Fetva Meclisi
Soru
Muhterem hocam sıklıkla Kur'an’ı okumamızı tavsiye ettiğinize rastlıyorum. Ben feyzalma ve muhabbet açısından daha etkili olduğu için meal okumayı tercih ediyorum. Şüphesiz her harfinin rahmetle dolu olduğu, Allah'ın bizlere gönderdiği emsalsiz mektubunu okurken nurundan faydalanmak maksadıyla Arapçasını okumamız ile mealini okumamız arasında fark var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mealler arasında ciddi bir fark olmaz, tercümede üslup farkıdır gördükleriniz. Aynı tercüme olması zaten mümkün olmaz. Diyanet'in mealini okuyabilirsiniz.
Meal ve metin okuması konusunda yanılıyorsunuz. Kim içtiği ilacın içeriğini bilerek o ilacı içiyor? Kur'an'ımız, anlaşılmadığı yerde ve zamanda bile hidayet kitabıdır. Onun mucizeliği ve bereketi de buradadır zaten. Evet, onu bilme ve öğrenme mücadelemiz mübarektir ama mücerret okumayı asla basit göremeyiz. Hiç tereddüt etmeden diyebilirim ki, okumak öyle veya böyle sevap kazandırır da mealini öğrenmenin sonu ne olacağı belli olmayabilir.
Okuduğunuz mealde bunu görmediniz mi? Var mı size bunu öğreten bir ayet meali? Bari mezarlıklarda keyfimize göre bir Müslümanlık uygulamaktan vaz geçsek, bari mezarlıklarda?
Kur'an Arapçadır. Arapça dışında bir dilden onun inceliklerini kavramak hayaldir. Hükümleri anlaşılabilir ama sizin beklediğiniz çapta bir ilim ancak onun diline vakıf olmakla elde edilebilir. Hemen Arapça'ya yönelin. İyi bir Arapça ile beraber kaynağına erersiniz biiznillah.
Selamünaleyküm. Diyanet meali okunabilir, yeterli bir mealdir. Tavsiye ederim. Her mealin elbette kendine göre bir güzelliği vardır ama ben size ortalama bir adres gösterdim. Allah yardımcınız olsun.
Kur'an’ımızın Arapça olan metninden okunması “Kur'an okuma ibadeti” dediğimiz şeydir. Böyle olmalıdır. Başkasının okuduğunu dinlemek de Kur'an ibadetidir. Teknolojik cihazlardan başkalarının okuduklarını dinlemek de biiznillah sakınca yoktur. Dinleme esnasında adaba aykırı bir durum varsa onda sakınca olabilir. Elbette bir cihazdan dinlenenle bizzat insanın okuduğunu dinlemek aynı değildir. Kur'an’ımızın mealini okumak Kur'an OKUMAK değildir. O bir ilimdir. Meal üzerinden ilim öğrenmek kesinlikle bir iştir. Yalnız “her meal okunmaz” denmesinde sakınca yoktur. Mesela Diyanet Meali okunabilir niteliktedir. Direkt Kur'an meali üzerinden ilim elde etmek için belli bir birikim gerekeceğini de tahmin etmek zor değildir. Hiçbir birikimi olmadan öyle bir okuma yapanlar çok şey öğrendiklerini zannedebilirler ama gerçek öyle olmayabilir.
arapça konusundaki diğer fetvalar
Sadece Arapça okuyacaksanız bir vakit israfı olabilir. Arapça yanında diğer din ilimlerini de okuyacak ve kendinizi yetiştirecekseniz neden israf olsun? Yirmi yıl bile az gelir o zaman. Size bir not düşelim: Bir fakültede Arapça sizin beklediğiniz gibi öğretildiğini henüz duymadık. Beklentiniz ile ehil gördüğünüz yeri iyi denkleştirin. Ve insanlara öğretmeyi hedeflemeyin, kendinizi geliştirmeyi hedefleyin. Öbürü peşinden gelecektir zaten. Allah yardımcın olsun.
Kurtubi, Endülüs ulemasındandır. Tefsir ilminin de önde gelenlerindendir. Ahkâm ayetleri ağırlıklı bir tefsir olarak her kütüphane için elzemdir denebilir. Yalnız böyle bir tefsir kendi dili olan Arapça üzerinden bu ağırlığı taşır, bunu unutmamalısınız.
Ayet veya hadisin bizzat kendisini tam olarak nakletmek elbette en güzelidir ama biz ANLAMI ŞÖYLE OLAN BİR AYET VEYA HADİS de diyebiliriz. Bu konuda bir sıkıntı olmaz. İlmi bir çalışmadan istifade etmedikçe de yarı doğru yarı yanlış nakiller yapmak elbette sakıncalıdır. İyi bildiğimiz kaynakları kullanmalıyız.
Hayatımıza bereket ve ciddiyet, sevap hanemize de sevap kazandıracak bir Kur'an tilaveti hepimizin temel uygulamalarından biri olmalıdır. Ve bu uygulama da kesinlikle istikrarlı yani hayatın ayrılmaz bir parçası gibi olmalıdır. Bunun için de şu noktalara özen göstermek gerekir: İhlas her şeyin başıdır. Kur'an okumada ihlas ise hiçbir dış etki olmadan sadece Allah’ın rızasını kazanmak, Kur'an ile bereketlenmek için okumaktır. Bütün dış etkilerden arınarak okunmuş bir Kur'an bu bereketi getirir biiznillah. En kolay örneği olarak ses güzelliği ve makam yapmayı buna örnek gösterebiliriz. Yapay güzellik ve gereksiz makam takıntısı bu ihlas hedefini zedeler. Herkes iyi Kur'an bilen birinden mümkün ise “Kur'an Hocası” vasfı olan birinden temel okuma bilgilerini almalı ve kendisini test ettirmelidir. Kur'an okuyan onunla amel etmeyi yani helalini helal haramını haram görmeyi gaye edinmelidir. Evet, Arapça bilmeyen için “ne diyor bu ayette?” şeklinde bir bilgi istenmeyecektir ama insan bir dili bilmese dahi kalbin heyecanı adeta o dili biliyor gibi hissiyat verir. Kur'an bizim için saygının en üst noktasında olmalıdır. Onun yazılı olduğu kâğıda varıncaya kadar Kur'an ile alakalı ne varsa ona saygılı olmak gerekmektedir. Bu ciddi bir bereket kaynağı olur okuyan için. Kur'an, yazısına temas söz konusu değilse abdestsiz de okunabilir ama özellikle abdestli okumanın kazandıracağı feyiz daha büyüktür. Kur'an okuyacak olan mümin vaktin ve mekânın en uygun olanını tercih etmelidir. Kıbleye yönelerek ve en ihtiramlı bir oturuşla oturarak okumak önemlidir. Ağız temizliği önemli bir sünnettir. Okumaya başlamadan önce İSTİAZE (euzu billahi mineşşeytanirrecim) ve BESMELE (bismillahirrahmanirrahim) denmesi mühim bir sünnettir. Tefekkürü ve heyecanı azaltacak etkenlerden arınmış sadece tilavete yoğunlaşmış olarak okunmalıdır. Aşırı yavaş ve aşırı hızlı tilavet olmamalıdır. Bir sayfa iki dakikadan önce ve yirmi dakikadan daha yavaş olmamalıdır. Kur'an TECVİD adı verilen bir ilmin kurallarına göre okunur. Bunun dışında özellikle müzik adamlarının kurallarına göre okunması caiz olmaz. Kur'an okurken anlamasa bile insan anlar gibi olmalıdır. Zira anlatılan zaten cennettir cehennemdir kıyamet gibi konulardır. Bunlar da bir dil bilmeye gerek kalmadan kulaktan kalbe girebilecek ifadelerdir. Abartılı olmamak kaydıyla sesli okumak daha üstündür. Kur'an okumayı belli bir istikrarla, ara vermeden aynı zaman içinde okumak daha bereketli olur. Uyku bastırması ve iş yoğunluğu, zihin dağınıklığı gibi durumlarda okunmamalıdır. Tilavet secdelerine dikkat edilmeli ve yapılmalıdır.
Müslüman’ın Arapçayı dil olarak öğrenmesi herkese farzdır yani farz-ı ayındır denemez, böyle bir hüküm yoktur. Arapçanın dinimizin kaynağı, Ashab-ı Kiramın tebliğ dili olması gibi sebeplerle öğrenilmesi teşvik edilmiştir. Özellikle din ilimleri ile meşgul olanlar için bu önem farz-ı kifâye düzeyine çıkmıştır ama herkese farzdır denemez.
Dil öğrenmeyi yasaklayan bir delil yoktur. Şu kadar ki insanın kendi dilini, dininin dilini öncelikli tutması şarttır. Zira dillerin kültürleri ve inançları etkilediğini bilmek gerekiyor.