Fetva Meclisi
Soru
Hocam, 27 yaşında bekar bir bayanım. Fetvalarınızda, nikah olmadan kimsenin kimsede hakkı olmaz, diye bir cümle kullanmıştınız. Ama benim iki yıl kadar süren bir birlikteliğimin ardından nişanlım yoktan yere sebeplerle nişanımızı sonlandırdı. Çok üzüldüm, çok ağladım, fazlasıyla çabaladım ama olmadı. Maddi olarak onun bana, benim ona hakkım geçmiştir mutlaka, bunlar helali hoş olsun, bunun lafını yapmam. Fakat manevi olarak benim ve ailemin çok hakkına girdi ve ona hakkımı helal etmediğimi söyledim. Aramızda nikâh yok diye de yapılan hakaret ve incinme duygularının Allah katında hiçbir anlamı yok mudur? Geride gönlü kırık bir kul bırakmanın hakkı yok mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Karıkoca olamamakla' kastettiğiniz şey, cinsel ilişkide bulunamamak ise durum şudur: a- Erkek ve kadının evlilikte en önemli haklarından biri belki de en önemli hakkı cinsel ilişkidir. Nikâh öncelikle bunu helalleştirmek için vardır zaten. Bu hakkı kullanmamak, ya da kullanılmasına mani olmak iki taraftan birinin diğerine zulmetmesidir. Eğer eşlerden birinin böyle bir hakkı kullanmamasına, kullandırtmamasına diğerinin itirazı yoksa böyle bir durumun nikâha zararı yoktur. Bu da şu demektir: Aradan yıllar bile geçse cinsel ilişki yapılmadığı/yapılamadığı için nikâh zarar görmez. Öyle veya böyle nikâh devam ediyordur. b- Böyle bir durumda eşlerden birinin ayrılmayı talep etmesi kesinlikle günah değildir. Zira evlilik bunun içindir. Eşlerden biri 'cinsel ilişki yoksa ben ayrılırım senden' demekle günaha girmez. Belki bir süre verip o süre zarfında sabretmesi beklenir. O süre de asla beş yıl olamaz. En fazla bir yıl beklenebilir. Bu bir yıl da tıbben yapılacak bir tedavi sürecini beklemek için olabilir. c- Sizin ve eşinizin yaptığı hatadır. Bu duruma razı iseniz, birbirinizin aleyhinde iş yapmayın. Geçin evinize hayatınızı yaşayın, halinize şükredin. Razı olmayan ise ayrılmayı talep etsin. Erkek boşasın. Boşamadığı takdirde kadın boşanmanın diğer mubah yöntemlerinden birini kullansın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Nikâh vaktine bir dakika kalıncaya kadar hiçbir sebep olmadan bile ayrılmanız mümkündür. Ne ayıptır ne kul hakkıdır ne de günahtır! Kaldı ki, tespitleriniz doğru ise yani o kişinin ibadet gevşekliği varsa ziyadesiyle ayrılmakta hakkınız vardır.
Nikâhtan önceki dönemde nişan olsa da her iki taraf için bozmakta dinen bir sakınca yoktur. Sadece karşı tarafın şahsiyetini rencide edecek şekilde söz veya nişan bozmanın bir ahlaki zafiyet olduğunu söyleyebiliriz. Sizin belirttiğiniz sebep, onun bir çocukluğu olabilir. Ailesi ile görüşüp çocukluğu düzeltmeye çalışın. Düzelmeyecek gibi olursa böyle bir karakter evlilik açısından uygun karakter değildir zannederiz. Aile büyüklerinizi de devreye sokarak duygusallıktan uzak bir kararla bu işi yürütün veya bitirin.
Nikah akdinden önce bitirilen bir evlilik teşebbüsünden ötürü hak ihlali oluşmaz. Gereksiz bir takıntıdır bu. Ortada başka maddi bir hak var ise ondan helallik istemek veya hakkı iade etmek gerekebilir.
Nikâhtan önceki her süreç bırakılabilir bir noktadır. Hiçbir gerekçe olmadan da bırakabilirdiniz. Bu arada maddi bir hak kaldı ise üzerinizde onu iade edin. Gereksiz yere de kendinizi bununla alıkoymayın. Yoğun bir gün yaşamaya bakın. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Hiçbir insan ardından hayata küsülecek biri olamaz. Kendinizi seviyesi düşük bir konumda tutmamalısınız.
Selamünaleyküm. Eğer iki şahit ile nikâh yapmış idiyseniz siz nikâhlı idiniz. Eşinizin yaptığı da tam anlamıyla bir boşamadır ve siz ondan boş durumdasınız. Şahitsiz bir nikâh yapıldı ise o nikâh değildi siz zina durumunda idiniz. Şu anda yapacağınız şey, bir müftülüğe gidip yüz yüze fetva almanızdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ablanızı o şekilde, sizi de onun peşine takılarak bitiriyor şeytan. Madem ki ablanız dediğiniz gibidir, onu unutun, unutmaya çalışın. Onun tenkit edildiği şeyi siz kendinize gaye edinerek ondan beter duruma düştüğünüzü anlayamıyorsunuz. Kendinize, ablanızla ilgilenmeye vakit kalmayacak bir yoğunluğa taşıyın. Yeni ve yoğun bir gündem oluşturun kendinize.
Dertli olmayan hangi insan vardır? Allah Teâlâ dertlerimize karşı sabredebilmeyi hepimize kolay kılsın. Dilerim kıyamet gününde şimdi sizi bunaltan şeyler, orada rahat etmenize vesile olacak nimetler olur. Sabredin, kısa ve geçici bir dünyadan ebedi bir diyara gidiyoruz; sabredin ve kazanın. İçinize de atmanız gerekmiyor, bir dert arkadaşı ile paylaşabilirsiniz de. Eşinize şikâyetlenmeden dertleşmeyi becerebilmelisiniz. Bir de size tavsiyem, böyle durumlarda kimseden teşekkür beklemeyin sakın. Sizin yaptığınızı Allah görsün yeter. Size sabırlar diliyorum. Allah Teâlâ yaptığınızı ibadet gibi kabul buyursun.
Bu durum o kişiyi göreve alacak yetkili makamın sahibi açısından ele alınmalıdır. Orada görülecek hizmetin gerektirdiği ve alternatifsiz biri için bunu yapacaksa, işin selameti açısından böyle bir tercih neden olmasın. Bu ne kadar gerçekte böyledir, ne kadar da özel ilişkilerin sonucudur onu, o kişinin imanı ile kendisi arasında bırakmak durumundayız.
Hayatı olduğu gibi imtihan olarak kabul edin. Bir barikat geçilince yol bitmediği gibi sizin de bir imtihanınız bitince yolunuz dümdüz olmayacaktır. Son nefese kadar imtihana hazır olmalıyız. Peygamberler bile buna benzer bir hayat yaşamışlardır. Elbette onların durumu bizimki gibi değildi ama onlar da sıkıntıdan sıkıntıya girdiler. Sonunda Rablerinin huzurunda aradıklarını buldular. Biiznillah biz de ayakta kalmayı becererek nihaî huzuru Rabbimizin katında bulacağız. Size tavsiyem budur: Bakışınızı değiştirin. Ferace giymeniz güzel ama yol bitmedi. Anne babanıza da takılmanıza gerek yoktur, siz kendi durumunuza bakın. Onlar sizin nasihatinizi dinlemezler. Siz kanatlanıp melekleşinceye kadar yılmadan ve usanmadan çalışmaya bakın. Bir zaman sonra bütün bu sıkıntı dediğiniz şeylerin tatlı bir hatıraya dönüştüğünü göreceksiniz. Sizi Allah'a emanet eder, kalbinize huzur vermesini temenni ederim.
Böyle bir alış satışta sıkıntı yoktur.
Anlaşılan her iki daire için de zekât vermeniz gerekmez.