Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yeni nişanlandım. Nişanlandıktan iki hafta sonra nişanlım bana, kendime ait evim olduğu halde evlendikten sonra kiralık bir evde oturalım dedi. Annemlerle aynı yerde oturmak istemiyor. Bana ait evin üst katında annemler oturmaktalar. Ben de kendime ait ev varken başka bir evde kirada oturmamın mümkün olmayacağını ve bir daha bu konuyu kesinlikle gündeme getirmemesini söyledim. Bu kiralık ev muhabbeti geçtikten sonra bana hiç mesaj atmadı ve beni aramadı. Ben kendisine mesaj attığımda sanki isteksiz cevap veriyormuş gibi algı oluşturdu bende. Kendisi Kur’an kursu talebesi olduğu için fazla araştırmamıştım. Hata yaptığımı sonradan anladım çünkü bazı güvendiğim kişilerden nişanlım hakkında olumsuz şeyler duydum. Ortada bir sıkıntı var ama güvendiğim insanlar o sıkıntıyı bir türlü bana fazla yansıtmak istemiyorlar. Yani nişanın bozulmasına biz sebep olmak istemiyoruz diyorlar. Bu arada nişanlımın ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için onların talebi üzerine düğün ve çeyiz için gerekeni imkânım yettiği kadar yaparım dedim. Nişanlım bazı konularda fırsat kollayıp iyi niyetimi suistimal etmeye başladı. Ben ona birilerinin akıl verebileceğini düşünüyorum ama kimsenin de günahını almak istemiyorum. Yol yakınken dönmek mi gerekir bu yoldan? Sizin bu konuda bana vereceğiniz cevap benim için çok önemli.
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâh kıydığınız eşinizle cinsel ilişki kurmadı iseniz veya cinsel ilişki kurabileceğiniz bir ortamda baş başa kalmadı iseniz sizin iddet beklemeniz gerekmez. İddet beklemeyeceğinize göre dilediğiniz an evlenebilirsiniz. Bu durumda da aileniz ve çevre örfünüze dikkat ederek bu kararı verin.
Bu anlamda bir denklik dinen şart değildir, herkes ana ilkelerde buluşulduktan sonra evlenilebilir durumdadır. Şunu da unutmamamız gerekir: Evlilik risk üzerine risktir, sizin verdiğiniz örnek bu riske ilave bir risk daha getirmiş oluyorsunuz. Kimseyi işinden dolayı ayıplayamayız ama bir tekstil işçisi ilim adamı birini takdir edemiyor olabilir. Evlenmek sizin için farz durumuna gelmedi ise tavsiye etmeyiz.
Çağımızda herkesin bir evi olması ilkesi benimsenmiş durumdadır. Bu durum, aile büyüklerinin ihmal edilmesini doğuracağı için takvaya aykırı olacağı zannediliyor. Öte yandan, iki ailenin aynı evde kalmasının doğuracağı sonuçları da düşünmek gerekmektedir. Endişelerinizde haklısınız. Nikâhlanmadan önce bu sorunu çözün. Daha sonra çözmekte zorlanırsınız, adınız kötüye çıkar.
Onların bu kafasının senin nasıl bir evlilik yaşayacağına da işaret ettiğini anlamalısın. Nikâh gibi bir değeri sembolik görmeleri demektir bu. Tekrar ve derin düşünün. Şimdi böyle yapanların yarın sana nasıl davranacaklarını, dini hissiyatını nasıl göreceklerini düşünmelisin.
Şu kâinatta senin asla ikinci bir annen olmayacak. Milyonlarca eş adayın ise seni bekliyor olacak.
Konuyu sizin verdiğiniz bilgilerin sahihliği çerçevesinde tahlil etmeye çalışacağım. Diğer tarafı dinlemeden hüküm tespit etme çabası doğru olmadığından ifadelerimi bir ağabeyinizin cümleleriniz üzerinden tahlil ve nasihati olarak görün. Eşinizin, ailesine sadık biri ama bu durum evlilik sınırlarını çizememesine sebep olmuş gibi görünüyor. Sizinle ilgili konuşmaların yanlış lanse edilmesi, olmayan şeylerin söylenmesi ve eşinizin sözlerin gerçekliğini doğrulamadan bunlara inanması sizi yıpratıyor. Evliliğinize müdahale ediliyor ve bu, eşiniz tarafından doğal karşılanıyor. Eşiniz ailesine çok bağlı biri ama evlendikten sonra önceliği eşi ve kurduğu yuva olmalıdır. Kocanız ailesinin her dediğini doğru kabul ediyorsa, kendi evinin huzurunu sağlayamaz. Kendi kararlarını vermekte zorlanıyorsa, bu hem sizi hem de onu ilerleyen yıllarda yıpratır. Sizin hislerinizi anlamakta zorlanıyor ve ailesinin söylediklerine göre hareket ediyorsa, evliliğinizde güven sarsılıyor. Dışarıdan yönetilen bir evlilik temelleri zayıf olan bina gibidir. Küçük bir sarsıntıda yıkılır. Dolayısıyla bir yuvaya dışarıdan müdahale edilmemelidir. Bu duruma karşı, kocanızla savaş halinde olmanız size bir şey kazandırmaz. Ona "senin ailen ya da benim ailem" gibi bir rest çekmek yerine, "biz bir aileyiz ve sorunları beraber çözmeliyiz" mesajını vermelisiniz. "Aileni seviyorum ve saygı duyuyorum ama bizim de bir evliliğimiz var. Bizim hayatımıza çok fazla müdahale edildiğinde, biz zarar görüyoruz. Bunu birlikte korumamız lazım.”, "Beni seviyorsan, benim de anlatacaklarımı dinle. Her iki tarafı da dinlemeden karar verme.", "Ben çok üzülüyorum çünkü bu evlilik benim için kıymetli.", "Seninle mutlu olmak istiyorum ama sürekli baskı altında hissediyorum.", "Birlikte bir çözüm bulmamız lazım." şeklinde yuva kurtaran altın sözlerle kocanıza telkinlerde bulunmanız gerekir.
aile konusundaki diğer fetvalar
Kızım, Senin bu sorunun bizim yardım edebileceğimiz bir sorun değildir. Babanız sizi tehdit ederken veya anneniz baskı yaparken ne akla ne de örfe uygun olanı yapıyor. Dine göre ise zaten asla caiz olmayacak bir tutum içindedirler. Bu nedenle bizim size dinen bağlayıcı bir cevap vermemizin anlamı olmaz. Evet, dinimize göre siz haklısınız. Baba ve annenizin yaptığı zulümdür. Onların zulmüne itaat etmeniz de gerekmez. Tavsiyemiz ise şudur: Önce halanıza yaptığının zulüm olduğunu, evlenmenin ötesinde bir kasıtları olup olmadığını sorun veya bir akrabanız aracılığı ile sordurun. Babanıza tavrınızı açıkça ama nezaketle söyleyin. Gerekirse devlete müracaat ederek kendinizi koruma altına alın. Bir de özellikle şeytanın sizi bir tuzağa düşürmemesi için aman çok dikkat edin. Allah yardımcınız olsun kızım. Biz sana dua ederiz.
Biyolojik olarak evlenmemenin sana zarar vermediği ve evli olmadığın için harama düşme tehliken yoksa evlenmek zorunda değilsin. İstersen evlenirsin istersen bekâr kalırsın. Bu şartlarda evlenmez ve bekâr olduğun için günaha bulaşmazsan vebalin olmaz. Yalnız şunu da bilmelisin: Kaderin sana ne hazırladığını bilmiyorsun. Kimse ile görüşmekten korkman gerekmez. Dik dur. Rabbine dayan. Kaderinde varsa evlenmeye hazır ol.
Öncelikle mümin bir kadın olarak Allah’ın haramlarından nerede korunmuş olarak bulunacaksanız orada olmanız gerekir. Varsa bir kabiliyetiniz, o kabiliyetinizi de ümmetiniz için değerlendirmelisiniz elbette. Öncelik ise sizin haramlardan ve şüpheli ortamlardan korunmuş olmanızda olmalıdır.
Bacım, dünyayı bir insandan ibaret zannetmek yanlıştır. Siz Allah'ın kulusunuz. İnsanlar sizi iradeniz ve şahsiyetiniz dışında tutmak istiyorsa bunu kabullenmemelisiniz. Eşiniz gerçekten sizi seviyor olsa idi arayı bulması gerekirdi. Aile büyüklerinden biri bir kere daha devreye girsin ama size boşamayı söz eden birine yalvarmayın.
Kimse, kimse ile konuşmak zorunda değildir. Yasak olan kin gütmek, küs kalmaktır. Konuşmamak bir mesafe koymaktır. Konuşma durumunda aranızda sorun olacaksa bir mesafe koyarak beraberliği sürdürmek en iyisi olur. Bundan da ne imana ne amele bir zarar gelmez. Daha ileri götürmemeye bak sen. Allah yardımcın olsun.
Müslüman bir kız, evini geçindirmek zorunda değildir. Çünkü bizim dinimizin bugüne kadar inanılan şeklinde KADIN ÇALIŞMAZ, ERKEK ÇALIŞIR. Senin çalışman zaten doğru değil. Evinde açlık gibi bir tehlike yoksa hiç çalışma.