Fetva Meclisi
Soru
Ben 20 yaşındayım. Allah izin verirse 2 ay kadar 7-11 yaş arasında bu yaz çocuklara Kuran öğreteceğim. Bu çocuklar yuva da. Anne babası olmayan evlatlar. İstiyorum ki Allah’ın izniyle yararlı olayım bana vereceğiniz tavsiyeler var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Siz neden kendinizi farklı bir kimlikle anıyorsunuz ki? Mü'minsiniz elhamdülillah. Allah, Peygamber, cennet cehennem, ibadet derdiniz var; siz mü'minsiniz, Müslümansınız. Hamdedin, şükredin. Allah yardımcınız olsun. Kesinlikle kederlenmeyin. Hemen evlenin, yuvanızı kurun. Kimse sıkıntıdan muaf değildir, herkesin kendi çapında dertleri vardır. Sizin de dertleriniz olacak. Fedakârlık edeceksiniz. Bu durumunuzla sizin sevabınız daha çok olacak biiznillah. Sakın yorulmayın, yorulmayı da aklınıza getirmeyin. Çok iyi bilin ki cennet ucuz değil. Büyük bir gayeye talip olanlar yorulmaya, terlemeye de hazır olurlar. Allah yardımcınız olsun. Size dualar ederiz.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Çocukların yirmi beş yaşlarına kadar çıkarabilecekleri sorunlardan biridir bu sorun. Önünüzde iki seçenek var: Ya çocuğunuzu tavizsiz, bildiğiniz doğrunun gereği üzere namazla buluşturacaksanız ya da siz esneterek ve bu durumu görmüyor gibi yaparak sonunda namaz ehli olması için uğraşacaksınız. Birincisinin sonucunu zikretmek bile istemem; çocuğu temelden kaybedebilirsiniz. Ne namaz kalır ne kendisi, maazallah. İkinci yöntemi muhakkak uygulayın: - Sık sık olmamak kaydıyla namazı hatırlatın. Kılmadığında üzerine gitmeyin. - Sadece namaz konuşan bir anne baba asla olmayın. Konular renklenip dursun; en az boya çeşitleri kadar... - Her şeye ve her sonuca rağmen asla cezalandırmaya gitmeyin. Yüzüne yüzüne kınamayın onu. Kardeşi veya kuzeni ile sakın kıyaslama yapmayın. - Yaptığı diğer güzel işleri övün, ödüllendirin. (Bu nokta çok mühim, bunu unutmayasınız.) - Çocuğunuzun namazlı emsalleri ile buluşmasını sağlayın. Haftada bir bile olsa ona yakın yaşlardaki arkadaşları ile namazlı ortamlarda buluşsun. Bunun etkisi sizin nasihatinizden fazla olur. - Tabii ki duanın ne kadar önemli olduğunu söylemiyorum bile... - Eşinizle nöbetleşe yürütün bu projeyi. Mesela bir hafta siz, iki hafta eşiniz şeklinde olsun. Biiznillah sonunda namaz ehli bir çocuk göreceksiniz. Ama yirmi beş yaşı uç sınırdır bunu unutmayasınız.
Kendini çıkmazda görme yerine şöyle yap: Günlük yoğunluğunu ikiye katla. Daha çok kitap oku. Yazı yaz. Ders dinle. Araştırma yap. Sılayırahim yap. Nafile namaz kıl. Zikir yap… Bunlar seni belirttiğin hatalardan uzak durmaya sevk edecektir. Böylece de bile bile hatanın etrafında dönmemiş olacaksın.
Her çocuk belli zamanlarında bu veya benzeri merak seraplarına takılabilir. Bunda endişelenecek bir durum yoktur. - Çocuğu sorularından ötürü kınamayın. - Çocuğun her sorusuna vereceğiniz her cevaba ikna olmasını beklemeyin. Tatlı ve rahatsız olmamış bir eda ile bildiğiniz kadarı ile cevaplar verin. - Cevapta tıkanırsanız, cevap konusunu geniş bir alana yayın. Mesela “Allah neden en büyük?” şeklindeki bir soruyu o anda cevaplayamayacaksanız evrenin büyüklüğünden, zamanın ne kadar uçsuz bucaksız olduğundan, ağaçlardan, denizlerden büyük bir ansiklopedi gibi konular açın. Böylece onu büyük cevabın içinde bir şeyler aramaya itmiş olun. - Bunu da yapamazsanız “böyle bir soruyu okula gittiğinde öğretmenine sorabilirsin, biz de her şeyi bilmeyebiliriz” türünden cevaplar verin. - Belli sorularda da önceden anlaştığınız ve çocuklara merhametle bakabilen bir hocaya gidip ona sormayı çocuğa teklif edin, beraberce gidin. Hoca çocuğu özel karşılasın, hediyeler versin, cevaplarını da versin. - Sabrederek, uf puf yapmadan dinleyin çocuğu. Başka işle meşgul iken savsaklama tipi cevaplar vermeyin. Eski soruları ile karşılaştırma yaparak “ama bunu şöyle sormamış mı idin?” şeklinde yarı kınama yapmayın. - Tıkandığınız sorular olunca “bunu ben de bilmiyorum, araştırıp sana cevap vereyim” deyin ve gerçekten araştırın. Sonra da tatlı tatlı cevaplar verin hatta cevap vereceğiniz zamanı bir kutlamaya dönüştürün, o ne seviyorsa onu yaparak “filan konunun cevabı kutlaması” gibi bir şenlik yapan. Çocuğun sorusu hem bilgiye dönüşsün hem aranızdaki muhabbeti, saygıyı güçlendirsin biiznillah. Asla kınamayın, asla bıktı görüntüsü vermeyin. Böyle bir çizgi izlerseniz bir zaman sonra çocuğun gündemi değişir, başka şeylere yönelir.
Sadece Arapça okuyacaksanız bir vakit israfı olabilir. Arapça yanında diğer din ilimlerini de okuyacak ve kendinizi yetiştirecekseniz neden israf olsun? Yirmi yıl bile az gelir o zaman. Size bir not düşelim: Bir fakültede Arapça sizin beklediğiniz gibi öğretildiğini henüz duymadık. Beklentiniz ile ehil gördüğünüz yeri iyi denkleştirin. Ve insanlara öğretmeyi hedeflemeyin, kendinizi geliştirmeyi hedefleyin. Öbürü peşinden gelecektir zaten. Allah yardımcın olsun.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ sizi ve yavrularınızı himaye buyursun. Ne mübarek hissiyat, ne güzel, Kur'an ile yeşermek, onunla güçlenmek, ne güzel! Çocuğunuzu o yaşta kitabımızla buluşturacak bir eğitim merkezinin bulunduğunu zannetmiyorum. Münferit olarak yapılabilen örnekler vardır ama bir kurum düzeyine henüz gelebilmiş değiliz. Sizin gibi anne babaların temennileri biiznillah bizi daha iyi seviyelere getirecektir. Size özet olarak şunları söyleyebilirim: - Çocuğunuzun bu tür belirtilerini yani şunu ezberledi ve bunu okudu gibi durumları tam ve kesin bir gösterge kabul etmeyin. Hayra işaret olarak kabul edin sadece. Ağır bir beklenti içine girersiniz ve daha ilerisini arzu edersiniz de olmayınca büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız daha sonra. Allah muhafaza buyursun, şeytan sizi öyle bir durumda bitirir. Mevcudu nimet bilin, hedefinizi büyük tutun, sabrınızı güçlü kılın ama pratikle adım adım yol alın. Hayallerinize göre bir pratik beklemeyin sakın. - Bu konuda yavrunuzun annesi ile hemfikir olmanız çok önemlidir. Siz bir beklenti içinde annesi ise daha başka bir beklenti içinde olursa bu şeytanın işine gelir. Aman dikkat edin. Bu hususu anne ile tartışmayın bile. Alttan almasını, zamana yaymasını bilin muhakkak. - Yavrunuz ve hafızlık konusunda ehli ile bir karar verin. Bunun için gerekiyorsa İstanbul'a iyi bir merkeze gidin. Onlar sizin çocuğunuzu test etsinler. Kendisi Kur’an bilen bir psikoloğa da gidebilirsiniz. - Çocuğunuzla bu konuda tatlı sohbetler yapın. Onu adam yerine koyup Kur'an'ımızın adamı olması konusunu zaman zaman derinleştirin. Yalnız, asla ona hedef olarak sadece hafız olmak gibi bir daire çizmeyin. Onu yapar ve ortada kalabilir. Büyük adamlık ve büyük işler listesi oluşturun. Hafız olmayı da doğal bir basamak gibi tutun onun önünde. - Sakın dua etmeyi basit gibi görmeyesiniz. Olsa olsa bu büyük iş Allah'ın lütfu ve inayeti ile olur. Ona sığınıp yardımını dileyenler bu büyük nimete erebilirler. Sabredeceksiniz. Dua edeceksiniz. Allah'a sığınacaksınız. - Sizi bir farklı imtihan daha bekler: Akrabalarınız ve yakın komşularınız, çocuğun öğretmeni, bunlar size 'çocuğun geleceğini yakmamak' üzerine nasihatler edebilirler. Çocuğa merhamet etmeyi söyleyebilirler. Kulağınıza tıpalar tıkayın ve bu sözleri içine sokmayın. - Diğer çocuklarınızla bu yavrunuz arasında denge kurmayı ihmal etmeyin. Bu yavru ile ilgilenmeniz diğerlerinin nefretine sebep olmasın. Rabbim sizi emelinize kavuştursun. Hafız babası, Kur'an'ımıza hizmet eden mübarek bir aile sahibi kılsın.
Eşler aralarında anlaştıktan sonra çocuğu ertelemenin bir sakıncası yoktur. Erteleyebilirsiniz. Yalnız bu konuda eşinizle anlaşamaz durumda olursanız şeytan bunu iyi kullanır ve sizi perişan edeceği bir sürece sokabilir. Eşinizi ikna ederek bu kararı uygulayın.
Çocuk, baba ile annenin ortak hakkıdır. Taraflardan birinin gizlice engelleme yapması caiz olmaz, hakka girmiş olursunuz. Erkeğin tek başına hamileliği engelleme hakkı olmadığı gibi kadının da böyle bir hakkı yoktur. Eşler bu konuda aralarında anlaşmalıdırlar/anlaşabilmelidirler. Kadının tıbben sabit olan bir riski, hastalığı veya sakatlanması gibi bir tehlikesi söz konusu ise ve eşi de bu durumu takdir edemiyorsa, böyle bir durumda kadının gizlice korunmasında sakınca olmaz. bunun ne kadar doğru ne kadar evham ürünü olduğunu herkesin kalbindeki takvası belirler.
Çocağa isim verme görevi ve hakkı babaya aittir. Kur'an’ımız, çocukları babalarıyla anmamızı emretmektedir. (Ahzab suresi, 5) Böyle bir konuyu baba ve anne aralarında istişare etmeyi becerebilmelidirler. İstişare ile babanın yönetimiyle isim konursa ne güzel olur. Tartışılırsa babanın verdiği isim muteberdir.
Erteleyebilir elbette. Bir ideal nedeniyle olmasa da erteleyebilir ama bu tür kararları birden çok açıdan ele almak gerekir. Sen, eşin, önünüzdeki zaman… Çok yönlü düşünerek karar ver. Mesela eşin bunu nasıl karşılayacak?
Devletin aradığı şartları belirlemede bir hile yapmıyorsanız bir sıkıntı olmaz, helal olur.