Fetva Meclisi
Soru
Dövüş sporlarının dinimize göre uygun olup olmadığını merak ediyorum. Ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Düşünceniz çok güzel, sizi tebrik ederim. Spor insan hayatının bir parçasıdır. Kulüple yapılsın veya yapılmasın ya da kurallı bir şekilde yapılsın ya da yürürken kendiliğinden oluşsun; spor hayatın bir parçasıdır. Dinimiz de hayatı yönlendirmek için geldiğine göre spor için de koyacağı kurallar var demektir. Spor mubah bir iştir. Bütün mubahlar gibi onun da bir çizgisi muhakkak vardır. Genel çizgileri ile bu kuralları şöyle özetleyebilirim: Spor sağlıklı olma, güçlü olma, helal bir eğlence gibi ciddi amaçlarla yapılmalıdır. En başta kumar ve benzeri amaç kirliliği olmamalıdır. Spor ne kadar değerli olursa olsun kendisinden daha değerli olan din ve insanlık adına kayıp nedeni olmamalıdır. Spor örnek olarak, bir kişinin namazına engel olmamalı, ebeveynine hizmetinde eksiklik getirmemelidir. Spor insanın en değerli varlığı olan vaktinin zayiatına neden olmamalıdır. Spor insan sağlığına direkt veya dolaylı zarar veren bir çeşit üzerinden olmamalıdır. Sadece spor adına ekonomik israf yapılmamalıdır. Spor ahlâk ve din erimesine neden olmamalıdır. Buna şu örnekleri verebilirim: Avret teşhiri, Erkek kadın karma ortamlar, Küfürlü ve çirkin sözlerin kullanılması, Irkçılık başta olmak üzere toplumun gruplaşmasına neden olma, Hile ve aldatma olmamalı, Kâfirleri din ve ahlaklarında taklit etme olmamalı, Spora dayalı düşmanlar ve düşmanlıklar üretilmemeli, Spor için de olsa kimseye haksızlık yapılmamalıdır. Sporun uluslararası kurumlar üzerinden yürütülen tuzaklarına düşülmemelidir. Müslüman kadınlar da spor yapabilirler, yapmalıdırlar da. İnsan olmak açısından erkeklerden bu konuda farkları yoktur. Ancak onların mahremiyetlerinin korunamadığı bir sporu hiçbir şekilde kabul edemeyiz.
Dinimiz, insan bedenine yararı olan sporu teşvik etmiştir. Hatta güçlü beden sahibi olma bakımından sporu fazilet bile saymıştır. Müslümanlık tarihinde de bu anlamdaki sporun yeri vardır. Sporun bir mesleğe ve ona bağlı olarak da büyük bir ticari sektöre dönüştüğü zamanımızdaki spor için direkt “yapılabilir” demek mümkün değildir. Bugün spor, iktidarlar kurup sallayabilecek çapta bir gücün adıdır. Bu güç de kimin elindedir belli değildir. Kumar ve hayvanlara eziyet söz konusu olan sporları ise spor olarak görmeyiz. Kâfirlere benzeşmeyi getiren her ne ise o zaten makbul olmaz. İkinci bir insana eziyet üzerine kurulu spor da spor değildir. Spor gaye değil vesile olmalıdır. Spor, ömürlerin tüketildiği bir iş değil bedenlere sıhhat kazandıran bir iş olmalıdır. Özellikle kadınlar açısından baktığımızda ise spor için şu çizgiyi çizebiliriz: Kadın, kadınlığına uygun bir spor yapmalıdır. Kadının yapacağı spor; yürüme, yüzme ve jimnastik gibi kadın ve erkek için faydalı sporlar olmalıdır. Boks gibi vahşete dayalı spor, kadın için de erkek için de caiz olmaz. Profesyonel ve yoğun bir sporun kadın sağlığı açısından uzun vadede bile olsa sakınca getirebileceği için o mantıkla yapılan sporu akıllıca bulmayız. Bu noktada her kadın spor yapmadan önce doktoruna danışmalıdır deriz. Kadın, spor yüzünden mahremiyet ve tesettür sorunu yaşamamalıdır. Bu da erkek olmayan bir ortamda ve kadın kadına da olsa tesettürün gerekenine dikkat ederek spor yapması demektir. Aynı şekilde kamerasız ortamlarda olmalıdır spor. Spor yapılan merkezin sağlık görevlisi bile kadın olmalıdır. Kadının eşlik ve anneliğini yıpratabilecek bir spor da kabul edilebilir olmaz. Bu ölçülerle yapabiliyorsan spor yapabilirsin.
Elbette dinimiz bu hayattaki her işimiz için kurallar koymuştur. Kuralsız yapabileceğimiz bir işten söz edemeyiz. Sporu meslek edinmeyi tavsiye etmeyiz. Hayata daha ciddi işlerle tutunmak gerekir. Bir kere girmiş bulunan için de spor hakkında bilmesi gereken kurallar şöyle özetlenebilir: a. Spor mübah bir iştir yani ne farzdır ne haramdır, serbesttir. Doktorun “şu sporu şu kadar yapman gerekir” diye tavsiyede bulunduğu bir spor ise vacip spor olabilir. b. Yapılacak spordan zarar gelmemelidir. Yüksekten atlama, sirk gibi ağır riskin bulunduğu sporlar, insanın kapasitesinin üstünde zor oyunlar içeren sporlar, boks gibi yüze vurmaya yönelik bir spor, serbest güreş gibi kuralsız vurma ve ezmeye yönelik sporlar zararlı olduğu için caiz olmaz. c. Hayvanlara eziyet olan boğa ve horoz güreşi gibi sporlar caiz olmaz. d. Erkek veya kadının avret teşhiri yapmak zorunda olacağı spor caiz olmaz. e. Kadın erkek karma yapılacak bir spor caiz olmaz. f. İbadetleri ve günlük hayattaki zorunlu görevleri ihmal etmeye sebep olacak bir spor da caiz olmaz. g. Kadın veya erkeğin fıtratına aykırı sporu kadının veya erkeğin fıtratının zıddına olacak şekilde yapması caiz olmaz. h. Toplumda gruplaşmaları köklendirebilecek sportif yapılanmalar caiz olmaz.
Haram hiçbir şekilde helal olmaz. Ağır zaruretlerde bir nebze ruhsat söz konusu olabilir. Belirttiğiniz işlerde haram varsa ve siz de Müslüman iseniz dininize uyup onları yapmayacaksınız.
İnsan bedeninin yorulup usanabileceği gerçeği göz ardı edilemez. Dinimiz de bu noktayı ihmal etmemiştir. Yüzme insan bedeni için rahatlatıcı hatta zaman zaman gerekli bir nimet olarak görülmelidir. Sadece spor maksatlı bile olsa dinimizin prensipleri çiğnenmediği sürece yüzme için bir sakıncadan söz edilemez. Deniz sporu olarak bilinen dalgıçlık, balık avı, yelkenli, kürek çekme gibi sporlar için de yüzme için söylenenler söylenebilir. Bu noktada şu prensiplerin unutulmaması gerekmektedir: Allah’a karşı ibadet sorumluluğu ve haramlardan kaçınma titizliği gevşetilmemelidir. Aileye, ebeveyne, çocuklara ve sorumluluk gerektiren sosyal görevlere karşı insani görevler ihmal edilmemelidir. Avret teşhiri asla olmamalıdır. Tıbben sakıncalı denen türleri veya kişiye tıbbın getirdiği yasaklara dikkat edilmelidir. Yarış durumu olduğunda kumar gibi bir sakınca oluşmamalıdır.
Yaptığınız spor değil de doktorun önerdiği mesela bel fıtığından kurtulmak için yapılan bir çalışma olsaydı ve onu başka türlü yamak da mümkün olmasaydı “bu bir zarurettir” diyebilirdik. Bu durumda ise sadece spor uğruna kendiniz için uygun bulmayacağınız şeyi başkalarından uygun gibi alamazsınız, alet olamazsınız. Şeytan dini kökten kazımak yerine böyle tavizlerle kaldırabilir. Çok dikkat ediniz.
boks konusundaki diğer fetvalar
İnsana zarar vereceği ağır ihtimal olan ve özellikle yüze vurulan hiçbir spor helal değildir. İçeriğinde avret izlemesi olan her şey de üretilmesi, bulundurulması, izlenmesi açısından haramdır.
Boks sporu sakıncalı duruma getiren yüze vurma üzerine olmasıdır. Yüze vurmak ise haramdır. Yüze vurma varsa o spor caiz olmaz. Yüze vurmadan ise orada antrenman yapılabilir.
Bu sporları yapmak haramdır. İzlemek de caiz değildir.
İnsan mükerremdir yani Allah’ın koruması altında olan bir saygınlığa sahiptir. Mü'min olmak veya olmamak insan olma gerçeğini bu açıdan değiştirmez. İnsanın yüzü, darbe alması durumunda en çok etkilenecek organlardan biridir. Özellikle de yüze isabet edecek darbelerin göz gibi hassas bir organa zarar vermesi muhtemeldir. Bu sebeple spor maksatlı da olsa yüze vurmak haram kabul edilmiştir. Spor maksatlı, cezalandırma amaçlı… nedeni ne olursa olsun yüze vurulmaz. Vururken elle veya başka bir aletle vurulması da bu hükmü değiştirmez.
Yüze vurmak haramdır. Yüze vurmaya yönelik bir spor da bu açıdan sakıncalıdır.