Fetva Meclisi
Soru
Hayatımızın her anının sınav olduğuna iman etmiş biri olarak, birçok zaman sinirlendiğimde ya da kararsız kaldığımda şeytanın projelerinin olduğunu kendime hatırlatıp, kendimi bu projeyi yıkacak ve salih olanı yapacak işe yönelme konusunda teşvik ediyorum. Ev ortamında her insanın sorumlulukları vardır. Ailem ablam ve kardeşlerim var. Herkesin yapısı farklı. Sorum şu ki; ablam (25 yaşında) bir hayli sorumsuz, temizlik anlamında yaptığı banyonun, kullandığı tuvaletin arkasını ben temizlemek zorunda kalıyorum. Birkaç kere uyarsam da iş kavgaya dönüşüyor, şeytan mutlu oluyor, ben ve ev ahalisi mutsuz oluyoruz. Anneme babama danıştım, ablamı uyardılar ama artık pes ettiler, onun böyle olduğunu kabullendiler, umursamıyorlar. Artık uyarılarımı bıraktım çünkü ablam sorumsuz, abdest aldığım yeri sürekli onun saçları içerisinde bulmak, saçlarını düzleştirip süslenip dışarı çıkıp arkasında, yerde ve lavabodaki yığınla saçı toplamamak, tuvaleti bile temiz bırakmadan kullanması vb. birçok sorumsuzluk bir süre benim sabrımı zorlasa da Allah'ım senin rızan için temizlerim niyetiyle temizleye temizleye şeytanı pes ettirdim, artık sinirlenmez oldum. Fakat acaba şeytan bu şekilde ablamı mı bitiriyor? Kız kardeşime hakkımı helal edersem bu yaptığı büyük saygısızlık (büyük diyorum çünkü abdest aldığımı defalarca söylediğim halde umursamaması abdeste olan saygısızlığıdır) onu cehenneme yaklaştırıyor olmasın? Ne yapmalı ki en doğru olanı yapmalı şeriatımıza göre?
Cevap
Benzer fetvalar
Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Anlattığın tablo ne yazık ki aile içinde zaman zaman yaşanabiliyor. Kardeşler arasında kıskançlık, haksızlık ve fitne şeytanın en çok sevdiği şeydir. Sen Allah’a şükrediyorsun, maddi durumun iyi, rızkın bol. Bu bile başlı başına bir imtihan. Ama bu nimeti kıskanıp seni kötüleyen bir ablanın olması seni yıpratmış ve kalbini kırmış. Onun söylediği “Allah parayı kime veriyor, bilmiyor mu?” gibi sözler sadece seni değil, doğrudan Allah’ın takdirini sorgulayan cümlelerdir. Bu büyük bir hatadır. Ama sen onun bu sözünü tekrar ederek değil, Allah’a havale ederek davranmalısın. Bazen insanlar sen ne kadar iyi olursan ol, seni kötü görmekte ısrar ederler. İşte böyle durumlarda sınır koymak bir küslük değildir, bir korunma refleksidir. Dinen de eğer zulüm ve sürekli psikolojik baskı varsa görüşmemek veya mesafe koymak caizdir. Bu, akrabalık bağlarını kesmek değil; kendini, aileni ve ruh sağlığını korumaktır. Çünkü senin bu yorgunluğun artık sabrın ötesine geçmiş görünüyor. Bu yüzden görüşmemen, konuşmaman bir vebal oluşturmaz. Ama kalbinde kin ve nefret biriktirmemeye gayret et. Çarşaf giymesi onu Allah’a daha yakın biri yapmaz eğer kalbi bozuksa. Dış görünüş önemlidir ama asıl olan iç dünyamızdır. Sen onun hakkında kötü düşünmek istemesen de kalbin kırılmış, çok normal. Ama bir nasihat olarak söyleyeyim: Bu kırıklığı kinle değil, dua ile tamir etmeye çalış. “Allah’ım onun şerrinden beni muhafaza et, kalbimi karartma, sabrımı çoğalt, ona da doğru yolu göster.” diye dua et. Sabreden, dilini tutan ve iffetli bir şekilde uzak duran kişiyi Allah hem bu dünyada korur, hem de ahirette mazlum olarak yüceltir.
Psikoloji okuduğun iyi oldu, derdimi sana daha iyi izah edebilirim zannederim. Kızım, Allah hepimizi bir plan üzere yarattı ve hepimizle alakalı asla şaşmaz bir kaderi vardır. Baban veya başka bir insan, herkes imtihan durumundadır. Baban sana din ve ahlâk aşılaması gerekirken sen ona ahlâk vermeye çalışıyorsun. Garip, değil mi? İşte hayat böyle bir sınavdır. Kimi yokuş yukarı tırmanır, kimi iner, kimi de düz yolda sürçer. Hayat bu. Sana düşen şudur: Kendi imanını ve ahlakını önemse öncelikle. Kendini düşün; İmanlı bir hayat ve akıbeti cennet olan bir imtihan. Ana stratejin bu olsun. Baban, annen veya kardeşlerin senin en yakınların olarak ilgi alanında bulunsun. Onlarla ilgilen ama kendinden öne geçirme onları. Bu şu demektir: Onlara bir ikaz yapılacağı zaman yap. Tekrar edilecekse et ama üzerlerine yığılıp kalma. İşine bak. Hayatı bir iki sömestrden ibaret görme. Enerjini ve sabrını bir ömre yaymayı bil. Böyle yapamazsan kendini bitirirsin fark etmeden. Allah yardımcın olsun.
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
Sabredeceksiniz. Yüz yıl da olsa sabredeceksiniz. Şeytan onu aldatarak sizi de kışkırtarak ortadaki ateşi parlatıyor. Bu sizin yavrunuzun hastalığı gibi bir durumdur. İyileşene kadar sabredeceksiniz. Kızar veya kızdırırsanız kaybedersiniz. Şeytana yardım etmeyeceksiniz. Bir zaman sonra döneceğini beklemelisiniz. Onunla değil arkadaş çevresi ile uğraşabilirsiniz. Aileden birinin ona bağırdığı zaman muhakkak diğeri de yüreğini açsın. Gerekiyorsa bir zaman namazdan söz etmeyin. Gerekiyorsa evde bir gözünüz ve bir kulağınız kapalı olsun. Sabredin kazanın.
Kızım Allah babana rahmet etsin. Onu, seni, hepimizi cennetlerine katsın. Evet, dağılıp parçalanmış bir insanlık içindeyiz. Kardeşlerin de bu süreçten etkilenmişlerdir. Annen dert etmeyecek de kim dert edecek? Yalnız yaptığımız iş işe yarıyor olmalıdır. Annenin duası çok makbuldür, dua etsin. Duayı hiç ihmal etmesin. Onu vazifesi dua etmek, zaman zaman nasihat etmek. Kardeşlerini inatlaştırmasın. Sen de öyle yap. Adım adım ilerlemeye hazır olmalıyız. İnşaallah annenin duaları kabul olacak ve sen de kardeşlerin de biiznillah bu ümmetin iyilerinden olacaksınız. Özellikle sana dualar ederim. İstanbul'a gelirsen muhakkak beklerim seni, annen ve kardeşlerin hep beraber gelebilirsiniz. Allah yardımcın olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Hukuki olarak mahkemeyi gerektirecek bir durum gene olmaz. Nikâh ile beraber boşanma, nafaka, nesep ispatı gibi haklar oluşur, nişan bunları oluşturmaz. Orada söylenmek istenen budur. Nişanlılık veya başka bir beraberlik iki insanı bir araya getiriyorsa kesinlikle bir hak oluşabilir. O hak da ahirete intikal ederse yani bir helalleşme olmadan taraflardan biri ölürse hesap mahşere kesinlikle kalır. Nişana gerek yoktur, bir toplu ulaşım aracındaki beraberlik bile hesabı görülecek hakka dönüşebilir elbette. Allah Teâlâ huzuruna bu tür hakları götürmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Dertli olmayan hangi insan vardır? Allah Teâlâ dertlerimize karşı sabredebilmeyi hepimize kolay kılsın. Dilerim kıyamet gününde şimdi sizi bunaltan şeyler, orada rahat etmenize vesile olacak nimetler olur. Sabredin, kısa ve geçici bir dünyadan ebedi bir diyara gidiyoruz; sabredin ve kazanın. İçinize de atmanız gerekmiyor, bir dert arkadaşı ile paylaşabilirsiniz de. Eşinize şikâyetlenmeden dertleşmeyi becerebilmelisiniz. Bir de size tavsiyem, böyle durumlarda kimseden teşekkür beklemeyin sakın. Sizin yaptığınızı Allah görsün yeter. Size sabırlar diliyorum. Allah Teâlâ yaptığınızı ibadet gibi kabul buyursun.
Bu durum o kişiyi göreve alacak yetkili makamın sahibi açısından ele alınmalıdır. Orada görülecek hizmetin gerektirdiği ve alternatifsiz biri için bunu yapacaksa, işin selameti açısından böyle bir tercih neden olmasın. Bu ne kadar gerçekte böyledir, ne kadar da özel ilişkilerin sonucudur onu, o kişinin imanı ile kendisi arasında bırakmak durumundayız.
Böyle bir alış satışta sıkıntı yoktur.
Hayatı olduğu gibi imtihan olarak kabul edin. Bir barikat geçilince yol bitmediği gibi sizin de bir imtihanınız bitince yolunuz dümdüz olmayacaktır. Son nefese kadar imtihana hazır olmalıyız. Peygamberler bile buna benzer bir hayat yaşamışlardır. Elbette onların durumu bizimki gibi değildi ama onlar da sıkıntıdan sıkıntıya girdiler. Sonunda Rablerinin huzurunda aradıklarını buldular. Biiznillah biz de ayakta kalmayı becererek nihaî huzuru Rabbimizin katında bulacağız. Size tavsiyem budur: Bakışınızı değiştirin. Ferace giymeniz güzel ama yol bitmedi. Anne babanıza da takılmanıza gerek yoktur, siz kendi durumunuza bakın. Onlar sizin nasihatinizi dinlemezler. Siz kanatlanıp melekleşinceye kadar yılmadan ve usanmadan çalışmaya bakın. Bir zaman sonra bütün bu sıkıntı dediğiniz şeylerin tatlı bir hatıraya dönüştüğünü göreceksiniz. Sizi Allah'a emanet eder, kalbinize huzur vermesini temenni ederim.
şiniz bu ifade ile başka bir mesaj vermek istiyor olmalıdır. Bir imamın imamlığı ile evi arasında ikindi namazı ile öğlen namazı kadar fark olabilir. Özellikle eşinizin başka bir sıkıntısını dile getirmek istiyor olmasından tereddüt ederiz, daha alttan almaya gayret edin ya da siz abartılı bir talep listesi üretiyorsunuzdur.