İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Emekli maaşı miras malı sayılır mı?

Cevap

Tereke, ölünün geride bıraktığı mallardır. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/759) Dolayısıyla mal kapsamında olmayan hak ve menfaatler tereke dışı kabul edilmiştir. Kişinin görevi ile ilgili şahsa bağlı hakkı olan maaşı miras kapsamında değerlendirilmez. Emekli maaşı alma hakkı kanunen kime tanınmışsa bu onun hakkıdır. Bu konuda yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre hareket etmek gerekir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ölenin geride bıraktığı mallar (tereke) ile ilgili yapılacak işlemler sırası ile şöyledir:

Ölenin geride bıraktığı mallar (tereke) hangi işlemlerden sonra mirasçılarına in
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insan ölünce: Onun sağlığında edindiği bütün malı ve o mal ile bağlantılı hakları, Kaza sonucu öldü ise ödenecek diyet dinimizin mirasçı olarak gördükleri arasında taksim edilir. Baba ve anne de bu mirasçılar arasındadır. Emekli maaşı ve benzeri yasalarla belirlenmiş haklardan kaynaklanan mal ise o ödemeyi kazandıran yasaların belirlediği hak sahipleri kimse onlara ödenir. Eğer söz konusu yasa babayı hak sahibi olarak belirlemiyorsa baba o maldan alamaz. Mesela sadece eş ve çocuklar diyorsa eşe ve çocuklara kalır. Ya da kimi belirliyorsa.

Hocam eşim vefat edince ondan bana bir maaş bağlandı. O arada yasalar gereği de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Emekli maaşı veya ek sabit bir kazancı gibi geliri olan ve Allah’a tevekkül konusunda fitneye kapılmayacağı kanaati olan birisi hayatta iken bütün malını sadaka olarak verebilir. Bunun için de sağlığı yerine olmalıdır. Geçindirmekle yükümlü bulunduğu aile bireyleri için sorun oluşmayacağına kanaat getirmelidir. Bütün malını sadaka veren birinin asıl maksadı aile bireylerinden intikam almak, onlara miras bırakmamak gibi bir maksat ise sadakası caiz olsa bile yaptığı iş meşru sayılmaz, sünnete aykırı bir iş yapmış olur.

Hocam insan bütün malını sadaka olarak verebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin ölümünden sonra mal varlığında meydana gelen tüm artışlar mirasa dâhildir. Bu artışın sağlanmasına mirasçılardan biri veya birkaçı fiilen çalışarak katkı sağlamışlarsa, karşılığında kendilerine ayrıca ecr-i misil/emsal ücret ödenir.

Kişinin mal varlığında ölümünden sonra meydana gelen artış mirasa dâhil midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kardeşler aralarında böyle bir anlaşma yaptılar ve erkekler bundan bir hak talep etmiyorlarsa bu bir anlaşma olduğu için annenize kalan caizdir. Erkeklerden biri, annenize verilen fazlalıktaki hakkını talep ederse onu alması hakkıdır.

Annem 3 kardeşten tek kız, anneme, babasından miras kaldı ve kardeşler arasında
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanızın ölümünden sonra devletin babanızla bağlantılı bir nedenden ötürü takdir ettiği maaş, kimin adına bankaya yatırıloyorsa o maaş onundur. Eğer devlet mesela ‘eşine’ veya ‘şu yaştaki çocuğuna’ diye bir kayıt koydu ise onun dışındakilerin o maaşta sadece onun çocuklarıdır diye bir hakları olmaz.

Babam öldü, emekli aylığı kaldı. Aylığı annem tahsil ediyor ama kardeşlerimle bi

MİRAS ve VASİYET konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nikâh, mirasa hak kazanma sebeplerinden biridir. (en-Nisâ, 4/12; bk. Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/86) Bu itibarla eşlerden birisinin ölümü hâlinde diğeri ona mirasçı olur. Zifafın ya da halvetin bunda bir etkisi yoktur.

Nikâhlandıktan sonra zifaf gerçekleşmeden ölen kişiye eşi mirasçı olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimsenin geriye bıraktığı mirasın tamamı; gasp, hırsızlık gibi meşrû olmayan yollarla elde edilen mallardan oluşuyorsa, sahiplerinin bilinmesi hâlinde kendilerine, kendileri sağ değilse mirasçılarına, sahiplerinin bilinmemesi hâlinde ise fakirlere veya hayır kurumlarına verilmelidir. Çünkü İslâm’a göre haram yolla elde edilen malın sahibine verilmesi, bu mümkün değilse yoksullara verilmesi gerekir. Haram yollarla kazanılan para ve mallara gelince; mirasçıların fakir olmaları durumunda söz konusu mirastan yararlanmaları caiz ise de fakir olmayan mirasçıların yararlanmaları caiz değildir. Bu tür para ve malların, fakirlere veya hayır kurumlarına verilmesi gerekir. Bir kimsenin geriye bıraktığı miras; tümüyle haram kazanca dayanmayıp helal ile haram karışık vaziyette bulunur ve bunların birbirlerinden ayırt edilmeleri de mümkün olmazsa, mirasçıların bu tür malları paylaşmaları caizdir. Şu kadar var ki, maddî durumu elverişli olanların bu tür para ve malları almak yerine, fakirlere veya hayır kurumlarına vermeleri takvaya uygun bir davranış olur. (Alâüddîn, el-Hediyyetü’l-‘Alâ’iyye, 207)

Haram kazançlarla alınan mallar kişinin ölümünden sonra mirasçılara helal olur m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir an önce mirasa konabilmek için mûrisin öldürülmesi ihtimalini ortadan kaldırmak maksadıyla kâtil mirastan mahrum edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Katil mirasçı olmaz.” (Ebû Dâvûd, Diyât, 19 [4564]; Tirmizî, Ferâiz, 17 [2109]; İbn Mâce, Ferâiz, 8 [2735]) Ancak öldürmenin hangi çeşidinin mirastan mahrum kılacağı hususunda içtihat farklılıkları vardır. Hanefîlere göre, kısas veya keffâret lazım gelen -kasten veya kasta benzer öldürme, hataen ve hata hükmünde öldürmeler- mirasçı olmaya engeldir; ölüme sebebiyet vermek bu kapsamda değerlendirilmemiştir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/116) Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, doğrudan doğruya öldürme veya ölüme sebebiyet verme mirasa engeldir. Mâlikî mezhebine göre ise öldürme kasten olursa mirasçı olmaya engeldir. Ancak kasıtsız (hataen) öldürme mirasçı olmaya engel değildir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 6/364 vd.; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 4/45; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 10/7715-7717) Dolayısıyla Mâlikî mezhebine göre; herhangi bir kasıt olmaksızın, trafik kazası ve benzeri yollarla hataen ölüme sebep olan kişi mirastan mahrum edilmez. Günümüz şartlarında bu görüş tercih edilebilir.

Trafik kazasıyla mûrisinin ölümüne sebep olan kimse ona vâris olabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Müslüman bir kimse kâfire, kâfir de Müslüman’a mirasçı olamaz.” (Buhârî, Ferâiz, 26 [6764]; Müslim, Ferâiz, 1 [1614]) ve “Farklı din mensupları birbirlerine mirasçı olamazlar.” (Ebû Dâvûd, Ferâiz, 10 [2911]; Tirmizî, Ferâiz, 16 [2108]) şeklindeki hadislerine dayanan fakihlerin çoğunluğu, din farkının mirasa engel olacağını söylemiştir. Bu hadisleri başka bilgilerle birlikte değerlendiren Muaz b. Cebel, Muâviye b. Ebî Süfyân gibi sahabîlerle sonraki bazı müçtehitler, gayrimüslimin Müslüman akrabasına mirasçı olamayacağını ama Müslüman’ın gayrimüslim birisine mirasçı olabileceğini kabul etmişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 12/50 [6763]; Azîmâbâdî, Avnü’l-ma‘bûd, 8/87-88 [2911-2913]; Mardînî, er-Rehâbiyye, 34) Günümüzde de tercih edilen bu görüşe göre; Müslüman, gayrimüslim yakınından kalan mirası alabilir.

Müslüman gayrimüslime mirasçı olabilir mi? Din ayrılığı mirasa engel midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizde, başkasının nesebine kaydedilip aslî nesebinin zayi edildiği ve bu bağlamda birtakım hukukî sonuçlar doğuran evlatlık müessesesi kabul edilmemiştir. (el-Ahzâb, 33/4-5; Buhârî, Megâzî, 57 [4326]; Müslim, Îmân, 114-115 [63]) Bununla beraber kimsesiz çocukların evlatlık adı altında ve hiçbir hukukî sonuç doğurmaksızın hayırsever kimseler tarafından bakılıp büyütülmesi de mümkündür. Evlat edinenle evlatlık arasında tek veya çift taraflı bir mirasçılık ilişkisi yoktur. Aralarında mirasçılık söz konusu olmadığından, evlat edinenler hayatta iken diledikleri kadar malı evlatlık olarak büyütülen çocuğa hibe edebilecekleri gibi mallarının üçte birini vasiyet yoluyla da bırakabilirler. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/48) Başkası tarafından evlat edinilen kişi, gerçek babasının nesebinden çıkmış olmadığından ona mirasçı olur.

Başkasına evlatlık olarak verilen kişinin öz babasından miras hakkı var mıdır?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.