Fetva Meclisi
Soru
Hocam, örneğin; bende 100 lira var, arkadaşımda da 50 Euro var. Arkadaşım acilen parayı resmi yerlerde bozdurup beklemek yerine karşılığı 141 lira olan 50 Euro’yu bana veriyor, ben ona 100 TL veriyorum. Arada 41 TL fark var ve ben bunu gidip resmi yerlerde bekleyerek bozduruyorum. Benim bu kârım helal midir? Aynı cins para olmadığı için şüphede kaldım. Diyanet’e sorduğumda helal dediler ama ben size sorayım istedim.
Cevap
Benzer fetvalar
İki durum var: a- A kişisi B kişisini malını satması için vekil tutuyor. B kişisi kaça satarsa satsın para A’nındır. Onun alması caiz olmaz. b- A kişisi B kişisine malını gösteriyor. Bunu iki liradan bana getir diye satması için yetkilendiriyor. Gerisini serbest bırakıyor. B kişisi kaça satarsa satsın, A’nın iki lirasını verir, gerisi onun olur.
Aleykümselam. Annesinin yaptığı ve kazandığı haramdır. Yüzde yüz haram olan bir kazancı kabul etmemek uygun olandır.
Kadın resmini basmak, kullanmak caiz değildir. Caiz olmayan bir şey ile ticaret yapmak da caiz olmaz. Kazancınızın çalınmış bir para gibi yüzde yüz haram olduğunu söylemesek bile o kazanç ile sizin bereketli bir sofraya oturmayacağınızı bilmeniz gerekir.
Aleykümselam. Hakkını vererek çalışırsanız aldığınız ücretin sakıncası yoktur.
Alım sürecinde yalan, hile veya aldatma söz konusu olmadığı sürece sorun olmaz. Yaptığınız alışverişin helalliği konusunda aklınıza bir şüphe takılmasın. Yalnız konuya olması gerekenin en doğrusu ve iyisi olarak bakarsanız bir malı değeri üzerinden almak daha yerinde bir davranıştır. Yalnız sizin de mağdur olmamak ve kâr etmek üzere yaptığınız girişim helal bir ticaret şeklidir.
Arkadaşınız, sizden borç aldığı paranın karşılığı olarak size bin lira faiz vermektedir. Bankalar da bu şekilde para veriyorlar. Bunun helal olması için yapılacak olan şudur: O deriyi siz bir esnaf gibi satın alın ve arkadaşınıza satın. Ancak bu şekilde pürüzsüz bir iş yapmış olursunuz. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
şiniz bu ifade ile başka bir mesaj vermek istiyor olmalıdır. Bir imamın imamlığı ile evi arasında ikindi namazı ile öğlen namazı kadar fark olabilir. Özellikle eşinizin başka bir sıkıntısını dile getirmek istiyor olmasından tereddüt ederiz, daha alttan almaya gayret edin ya da siz abartılı bir talep listesi üretiyorsunuzdur.
Ablanızı o şekilde, sizi de onun peşine takılarak bitiriyor şeytan. Madem ki ablanız dediğiniz gibidir, onu unutun, unutmaya çalışın. Onun tenkit edildiği şeyi siz kendinize gaye edinerek ondan beter duruma düştüğünüzü anlayamıyorsunuz. Kendinize, ablanızla ilgilenmeye vakit kalmayacak bir yoğunluğa taşıyın. Yeni ve yoğun bir gündem oluşturun kendinize.
Hukuki olarak mahkemeyi gerektirecek bir durum gene olmaz. Nikâh ile beraber boşanma, nafaka, nesep ispatı gibi haklar oluşur, nişan bunları oluşturmaz. Orada söylenmek istenen budur. Nişanlılık veya başka bir beraberlik iki insanı bir araya getiriyorsa kesinlikle bir hak oluşabilir. O hak da ahirete intikal ederse yani bir helalleşme olmadan taraflardan biri ölürse hesap mahşere kesinlikle kalır. Nişana gerek yoktur, bir toplu ulaşım aracındaki beraberlik bile hesabı görülecek hakka dönüşebilir elbette. Allah Teâlâ huzuruna bu tür hakları götürmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Bunun duaya etkisi olmaz. Allah kabul buyursun.
Dertli olmayan hangi insan vardır? Allah Teâlâ dertlerimize karşı sabredebilmeyi hepimize kolay kılsın. Dilerim kıyamet gününde şimdi sizi bunaltan şeyler, orada rahat etmenize vesile olacak nimetler olur. Sabredin, kısa ve geçici bir dünyadan ebedi bir diyara gidiyoruz; sabredin ve kazanın. İçinize de atmanız gerekmiyor, bir dert arkadaşı ile paylaşabilirsiniz de. Eşinize şikâyetlenmeden dertleşmeyi becerebilmelisiniz. Bir de size tavsiyem, böyle durumlarda kimseden teşekkür beklemeyin sakın. Sizin yaptığınızı Allah görsün yeter. Size sabırlar diliyorum. Allah Teâlâ yaptığınızı ibadet gibi kabul buyursun.
Bu durum o kişiyi göreve alacak yetkili makamın sahibi açısından ele alınmalıdır. Orada görülecek hizmetin gerektirdiği ve alternatifsiz biri için bunu yapacaksa, işin selameti açısından böyle bir tercih neden olmasın. Bu ne kadar gerçekte böyledir, ne kadar da özel ilişkilerin sonucudur onu, o kişinin imanı ile kendisi arasında bırakmak durumundayız.