Fetva Meclisi
Soru
Tıp ilmi tahsil edecek kişinin göreceği eğitim malumunuzdur. Karşılaşılacak bu haller Allah'ın rızasına muhalif midir? El ve gözü koruma hükmü bu durumda ıskat mı olacaktır? Ayrıca meslek icra edilirken, erkek bir tabibin bayan bir hastayı tedavi etmesi durumunda -kişinin bu mesleği seçmek gibi bir 'zarureti' olmadığına ve günümüzde hastadan 'mecburiyet' hassasiyeti bekleyemeyeceğinize rağmen- halvet olur mu, meselenin tabip açısından durumu nedir? Kişi helal kazanç için başka bir meslek tercihini mi yeğlemelidir? Bu hususta hadislerde yahut siyerde herhangi bir kayıt mevcut mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Tıp ilmi tahsili zaruret sınırları içinde kalabilen bir ilimdir. Şu anda Müslümanların tıp ilmini kadın/erkek mahremiyeti ölçülerine riayet ederek öğretme imkânları neredeyse yoktur. Tıp ilmini tahsil etmek ise farz düzeyindedir. Bu nedenle de 'zaruret vardır' diyoruz. Zaruretin gerektirdiği kadar kolunuzun açılmış olması mümkündür. Burada ne kadar zaruret vardır ve siz zarureti ne kadar zaruret sınırlarında kalarak kullanıyorsunuz, bu sizin kalbinizdeki Allah korkusu ile alakalı bir durumdur. Dikkat edin, gayret edin, bir saniye bile olsa fazladan gevşek davranmayın. Allah yardımcınız olsun.
Düşüncelerinizi tebrik ederim. Rabbimiz hassasiyetinizi daim kılsın. Öncelikle meslek seçiminde fıtratınıza en uygun, yeteneklerinizi göz önünde bulundurarak kabiliyetinizi en verimli olarak kullanabileceğinizi düşündüğünüz bir bölüm olmasına dikkat etmenizi tavsiye ederiz. Bir mü'min hanımın bulunduğu yer, Allah'ın haramlarından bir harama sevk ediyorsa hayatî bir zaruret olmadıkça orada bulunmamaya dikkat etmelidir. Bu kural her yer için geçerlidir. Bulunan ortamın halvet olmamasına çok dikkat etmemiz gerekir. Halvet ise üçüncü kişiye kapalı bir ortamda yabancı erkekle baş başa kalmaktır. Kişi imanını, mü’min kimliğini korudukça koruma altında demektir biiznillah. Bir kimse kendisini ne kadar haramdan uzak tutabileceğine bakarak bu konularda karar vermelidir. Mü'min çalışma ortamının harama bulaşmadan bulunulan bir yer olması hususuna dikkat ederek tercihlerde bulunur. Kişi kendi imanı ve ahlakı erimeden mesleğini yapabilecekse bu doğrultuda hareket eder. Ne kadar tavizsiz ve yararlı durabileceğinize bakarak karar verebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Rabbimiz umduğunuzdan daha iyi işler yapmanızı nasip etsin.
Hacamat işi yapıp ücret almakta bir sakınca yoktur. Sağlık Bakanlığının getirdiği kurallara riayet ederek yapmanız durumunda sizin için helal bir iş olur ve kazandığınızı helal olarak yiyebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalmasın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Tıp baştan sona mübarek bir ilimdir. Bazı alanlarının caiz olmayacak şekilde kullanılabiliyor olması bu mübarek olmayı değiştirmez. Sizin sakıncalı bulduğunuz kimi uygulamalar caiz olarak da kullanılabilir. Siz mü'min bir doktor olarak kalıp Allah’ın hükümlerine sadık kalarak iş yaptığınız sürece bereket sizinledir. Haramın önünde dik durabildiğiniz sürece siz ibadet hâlindesinizdir. Konuya tıbbın o alanının hatalı kullanılması penceresinden bakmadan önce sizin imanınızın ve ciddiyetinizin sürekliliği ve sarsılmazlığı penceresinden bakın. Allah yardımcınız olsun, işiniz asan olsun. Âmîn.
Allah Teâlâ sizi razı olacağı hayata muvaffak kılsın, razı olmayacağı işlerden muhafaza buyursun. İnsana hizmet eden meslekler arasında tıbbın yeri elbette farklıdır. Birilerinin parası veya şöhreti sebebi ile doktor olmayı istemesi bizim ölçümüz olamaz. Biz Rabbimizin rızasını esas alarak yaşamaya mecburuz. Rabbimizin rızası için de namaz kıldığımız gibi işimizin de mübarek ve gerekli bir iş olmasını isteriz. Böyle bakmalı, böyle düşünmeliyiz. - 'En iyi doktor' ifadesi ile şunu kastediyoruz: Fakültede iken notları iyi, uzmanlıkta iken pratiği iyi, diplomasını alınca da ibadet heyecanı ile çalışan doktor. Para da kazanan ama insanlığını unutmayan, kibirlenmeyen, merhametli, vaktinin değerini bilen, ilimi gelişmeleri takip eden.. En iyi doktor derken bunu istiyoruz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Canlının kendisi olsa yaşaması mümkün olacak boyutta çekilmiş veya yapılmış bir resim evlerimizde bulunmamalıdır. Ama sadece baş bölümünün bulunduğu bir resim bu kurala uymaz. Yine de eğitimimizi mübah olan alanlarda yapmaya çalışalım. Belki eğitim yaparız ama bereket görüp görmeyeceğimiz şüpheli işlere karşı hassas olalım. Allah'a emanet olun.
Kız çocukları, kundaktan çıktıktan sonra 'Müslüman Kız' gibi giydirilmelidirler. Belki bu, onların çarşaf ve benzeri kıyafetleri giymeleri anlamında değildir ama 'serbest' giydirilen bir kızın daha sonra 'kurallı' giydirilmesinin zor olacağına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çok katı kuralların tatbik edildiği bir giyim de doğru değildir; nefrete neden olabilir. Bu bir imtihandır; ortasını bularak kazanmaya çalışacağız. Bu dönemde kız çocuklarımızı ciddi bir şekilde zorlayacak sorunların başında onların çevresini oluşturan akranlarının hatta kendi ailelerinden daha dindar gördükleri ailelerin kızlarının giyim kuşamlarındaki çarpıklıklardır. Bu manadaki kötü örneklik belki de dinde önder durumunda olanların kızlarının, hanımlarının giyim kuşamlarının örnekliği en az siyonizm baskısı kadar ağır bir baskıyı oluşturmaktadır günümüz aileleri için. Ama bu bir imtihan! Kızlarımızın kıyafetleri çarşaf veya abaye olmasın ama bedenlerini de teşhir etmesin. İsraf olmasın. Aylık kullanılıp atılmasın. Üzerinde küfrü simgeleyen işaretler bulunmasın. Erkekleri kışkırtan tarzda olmasın. Kızlarımız güzel giyinsin ama cinsel giyinmesin. Yedi sekiz yaşlarındaki henüz bebeklikleri geçmemiş kız çocuklarımızın düğünde giymeyi tasarladığı gelinliği hayal etmesi bir afetin işareti değil midir? Kızlarımız, aybaşı olmuş gibi görülmeye başladıklarında yavaş yavaş anneleri gibi giyinmelidirler. Bunun için de evlerimizde törenler yapılmalı, hediyeler alınmalı, övgüler yapılmalıdır. Anne baba, dede nine bu duruma mutlu olduğunu hissettirmelidir. Akrabalardan veya komşulardan bir fitneci de 'henüz erken, bırakın çocuğu' tarzında bir ifsat bombası kullanırsa onu da istiğfar edinceye kadar giriş-çıkış yasaklıları arasına koymalıyız. Çünkü böyle bir söz bütün emeklerimizin boşa gitmesini doğurabilir. Kızımız aybaşı olduktan sonra ya da aybaşı olmadı ise de on beş yaşından gün aldıktan sonra artık annesi gibi ya da mü'minlerin anneleri gibi giyinmeye mecburdur. O giyim de şudur: - Kızımızın bedenine ait ayrıntılar belli olmayacak. İnce, dar veya cinsellik yansıtan bir yönü olmayacak. - Giyimin kendisi bir ziynet ise üzerine bir dış kıyafet ilavesi ile namahremlerinin yanına çıkacak. Çocuklarımızı yetiştirmemizi sakın cihattan aşağı bir iş görmeyelim. Bilakis asrın cihadı onları yetiştirmektir. Hele hele kız çocuğu... O var ya o, bir cennet muştusudur. Her baba her anne şunu bilsin: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, üç kız çocuğu yetiştirene cennet vadetmiştir. Ancak kız çocuğu yetiştirmek onun lisanında, medreseye göndermek veya doktor yapmak değildir. Kızı, ona ümmetten olacak mücahitler yetiştirecek iffet abidesi yapmaktır. Cihat budur. Cihat budur. Cihat budur. Rabbim, bize bu çetin mücadelede yardım etsin.
Bu tür bilgiler yönlendirici, bağlayıcı değer taşımaz.
Bunu tıp uzmanlarıyla görüşmeniz gerekir; onların uygun görmesi halinde dinen bir sakıncası olmaz.
Bu yolla kazanılan paranın yenmeyeceğine dair bir görüş ileri sürmemiz mümkün değildir. Zira ortada aleni bir hata yoktur. Hata varsa da bu ikinci bir kişinin hatasıdır. Hatta size göre üçüncü kişi durumundaki bir kişinin hatasıdır. Allah'a emanet olun.
Bir doktor muayenesinden geçmeniz yararlı olacaktır. Daha çok doktorlukla ilgili bir duruma benziyor. Geçmiş olsun.