Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yazın nişanlandım. Üniversite okuyorum ve ikinci sınıftayım. Ailem bu nişanı istemiyordu ama sonra beni kırmamak için kabul etti. Ben bu işe sırf Allah rızasını gözeterek girdim, tek isteğim oydu. Nişanlımın gözünde problem vardı ama kabul ettim. Hep kendine yetmek istediğini söylüyordu ama ailem bunu kabul etmiyordu. Aramızda sürekli bundan dolayı tartışma çıktı ve ailesi nişan süresince çok ilgisiz davrandılar. Bunlar benim için önemli değil, sadece ailem buna değer verdiği için dile getirdim. Ben artık nişanı atacağım dedim çünkü annemi ve babamı çok üzdüm ama bir taraftan da onun hakkına girdiysem diye düşünüyorum. Ona tekrar şans verdim, maddiyatı problem etmiyor iyi ve ahlaklı birisi ama gene kavga edip ayrıldık. Onu seviyorum bu da beni çok etkiliyor. Ben itaatkâr bir eş olmayı istiyordum. Evlilik yazın olacaktı inşallah ama artık annem hakkımı helal etmem dedi. Babam ise senin kararın dedi. Ne yapacağımı bilmiyorum bu durumda. Bana bir yol gösterin. Gerçekten sizin kararınız benim için çok önemli.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Anlattıklarınıza göre bir kişilikle, İslam'a göre yaşayacak birisinin evlenmesi anlamlı değildir. Kendinizi bitmez bir kavganın içine sokarsınız. Baştan kim küsecekse küssün ama kavgayla bitecek bir süreç başlamasın. Nişanlınızı da buna ikna edin ya da kendinizi ona soğutun. O da ayrılmak istesin. Uzun bir acıdansa kısa bir acıya razı olmalısınız. Allah size sabır versin.
Aleykümselam. Yavrum, Allah da senden 'zinaya yaklaşmayacaksın' diye söz almıştı. Babanın sözü batıl ve yersiz bir sözdür. İffetini, ahlâk ve kişiliğini öne al. Babana saygılı ol ama Allah'ın dinini hiç kimseye bırakma. Sözünü ettiğin nişanlın için ise bir şey söyleyemeyeceğim. Öyle biriyle evliliğin ne getireceğini iyi düşünmelisin. Yol yakınken tekrar tekrar düşünmelisin.
Nikâhtan önceki dönemde nişan olsa da her iki taraf için bozmakta dinen bir sakınca yoktur. Sadece karşı tarafın şahsiyetini rencide edecek şekilde söz veya nişan bozmanın bir ahlaki zafiyet olduğunu söyleyebiliriz. Sizin belirttiğiniz sebep, onun bir çocukluğu olabilir. Ailesi ile görüşüp çocukluğu düzeltmeye çalışın. Düzelmeyecek gibi olursa böyle bir karakter evlilik açısından uygun karakter değildir zannederiz. Aile büyüklerinizi de devreye sokarak duygusallıktan uzak bir kararla bu işi yürütün veya bitirin.
Konuyu sizin verdiğiniz bilgilerin sahihliği çerçevesinde tahlil etmeye çalışacağım. Diğer tarafı dinlemeden hüküm tespit etme çabası doğru olmadığından ifadelerimi bir ağabeyinizin cümleleriniz üzerinden tahlil ve nasihati olarak görün. Eşinizin, ailesine sadık biri ama bu durum evlilik sınırlarını çizememesine sebep olmuş gibi görünüyor. Sizinle ilgili konuşmaların yanlış lanse edilmesi, olmayan şeylerin söylenmesi ve eşinizin sözlerin gerçekliğini doğrulamadan bunlara inanması sizi yıpratıyor. Evliliğinize müdahale ediliyor ve bu, eşiniz tarafından doğal karşılanıyor. Eşiniz ailesine çok bağlı biri ama evlendikten sonra önceliği eşi ve kurduğu yuva olmalıdır. Kocanız ailesinin her dediğini doğru kabul ediyorsa, kendi evinin huzurunu sağlayamaz. Kendi kararlarını vermekte zorlanıyorsa, bu hem sizi hem de onu ilerleyen yıllarda yıpratır. Sizin hislerinizi anlamakta zorlanıyor ve ailesinin söylediklerine göre hareket ediyorsa, evliliğinizde güven sarsılıyor. Dışarıdan yönetilen bir evlilik temelleri zayıf olan bina gibidir. Küçük bir sarsıntıda yıkılır. Dolayısıyla bir yuvaya dışarıdan müdahale edilmemelidir. Bu duruma karşı, kocanızla savaş halinde olmanız size bir şey kazandırmaz. Ona "senin ailen ya da benim ailem" gibi bir rest çekmek yerine, "biz bir aileyiz ve sorunları beraber çözmeliyiz" mesajını vermelisiniz. "Aileni seviyorum ve saygı duyuyorum ama bizim de bir evliliğimiz var. Bizim hayatımıza çok fazla müdahale edildiğinde, biz zarar görüyoruz. Bunu birlikte korumamız lazım.”, "Beni seviyorsan, benim de anlatacaklarımı dinle. Her iki tarafı da dinlemeden karar verme.", "Ben çok üzülüyorum çünkü bu evlilik benim için kıymetli.", "Seninle mutlu olmak istiyorum ama sürekli baskı altında hissediyorum.", "Birlikte bir çözüm bulmamız lazım." şeklinde yuva kurtaran altın sözlerle kocanıza telkinlerde bulunmanız gerekir.
Selamünaleyküm. Sizinle evlendikten sonra baba veya annesinin hiçbir etkin kararı söz konusu değildir. Babasının bu husustaki emri de sıfır oranındadır. Bir kere çalışmaması Allah'ın ona tanıdığı haktır, emirdir de. Babası boş konuşmuş. Eşinizi tebrik ederim, kadının onuruna yakışanı tercih etmiş. Allah yuvanızı mübarek kılsın.
Bin nişanlanacak kız bulabilirsiniz ama anneniz ebediyen bir tanedir. Her şeye rağmen ama her şeye rağmen annenizden yana tavır alın. Diğeri ile de ayrılın, öyle sevgiden hayır gelmez. Geleceğinizin huzursuz olmasındansa bir iki hafta sıkıntı çekin gitsin.
aile konusundaki diğer fetvalar
- İdare edemeyeceğin belli olan bir birlikteliği dağıtman hayırlı olmuştur. Yanlışa bile bile yol veremezdin. İleride tecrüben artar ve cesaretin gelirse yeniden yaparsın. - Ailenin açık bir yasağı yoksa hayırlı ve şeffaf faaliyetlere katılmanda sakınca olmaz. Bir noktada ailen katılmanı men ederse sana farzıayın olmayan faaliyetlere katılmazsın. - Kitap okumak şart değildir. Allah Teâlâ'nın sana verdiği diğer kabiliyetleri kullanmaya bak.
Gerçekçi olun; hiçbir anne baba kolay kolay doğurduğundan nasihat almak istemez. Bunu bilin. Sizdeki gelişmeyi onlardan belki yıllar sonra bekleyebilirsiniz. Kendinizi geliştirin, imanınızı ve ibadetinizi takviye edin. Bir noktaya geldikten sonra onların imrenip senin gibi olmaya çalıştıklarını göreceksin biiznillah. Kendindeki gelişme hızını onlarda ararsan sadece kaybedersin onları.
“Usulüne göre” yaptığınızı söylüyorsunuz. Nasıl bir usul ki bu, ilanı olmamış. İlan da usulün gereklerindendir. Eğer nikâhınıza iki mü'min insan şahit olmuş ve seninle eş adayının ebedi bir nikâh akdi yaptıklarına şahit olmuşlarsa yani şimdi onlara senin o kadınla bir arada durman hatırlatıldığında “onlar nikâhlıdır” diyebileceklerse ASGARİ ŞARTLARDA ilan yapılmış demektir. Böyle değilse siz nikâh diye kendinizi oyalamışsınız. Buna göre hareket edin. Yine şunu bilin ki: Kesinlikle yanlış bir iş yapıyorsunuz. Hem nikâhlı hem bir arada değil; bu çocuk oyunlarında olur, hayat böyle bir oyunu uzun zaman kaldırmaz. Şeytan şimdi sizi bu kadarla oyalıyor. Yarın başınıza asıl çorabını örecek ve bu işten kız olan taraf asıl zararı görecek.
Cemaat olup namazı cemaat sevabı ile kılmış olmak için imam artı bir kişi olması yeterlidir. Sayı arttıkça da sevap artar. Namaz vakti geldiğinde: - Ezan duyulmayan bir yer ise ezan okunur. Bu ezanı ikamet gibi okumak yeterlidir yani dışarı duyurulması gerekmez. - Cemaat olacak kişi bir kişi ise imamın hemen sağına ve ayak gerisine yaklaşık olarak otuz santim gerisine durur. Böylece farz için ikamet ederek namaz kılarlar. - Birden fazla iseler imamın arkasında saf yaparlar. - İmam dışında kadın olabilir. Çocukların mümeyyiz olmaları yani kıldıkları namazın ne olduğunu bilip abdest ile kılacak düzeyde olmaları gerekir ki cemaat söz konusu olsun.
Annene inat gidiyor gibi bir görüntü vermeden gidebilirsin. Özellikle halan ve amcanlar yani birinci dereceden akraban olanlar sılayırahim bakımından önemlidirler. Onlara git. Gidince fazla kalma, gelince de tartışma ortamından uzak dur. Geçiştirici cevaplarla ortamı yumuşatmaya çalış. Ve giderken niyetin Allah rızası olsun ki akıbetin hayrolsun.
Allah annenden razı olsun. Ne güzel öğüt vermiş sana. Seni hem canı gibi seviyor hem de dinine adıyor. O anneyi tebrik ederim. O annenin eli, ayağı öpülür. Bin yıl ömrün olsa bile o anneyi unutma. Allah ondan razı olsun. Elbette duygusal yönümüz olacak; insanız, et ve kemik yığınıyız. Annen becerip seni dini için yönlendirmiş. Sen de dinin için çileye razı olacaksın. İlk günler böyle olsa da alışırsın merak etme. Günler geçer ve sen de hicret edecek yiğitlerden olursun. Bu sıkıntıdan şöyle kurtul: Her gün muhakkak beş-on sayfa Kur'an oku. Her gün tesbihat yap. Çok kitap oku. Ve unutma: O bulunduğun yerde annenin beklentileri yoktur. Oraların adı ile verdiği aynı değildir. Sen orada diploma alacak şekilde bulun ama dine hizmeti kendin üreteceksin. Sana dualar ederim.