İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Gazali’den kaynak göstererek bir dersinizde ‘dil afetleri’ dediniz ama neler olduğunu belirtmediniz. Dil afetleri ile neler kastediyorsunuz?

Cevap

‘Dil afetleri’ Allah’ın dilimizle yapmamızı yasakladığı şeyler anlamında kullanılmaktadır. -Sözle şirk beyan etmek, -Yalan yemin yapmak, -Yalan şahitlikte bulunmak, -İftira etmek, -Genel olarak yalan konuşmak, -Dedikodu, gıybet yapmak, -Sır yaymak, -Alay etmek, -Şarkı türkü söylemek, -İnsanın günaha girmesine sebep olarak tartışmalara katılmak, -Müslüman’a sövmek, -Kendine beddua etmek, -Çirkin sözler kullanmak gibi dil ile yapılan hatalar dil afetlerindendir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadece Arapça okuyacaksanız bir vakit israfı olabilir. Arapça yanında diğer din ilimlerini de okuyacak ve kendinizi yetiştirecekseniz neden israf olsun? Yirmi yıl bile az gelir o zaman. Size bir not düşelim: Bir fakültede Arapça sizin beklediğiniz gibi öğretildiğini henüz duymadık. Beklentiniz ile ehil gördüğünüz yeri iyi denkleştirin. Ve insanlara öğretmeyi hedeflemeyin, kendinizi geliştirmeyi hedefleyin. Öbürü peşinden gelecektir zaten. Allah yardımcın olsun.

Ben Allah'ın izniyle Arap Dili ve Edebiyatı okuma arzusundayım. Söndürmek istedi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min kendisine yapılan bir zulme veya haksızlığa, hakarete karşı şu üç seçenekten birini tercih edebilir: a-Affeder. Bu en iyi durumdur. b-Affetmez, Allah’a havale eder. c-Yapılan zulme karşı hukuki süreci işletir ve intikamını alır. Affın doğru olmayacağı durumlar da olabilir. Şerrini git gide yayacak birini affetmek zulme destek olabilir mesela. Bu üç pozisyonun her birinde serbesttir mü'min. İnce bir çizgi olarak şunu bilmekte yarar vardır: Temel ölçümüz mü'mine merhametli kâfire çetin olmaktır. Affetmeyi sevaba da dönüştürebilir mü'min: 1-Allah’tan ecir umarak affeder, 2-Affetmeyebileceği güçte olduğu hâlde affeder, 3-Affetmesi beraberinde bir ıslah veya huzur ortamı getirir, aksine şerri azdırmış olmaz. Böyle bir af şüphesiz sevap kaynağıdır. Şeytanın kışkırtmalarına alet olmamak düzeyidir. Önemli bir ayrıntı olarak şu da bilinmelidir: Mü'minin affetme ile alakalı bu bilgileri, BİLEREK HAKSIZLIK EDENE karşı olan af boyutudur. Bilmeyerek bir eziyet edeni affetmek mü'min için bunun ötesinde bir fazilettir. Hatayı affetmek, özrü kabul etmek kasıtsız yapılmış durumda iken bu kuralların üstünde bilinmelidir. Önemli olan kısıtlı hatayı affedebilmektir. Kardeşlik hukukuna riayet eden mü'minler olmalıyız. Hatalı tavırlarımız olmamalıdır. Olursa özür dilemesini bilmeliyiz. Özrü kabul etmeyi de kaçmaması gereken bir fırsat olarak görmeliyiz.

Özür dileyeni affetmek farz mıdır yani affetmezsem günaha girer miyim?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kulun başına gelen olumsuzlukları değerlendirirken “her olumsuzluk” diye sınırlandırılmış bir ifade yanlıştır. Evet, elimizin/dilimizin/gözümüzün yaptıkları, kalbimizin kaypaklıkları netice olarak Allah’tan musibet gelme nedeni olabilir. Bunu gösteren, işaret eden ayet ve hadis de vardır. Ama buna dayanarak her musibetin bir hata üzerine ceza olarak indiği söylenemez. Ve başa gelen musibetler sanki gerekli cezası da gelmiş ve iş bitmiş gibi bir anlayışa da sebep olamaz. Peygamberler başta olmak üzere küçük bebekler ve salih insan olarak bildiklerimizden büyük musibetler yaşayanlar vardır. Onları nereye koyacağız? Bu tür meselelerde tek bir seçenek üzerinde düşünmek gayba ait bilgileri zorlamak olabilir. “Biz hata etmiş ve sebep olmuş olmayalım da…” şeklinde özetlenebilecek bir idrakle bakılmalıdır meseleye. Rabbim musibetlerden muhafaza buyursun. Gaflette olmaktan da bizleri korusun. Âmîn.

Hocam ben ibadetlerimi yapıyorum ve elimden geldiğince haramlardan sakınmaya çal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, kimseyi suçlamayın. Sizin derdiniz sizsiniz. Günahlarla oluşturduğunuz bağışıklık sistemi sizi bu duruma getirdi. Yaratılış gayesine ters yürüyorsunuz. Dindarlığı mevsimlik işlerden biri gibi görüyorsunuzdur. Kalbiniz de bu gidişatı kaldırmıyor ve size kriz sinyalleri veriyor. Helak olmadan önce Allah’ın dinine dönmelisiniz. Sözünü ettiğiniz imkânlar birer nimet iken sizin elinizde daha fazla azap nedeni oluyor. Haramları atın evinizden ve hayatınızdan. Alkol, göz kirliliği, vakit israfı, ibadet eksikliği, gıybetten yalana kadar dil kirlilikleri ve benzeri haramlar varken huzurunuz olmaz, olamaz. Her haram bir azap nedenidir. Haramlara mesafe koymadıkça ve geçmiştekilerden tevbe etmedikçe; - Gerçek ilme beyniniz ısınmaz, - Kalbiniz körelir, katı bir insan olursunuz, işiniz ters gider, - Bedeninizi boş yere çürütürsünüz, - Evinizde bereket olmaz, - Her günah kendisi gibi yeni bir günaha iter sizi, - Meleklerin lanetini alırsınız, dualarınız kabul olmaz, şeytan sizi avucunun içinde oynatır ve maazallah - Kötü bir akıbetle bu dünyadan gidersiniz. Bunun için günahlardan hemen sıyrılın. Ve bu sıyrılmayı ertelemeyin. Ciddi iseniz de çevrenizi değiştirin. Çevreniz sizi etkisi altında tutmaktadır. Allah’a yönelin, o da size rahmet etsin.

Ailemiz dindar değil ne yazık ki, ben de iyi bir dindar olduğumu söyleyemem. Mad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadının çalışması ile alakalı endişelerimiz böyle afetlerden korktuğumuz içindir. Genç bir kızın bir iş yerinde, karma ortamda çalışması bir afettir. Allah Teâlâ sizi de bizi de afetlerden muhafaza buyurun. Kızınızı karşınıza alın ve tatlı bir dille yaptığının ağır bir hata olduğunu söyleyin. Güzel nasihatler edin. Evine kapanmasını, tevbe etmesini öğütleyin. Ona karşı bir kin gütmeyeceğinizi söyleyin ve gütmeyin de. Sürekli de bağrınızı ona açık tutun ki, birilerine sığınma ihtiyacı hissetmesin. Ve bu afeti kimse ile konuşmayın, yayılmasın. Dileriz geçmiş olur.

Hocam yirmi yaşındaki kızım çalıştığı iş yerinde elli yaşındaki bir adamla irtib
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yerinde bir tespit yapamamışsınız, çok yüzeysel ve kısa vadeli düşünüyorsunuz. Ümmet sizden ve bizim neslimizden oluşmuyor. Dünün yanlışlarını bugün acı olarak yaşıyoruz. Bizim yanlışlarımızı da yarınki nesiller yaşayacak. Onlar sormasa da Allah bir sonraki nesle devrettiğimiz yanlışların hesabını bizden soracaktır. Bu nedenle daha geniş bir pencereden bakmaya çalışınız. Kaldı ki, bölünmek, bir arada olamamak sadece “bölünmek” değildir. Hızlı bir okumayla ele aldığımızda bile bölünmüşlüğümüz yüzünden: a- Kalplerimiz kirlendi, kin ve haset içimizi işgal etti. b- Dillerimiz bozuldu, nezaketimizi kaybettik, tabiiliği yitirdik. c- Herkes her şeyin âlimi oldu, ilme ve birikime saygı kalmadı. Din herkesin keyfine göre söz sahibi olduğu bir alana döndü. d- İç savaşlarımız çoğaldı. e- Allah’a davet ve cihat ertelendi hatta unutuldu. f- Düşmanlara karşı zafiyet ve teslimiyet oluştu. g- Şaşkın ve umudu tükenmiş bir nesil olduk. Bunlar bile yetmez mi bir olamamanın acı sonuçlarını hissetmek için?

İnsanların önüne çıkıp konuşanlar sürekli “bölünmeyin/böldürmeyin” tarzında uyar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.