceğini istişare et. Seninle yüz yüze görüşen bir bilim insanı olarak sana “bu evlilik sürmez” derse o zaman o tür şeyler düşünürsün. Şimdilik ayrılmayı düşünme. Bu mantıkla bir zaman daha devam edersen biiznillah daha huzurlu olursun.
Bu kadar sorumluluk taşıdığın halde karşılığında takdir görmemek, insanı çok yıpratabilir. Ama unutma ki, her şey Allah'ın takdirindedir ve O seni bu sıkıntılarla test ediyor. Sana vereceğim birkaç öneri inşallah biraz rahatlatıcı olur. Öncelikle şunu bil ki yaptığın her şeyin karşılığı Allah katında var. Kayınvaliden, kayınpederin, engelli kaynının, hatta eşin ve çocukların... Hepsi Allah’ın birer emaneti. Sen onlara sevgi ve saygı göstererek Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyorsun. Bu davranışın son derece kıymetli. Çünkü sen başkaları için özverili bir şekilde yaşarken aslında çok büyük bir mükâfat kazanıyorsun. Gözle görülmese de Allah, kalbinde bu niyetle yaptıklarını en iyi şekilde bilmektedir. Ancak, sabırla birlikte sınırlarını çizmek de önemli. Bir insan, her zaman doğruyu yapıyor olsa da karşılığında sürekli kötü muamele görmek zorlayıcı olabilir. Bu noktada yapman gereken birkaç şey var: Kalbini Temiz Tut: Başkalarından teşekkür veya minnettarlık beklemek, bazen insanı hayal kırıklığına uğratabilir. Ancak senin yaptıkların Allah için. Yani, karşılık almadan da vermek önemli. "Rabbim, ne olur kalbimi bu sıkıntıya sabırla, ihlasla, sevgiyle tutmamı sağla" diye dua et. Başkalarından takdir beklememek, seni daha huzurlu kılabilir. Sabırlı Ol ve Dua Et: Eşin sana sevgisini göstermiyorsa sen ona karşı sevgini ve anlayışını eksik etme. Dua et, Allah’a yönel. O kalpleri değiştiren, yönlendiren bir tek O’dur. Allah’ın takdirine rıza göstererek, başkalarına sabırlı ve iyi davranmak, senin kalbini Allah’a daha da yakınlaştırır. Ancak, bu senin de sürekli üzerini taşıman gereken bir yük değil. Bazen sınır koymak ve kendini korumak, Allah’a yakın olmanın bir yoludur. Eşinle İletişim Kur: Eşin sana sevgisini göstermediğinde, ona duygularını nazikçe ifade edebilirsin. Ona, sevgi ve takdir görmek istediğini, bunun seni nasıl hissettirdiğini anlatmak faydalı olabilir. Ancak bunu yaparken onu suçlamaktan veya onun sevgisini zorla istemektense, yumuşak bir şekilde "Sana çok değer veriyorum, bazen biraz daha ilgi görmek beni çok mutlu eder" gibi bir yaklaşım sergileyebilirsin. Zihinsel Engelli Kaynın: Engelli bireylerin bakımında sabır çok önemli. Onların davranışları bazen zorlu olabilir ama bu durumda da gösterdiğin sabır ve özen Allah katında çok büyük sevap olacaktır. Çocuklarına zarar veriyorsa dikkatli bir şekilde onların güvenliğini sağlamak, kaynını da şefkatle yönlendirmek önemlidir. Her şeyi doğru yapmak zor olabilir ama seni en iyi şekilde sabırla bu durumla başa çıkacak şekilde donatacak olan Allah’tır. Sınır Koyma: Her şeyin ötesinde, Allah’a havale etmek ve ona güvenmek, seni rahatlatacaktır. Ama aynı zamanda sınır koymak, kendini korumak da senin hakkındır. Özellikle eşinin ya da aile üyelerinin kötü muamelelerine sürekli katlanmak seni yıpratabilir. Onlara sevgiyle yaklaşmakla birlikte, seni üzen veya sınırlarını zorlayan durumlarla ilgili kendini ifade etmeni öneririm. Hem onları hem de kendini daha sağlıklı bir şekilde koruyabilmen için bu önemli. Son olarak, şunu unutmamanı rica ediyorum: Sen Allah’ın sevdiği kullarından birisin. Yardım ediyorsun, fedakârlık yapıyorsun, Allah’ın katında bu çabaların değerli. Karşılık almak, senin asıl amacın olmamalı. Allah seni ödüllendirecek, inşallah. Sen sabırlı ol ve her şeyin en iyisini Allah’tan bekle. Ne zaman darda kalırsan, O'na sığın ve ona yönel. Her şeyin en güzelini sana nasip etsin.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Evlilik hayatı bu tür sıkıntılarla sürdürülen bir hayattır. Belki de doğum yapmaktan daha çetin olan evdeki fertlerin birbirlerine tahammül etmeleridir. Bırakıp gitmek çare değildir. Çünkü nereye giderseniz bir benzeri sizi bulacaktır. İki ölçüye dikkat ederek bu badireyi atlatacaksınız. Birincisi: Evinizdeki bu sıkıntıyı ne kadar kadın az bilirse o kadar çabuk düzelecektir. Olayı bilen her kadın, düzelmeyi geciktiren bir engeldir. İkincisi: Taraflardan birinin alttan alması gerekiyor. Siz, o evde en çok zarar görecek olan tarafsınız. Alttan almasını becerebilirseniz kısa bir zaman sonra dolaylı da olsa sizden özür dilendiğini göreceksiniz. Ayrıca eşinizi tatmin etme yollarını çok iyi kullanın. Sizde o açıdan bir kusur bulmasın. Eşinizi, anne babasına karşı kışkırtmadan kendi özel hayatınıza önem verirseniz olayın etkisinden çabuk kurtulursunuz. Mümkünse onunla bu konuyu hiç görüşmeyin, asla tartışmayın. Allah sabır versin.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Bacım, bu hususta senin haklı olman bir şey değiştirmiyor. Benim kanaatime göre sen olduğu gibi haklısın ama sana hakkını verebilecek bir merci yok ne yazık ki. Sabretmeni söylemekten başka bir sözüm olmuyor, cevabın sana sıkıntı üretebilir. Allah yardımcın olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu durum o kişiyi göreve alacak yetkili makamın sahibi açısından ele alınmalıdır. Orada görülecek hizmetin gerektirdiği ve alternatifsiz biri için bunu yapacaksa, işin selameti açısından böyle bir tercih neden olmasın. Bu ne kadar gerçekte böyledir, ne kadar da özel ilişkilerin sonucudur onu, o kişinin imanı ile kendisi arasında bırakmak durumundayız.
Hukuki olarak mahkemeyi gerektirecek bir durum gene olmaz. Nikâh ile beraber boşanma, nafaka, nesep ispatı gibi haklar oluşur, nişan bunları oluşturmaz. Orada söylenmek istenen budur. Nişanlılık veya başka bir beraberlik iki insanı bir araya getiriyorsa kesinlikle bir hak oluşabilir. O hak da ahirete intikal ederse yani bir helalleşme olmadan taraflardan biri ölürse hesap mahşere kesinlikle kalır. Nişana gerek yoktur, bir toplu ulaşım aracındaki beraberlik bile hesabı görülecek hakka dönüşebilir elbette. Allah Teâlâ huzuruna bu tür hakları götürmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Ablanızı o şekilde, sizi de onun peşine takılarak bitiriyor şeytan. Madem ki ablanız dediğiniz gibidir, onu unutun, unutmaya çalışın. Onun tenkit edildiği şeyi siz kendinize gaye edinerek ondan beter duruma düştüğünüzü anlayamıyorsunuz. Kendinize, ablanızla ilgilenmeye vakit kalmayacak bir yoğunluğa taşıyın. Yeni ve yoğun bir gündem oluşturun kendinize.
Hayatı olduğu gibi imtihan olarak kabul edin. Bir barikat geçilince yol bitmediği gibi sizin de bir imtihanınız bitince yolunuz dümdüz olmayacaktır. Son nefese kadar imtihana hazır olmalıyız. Peygamberler bile buna benzer bir hayat yaşamışlardır. Elbette onların durumu bizimki gibi değildi ama onlar da sıkıntıdan sıkıntıya girdiler. Sonunda Rablerinin huzurunda aradıklarını buldular. Biiznillah biz de ayakta kalmayı becererek nihaî huzuru Rabbimizin katında bulacağız. Size tavsiyem budur: Bakışınızı değiştirin. Ferace giymeniz güzel ama yol bitmedi. Anne babanıza da takılmanıza gerek yoktur, siz kendi durumunuza bakın. Onlar sizin nasihatinizi dinlemezler. Siz kanatlanıp melekleşinceye kadar yılmadan ve usanmadan çalışmaya bakın. Bir zaman sonra bütün bu sıkıntı dediğiniz şeylerin tatlı bir hatıraya dönüştüğünü göreceksiniz. Sizi Allah'a emanet eder, kalbinize huzur vermesini temenni ederim.
Anlaşılan her iki daire için de zekât vermeniz gerekmez.
Böyle bir alış satışta sıkıntı yoktur.