Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben üçüncü sınıf üniversite öğrencisiyim. Sizi Allah için seviyorum, Allah işinizi bereketlendirsin. Size birkaç sorum olacak; 1-Mültecilere eğitim, gıda ve maddi yardım yapma niyetiyle 65 kişilik bir grubun oluşmasına vesile oldum. Bu grubun istişare grubu olacaktı ve kararlar buradan alınacaktı. Fıkhı tam olarak bilmeyen insanlar olarak yarın bir gün şeriata uygun olmayan kararlar çıkabilir (bilmeden) diyerek ve mesul olmaktan korkarak grubu dağıtım. Grup üyelerine sosyal medyayı İslami faaliyetler için kullanmayı tavsiye edecektik. Benim buna gönlüm yatmadı çünkü üyelerin bir tanesinin sonradan harama bulaşma ihtimalinden korktum. Bundan mesul olur muydum? Grubu kapatmakla hayra mani olmuş oldum mu? 2-İslami faaliyetlere katılmada ailemin izni gerekir mi? Örnek olarak, geçende Halep için sınıra gittim ve yakın zamanda İHH’nın arama kurtarma biriminde görev almak için girişimlerde bulunacağım. Sınıra ailemden izin almadan gittim, haberleri olsa muhtemelen izin vermezlerdi. Bu işlerde Allah bana hayır nazarıyla bakar mı? Allah için cihad etmek istiyorum. Riyadan Allah'a sığınırım. Nasıl bir yol izlemeliyim? 3-İlim öğrenme konusunda tembelim. Kitap okuma ve ders çalışma gibi konularda nasıl sabırlı olabilirim? Nasıl kendimi geliştirebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kere alevi dediğiniz insanlara kâfir gibi hüküm biçmeniz doğru bir tespit değildir. Bu ülkede yaşayan alevi denen insanların tamamının mü'min olmadığını söyleyecek kadar kesin konuşamayız. Diğer aile ile tartışma üretecek konularda hassas olun. Onları incitmeyin. Mesela verdiklerini alın, eve gelince kullanmayın. Onları incitmenizden daha iyi olur bu. Gönüllerine girerek onları kazanmanız daha kolay olur. Sizdeki incelik ve ahlâk güzelliği onlara yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Size imrenip sizi taklit edebilirler. Onlar için dua etmeyi de unutmayın. Bu arada evinizde muhakkak kitap okuyun, bir ders halkasına katılın ki kendinizi yetiştirmiş olun. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Bir: Ailenizle savaşarak bir iş yapmamayı ilke edinin. Yapacağınızı ikna ederek, zamana yayarak yapmayı bilmelisiniz. Sizin öğretmenliğinizin gereği de budur. İki: Allah Teâlâ'nın size vermediğini anladığınız bir kabiliyet üzerinden öğrenim görmenizin anlamı yoktur. Kabiliyetiniz varsa devam edeceksiniz. Bu konudaki kabiliyeti de duygusallıkla değil bilenle istişare ederek belirleyin. Üç: Ne ve neresi olursa olsun, kendinizi Allah'ın haramlarından bir harama düşecek durumda görürseniz oradan ve o işten çekileceksiniz. Bu üniversite de olsa böyledir. Haram üzerinden gelecek kurulmaz. Üniversitedeki durumunuzu bu açıdan da ele alın. Dört: Hafızlık istemekle değil kabiliyetle elde edilebilir. Yaz aylarına serpiştirilmesi büyük oranda olmayacak bir projeye dönüşür. Bunu da o konudaki ehil biri ile istişare ederek belirleyin. Beş: Bu aradaki ilişkiler ve bağlantılar nedeniyle kendinizi kör bir aşka ve sürüklenerek gideceğiniz bir evliliğe kaptırmamaya bakın. Altı: Bu zor döneminizde yalnız kalmamak için dua etmeyi unutmayın. Yoğun dualarınız olsun. Sabah akşam, namazlardan sonra... Sürekli dua edin.
Değerli kardeşim, Dinimiz İslam sayesinde ebedi cennetler göreceğiz biiznillah. Dünya ve ahiret saadetimizdir dinimiz. Dinimiz bize cennet verecekken biz ona neden bir şeyler vermeyelim? Çok doğru ve hassas düşünmüşsünüz, Allah sizden razı olsun. Dinimize hizmet asla ilahiyat okumuşların veya hocaların tek başına yapacağı bir iş değildir. Maalesef, diyebilirim ki o zikrettikleriniz umumiyetle dinden geçinmekle bilinirken sizin gibi büyük düşünenler dinlerini ayakta tutuyor olabilmektedir. Allah Teâlâ sizi de bizi de dinine hizmette muvaffak kılsın. Size özet olarak şu noktaları yazabilirim, inşaallah başarılı olur ve meleklerin defterlerinize salih ameller yazmasına vesile olur. Her şeyden önce bu mesele İSLAM İÇİN VE İSLAM İLE YAŞAMA meselesidir. Zihniniz ve hissiyatınız bununla dolu olmalıdır. İslam için yaşamayı bir ideal olarak görmelisiniz. Size bu düşünceyi veren ya da bunu artıran kitapları okuyun, arkadaşlar edinin, sohbetler dinleyin. Kendi ekseninde kalmayı yoğunlaştıran kitapları okumayın, sohbetleri dinlemeyin, o tür arkadaşlardan ve ortamlardan uzak durun. Siz Müslümansınız, İslam için var olacaksınız elbette. Hiç kimse kalmasa da siz var olacaksınız. Dininize hizmet heyecanınız rüyalarınıza kadar sirayet etsin. Yapabileceğini bir işin muhakkak var olduğuna inanın her zaman. İslam için bir şeyler yapmak sıradan bir iş hatta bir ibadet değildir. Bilakis en şerefli amellerden biridir. Zira İslam’a hizmetin diğer bir adı da ‘Allah’a davettir.’ Allah’a davet en şerefli ve en kazançlı iştir. Allah’a yani tevhide davet etmek peygamberlerin başını çektiği büyük bir mesleğe sahip olmak demektir. Fussilet suresinin otuz üçüncü âyeti bunu gayet açık bir dille beyan etmektedir. Sahih bir hadiste Peygamber aleyhisselam efendimiz, bir kişinin hidayetine sebep olmayı dünyadaki pek çok şeyden daha hayırlı göstermiştir. İslam’a hizmet etmek yani ona davet etmek elbette bir uzmanlık, belli bir ilim birikimi ister ama bu durum, bildiğin kadarının hocası olmaya mani değildir. Doğru olarak bildiğini bilmeyene öğretmek, bir ibadetin yapılmasına vesile olmak, kendisi bilemeyenin bir bilene gitmeyi öğretmesi âlim olmadan da yapılabilecek işlerdendir. Alkolün haram olduğunu söylemek mesela âlim olmayı gerektirecek çapta bir bilgi değildir. Herkes Kur'an öğretemeyebilir ama Kur'an öğretmeyi teşvik edebilir, propagandasını yapabilir. Herkes bir cami yaptırma kudretinde olmayabilir ama yapabileceği teşvik edebilir. Bununla da hayra vesile olduğu için o hayrı yapan gibi sevap kazanır. Herhangi bir hayır çeşidi için durum böyledir. İyi iş yapmak ve bunu İslam için değerlendirmek sadece insanlara ‘Müslüman ol!’ demekle sınırlı tutulabilecek düzeyde değildir. Öyle bir din tebliği şüphesiz önemli ve gereklidir ama insanlar arasındaki dargınlıkları gidermek, yetimlere sahip çıkmak, yemek yedirmek, kimsesizlerin kimsesi olmaya çalışmak da yapılabilecek işler arasındadır. Herkesin mesleğini ve işini dinine hizmete dönüştürmesi mümkündür. İyi bir niyet ve örnek insan olma gayreti bu alanda yapılabilecek işlerdendir. İslam’a yapılabilecek en büyük hizmetlerden biri de ona zarar vermemektir. Müslümanlar arasında parçalanma nedeni olmamak, bireysel hayatta kötü örnek olmaktan kaçınmak gibi hassasiyetlere dikkat edilmesi bile din için yapılabilecek ve yapılması gereken işlerdendir.
Aleykümselam. Yapabileceğiniz en iyi şey sizin namınıza evli bir bayanın onunla görüşüp ilk bağlantıyı kurması olurdu ama sizin bunu engelleyecek bir gönül kaptırmanız olmuş. Gönül kaptırma ise sizin aleyhinize bir durumdur. Gerçekçi bir karar vermeniz zorlaşmaktadır. Yine de sizin adınıza bir bayan onu tanısın, sizin beklentilerinizi ona iletsin. Daha makul bir iş yapmış olursunuz.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Gerçekçi olun; hiçbir anne baba kolay kolay doğurduğundan nasihat almak istemez. Bunu bilin. Sizdeki gelişmeyi onlardan belki yıllar sonra bekleyebilirsiniz. Kendinizi geliştirin, imanınızı ve ibadetinizi takviye edin. Bir noktaya geldikten sonra onların imrenip senin gibi olmaya çalıştıklarını göreceksin biiznillah. Kendindeki gelişme hızını onlarda ararsan sadece kaybedersin onları.
“Usulüne göre” yaptığınızı söylüyorsunuz. Nasıl bir usul ki bu, ilanı olmamış. İlan da usulün gereklerindendir. Eğer nikâhınıza iki mü'min insan şahit olmuş ve seninle eş adayının ebedi bir nikâh akdi yaptıklarına şahit olmuşlarsa yani şimdi onlara senin o kadınla bir arada durman hatırlatıldığında “onlar nikâhlıdır” diyebileceklerse ASGARİ ŞARTLARDA ilan yapılmış demektir. Böyle değilse siz nikâh diye kendinizi oyalamışsınız. Buna göre hareket edin. Yine şunu bilin ki: Kesinlikle yanlış bir iş yapıyorsunuz. Hem nikâhlı hem bir arada değil; bu çocuk oyunlarında olur, hayat böyle bir oyunu uzun zaman kaldırmaz. Şeytan şimdi sizi bu kadarla oyalıyor. Yarın başınıza asıl çorabını örecek ve bu işten kız olan taraf asıl zararı görecek.
Cemaat olup namazı cemaat sevabı ile kılmış olmak için imam artı bir kişi olması yeterlidir. Sayı arttıkça da sevap artar. Namaz vakti geldiğinde: - Ezan duyulmayan bir yer ise ezan okunur. Bu ezanı ikamet gibi okumak yeterlidir yani dışarı duyurulması gerekmez. - Cemaat olacak kişi bir kişi ise imamın hemen sağına ve ayak gerisine yaklaşık olarak otuz santim gerisine durur. Böylece farz için ikamet ederek namaz kılarlar. - Birden fazla iseler imamın arkasında saf yaparlar. - İmam dışında kadın olabilir. Çocukların mümeyyiz olmaları yani kıldıkları namazın ne olduğunu bilip abdest ile kılacak düzeyde olmaları gerekir ki cemaat söz konusu olsun.
Şu kâinatta senin asla ikinci bir annen olmayacak. Milyonlarca eş adayın ise seni bekliyor olacak.
Allah annenden razı olsun. Ne güzel öğüt vermiş sana. Seni hem canı gibi seviyor hem de dinine adıyor. O anneyi tebrik ederim. O annenin eli, ayağı öpülür. Bin yıl ömrün olsa bile o anneyi unutma. Allah ondan razı olsun. Elbette duygusal yönümüz olacak; insanız, et ve kemik yığınıyız. Annen becerip seni dini için yönlendirmiş. Sen de dinin için çileye razı olacaksın. İlk günler böyle olsa da alışırsın merak etme. Günler geçer ve sen de hicret edecek yiğitlerden olursun. Bu sıkıntıdan şöyle kurtul: Her gün muhakkak beş-on sayfa Kur'an oku. Her gün tesbihat yap. Çok kitap oku. Ve unutma: O bulunduğun yerde annenin beklentileri yoktur. Oraların adı ile verdiği aynı değildir. Sen orada diploma alacak şekilde bulun ama dine hizmeti kendin üreteceksin. Sana dualar ederim.
Annene inat gidiyor gibi bir görüntü vermeden gidebilirsin. Özellikle halan ve amcanlar yani birinci dereceden akraban olanlar sılayırahim bakımından önemlidirler. Onlara git. Gidince fazla kalma, gelince de tartışma ortamından uzak dur. Geçiştirici cevaplarla ortamı yumuşatmaya çalış. Ve giderken niyetin Allah rızası olsun ki akıbetin hayrolsun.