Fetva Meclisi
Soru
Ben Allah'ın izniyle Arap Dili ve Edebiyatı okuma arzusundayım. Söndürmek istedikleri dili mü'min kardeşlerime öğretmek, Allah'ın dilini yaymak istiyorum. Bu dili üniversitede iyi öğrenirim diye düşündüm. Fakat İmam Gazali rahmetullahi aleyhin Arapça konusundaki tavsiyesi beni biraz düşündürdü. Bilirsiniz, Arapça üzerinde durmayın, Kur'an'ı anlayacak kadar bilin yeter şeklinde bir öğüdü var. Neticede Arapça amaç değil araçtır. Ne yapmamı önerirsiniz, beş sene Arapça üstünde durmak çok mu olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere sözünü ettiğiniz fakültede maksadınıza ulaşma ihtimalinizi zayıfın da altında görüyorum. Gireceğiniz günah riskine değeceğini zannetmem. Şehir ismi vermediğiniz için size gelin görüşelim diyemiyorum. İstanbul'da iseniz ziyarete gelebilirsiniz, teferruatı görüşebiliriz.
Aleykümselam. Arapça öğrenmeniz şart değildir. Kur'an'ın size ne dediğini anlamanızdır önemli olan. Arapça diye zorlanmayın.
Allah yardımcınız olsun. Mübarek bir iş yapacaksınız. Bu öğretim esnasında pedagojik olarak dikkat edilecek hususlarda size yazmak istemiyorum. Onu almışsınızdır. Size sadece iki şey tavsiye edeceğim: a. Önünüzdeki her öğrenciyi ‘en iyi mü'min/insan olma adayı’ olarak görün. Şu veya bu vasfından dolayı onları hor görmeyin. En iyi mü'min/insan olacak ve sizin elinizle olacak. Siz de bunun ecrini Allah’tan göreceksiniz. Sizin için hayatî bir fırsattır bu. Böyle görmeye çalışın. Din öğretim ve eğitiminin önemsizi, ayrıntısı yoktur. Bir kelime ile cennet kazanılabilir, cehennemde kalınılabilir. Bugün sizden bir kelime öğrenen çocuk yarın cennet delikanlısı olabilir o kelime ile. Öğrettiğiniz şeye az çok mantığı ile bakmayın. Dinin bir kelimesi mantığı ile bakın. Yavrular dinlemiyor gibi görünseler de, toprağa düşmüş bir dane gibi yıllar sonra o filizlenebilir biiznillah. Siz Mus’ab olmaya bakın. Sizi Peygamber aleyhisselam gönderdi gibi bakın. Samimi olun, küsüp alınmayın. Sabırlı olun acele etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Hadis öğrenmeye karar vermekle pek mübarek bir iş yapmışsınız. Allah teala kabul buyursun, işinize bereket ihsan etsin. Hadis öğrenmekle biz iki şeyi kastederiz. Birincisi ilim ve din öğreniriz. Bu bölüm tercümesinden de elde edilebilir. İkincisi de o sözlerin sahibine yaklaşmak için gayret etmiş oluruz ve bunun bereketini umarız. Bu bölüm tercüme ile elde edilemeyebilir. Hadislerin ana dilinde ayrı bir bereket vardır. Öyle veya böyle yolunuza devam edin. Zamanla biiznillah ana dilinden de okur anlarsınız. Allah yardımcınız olsun.
Kur'an Arapçadır. Arapça dışında bir dilden onun inceliklerini kavramak hayaldir. Hükümleri anlaşılabilir ama sizin beklediğiniz çapta bir ilim ancak onun diline vakıf olmakla elde edilebilir. Hemen Arapça'ya yönelin. İyi bir Arapça ile beraber kaynağına erersiniz biiznillah.
Meal ve metin okuması konusunda yanılıyorsunuz. Kim içtiği ilacın içeriğini bilerek o ilacı içiyor? Kur'an'ımız, anlaşılmadığı yerde ve zamanda bile hidayet kitabıdır. Onun mucizeliği ve bereketi de buradadır zaten. Evet, onu bilme ve öğrenme mücadelemiz mübarektir ama mücerret okumayı asla basit göremeyiz. Hiç tereddüt etmeden diyebilirim ki, okumak öyle veya böyle sevap kazandırır da mealini öğrenmenin sonu ne olacağı belli olmayabilir.
arapça konusundaki diğer fetvalar
Biri ibadettir diğeri ilimdir. Biri direkt sevaptır diğeri dolaylı sevaptır. Buna göre değerlendirme yapabilirsiniz.
Kurtubi, Endülüs ulemasındandır. Tefsir ilminin de önde gelenlerindendir. Ahkâm ayetleri ağırlıklı bir tefsir olarak her kütüphane için elzemdir denebilir. Yalnız böyle bir tefsir kendi dili olan Arapça üzerinden bu ağırlığı taşır, bunu unutmamalısınız.
Ayet veya hadisin bizzat kendisini tam olarak nakletmek elbette en güzelidir ama biz ANLAMI ŞÖYLE OLAN BİR AYET VEYA HADİS de diyebiliriz. Bu konuda bir sıkıntı olmaz. İlmi bir çalışmadan istifade etmedikçe de yarı doğru yarı yanlış nakiller yapmak elbette sakıncalıdır. İyi bildiğimiz kaynakları kullanmalıyız.
Hayatımıza bereket ve ciddiyet, sevap hanemize de sevap kazandıracak bir Kur'an tilaveti hepimizin temel uygulamalarından biri olmalıdır. Ve bu uygulama da kesinlikle istikrarlı yani hayatın ayrılmaz bir parçası gibi olmalıdır. Bunun için de şu noktalara özen göstermek gerekir: İhlas her şeyin başıdır. Kur'an okumada ihlas ise hiçbir dış etki olmadan sadece Allah’ın rızasını kazanmak, Kur'an ile bereketlenmek için okumaktır. Bütün dış etkilerden arınarak okunmuş bir Kur'an bu bereketi getirir biiznillah. En kolay örneği olarak ses güzelliği ve makam yapmayı buna örnek gösterebiliriz. Yapay güzellik ve gereksiz makam takıntısı bu ihlas hedefini zedeler. Herkes iyi Kur'an bilen birinden mümkün ise “Kur'an Hocası” vasfı olan birinden temel okuma bilgilerini almalı ve kendisini test ettirmelidir. Kur'an okuyan onunla amel etmeyi yani helalini helal haramını haram görmeyi gaye edinmelidir. Evet, Arapça bilmeyen için “ne diyor bu ayette?” şeklinde bir bilgi istenmeyecektir ama insan bir dili bilmese dahi kalbin heyecanı adeta o dili biliyor gibi hissiyat verir. Kur'an bizim için saygının en üst noktasında olmalıdır. Onun yazılı olduğu kâğıda varıncaya kadar Kur'an ile alakalı ne varsa ona saygılı olmak gerekmektedir. Bu ciddi bir bereket kaynağı olur okuyan için. Kur'an, yazısına temas söz konusu değilse abdestsiz de okunabilir ama özellikle abdestli okumanın kazandıracağı feyiz daha büyüktür. Kur'an okuyacak olan mümin vaktin ve mekânın en uygun olanını tercih etmelidir. Kıbleye yönelerek ve en ihtiramlı bir oturuşla oturarak okumak önemlidir. Ağız temizliği önemli bir sünnettir. Okumaya başlamadan önce İSTİAZE (euzu billahi mineşşeytanirrecim) ve BESMELE (bismillahirrahmanirrahim) denmesi mühim bir sünnettir. Tefekkürü ve heyecanı azaltacak etkenlerden arınmış sadece tilavete yoğunlaşmış olarak okunmalıdır. Aşırı yavaş ve aşırı hızlı tilavet olmamalıdır. Bir sayfa iki dakikadan önce ve yirmi dakikadan daha yavaş olmamalıdır. Kur'an TECVİD adı verilen bir ilmin kurallarına göre okunur. Bunun dışında özellikle müzik adamlarının kurallarına göre okunması caiz olmaz. Kur'an okurken anlamasa bile insan anlar gibi olmalıdır. Zira anlatılan zaten cennettir cehennemdir kıyamet gibi konulardır. Bunlar da bir dil bilmeye gerek kalmadan kulaktan kalbe girebilecek ifadelerdir. Abartılı olmamak kaydıyla sesli okumak daha üstündür. Kur'an okumayı belli bir istikrarla, ara vermeden aynı zaman içinde okumak daha bereketli olur. Uyku bastırması ve iş yoğunluğu, zihin dağınıklığı gibi durumlarda okunmamalıdır. Tilavet secdelerine dikkat edilmeli ve yapılmalıdır.
Müslüman’ın Arapçayı dil olarak öğrenmesi herkese farzdır yani farz-ı ayındır denemez, böyle bir hüküm yoktur. Arapçanın dinimizin kaynağı, Ashab-ı Kiramın tebliğ dili olması gibi sebeplerle öğrenilmesi teşvik edilmiştir. Özellikle din ilimleri ile meşgul olanlar için bu önem farz-ı kifâye düzeyine çıkmıştır ama herkese farzdır denemez.
Dil öğrenmeyi yasaklayan bir delil yoktur. Şu kadar ki insanın kendi dilini, dininin dilini öncelikli tutması şarttır. Zira dillerin kültürleri ve inançları etkilediğini bilmek gerekiyor.