Fetva Meclisi
Soru
Para alacağı olan biri, bu alacağın uzun süre ödenmemesi üzerine alacağında oluşan değer kaybı sebebiyle enflasyon farkını faiz adı altında tahsil etmesi ne derece uygundur? Sonuç olarak; Enflasyon oranında faiz talebi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Borca zaman farkı getirmek faizdir. Bunun farklı isimlerle isimlendirilmesi sonucu değiştirmez.
Taksitle alışverişin bir sakıncası yoktur. Sakıncalı olan durum şudur: Sizin ödeme gününüz gelen taksidinizi ödeyemeyeceğiniz için alacaklının gecikme karşılığı borcunuza ilave yapması sakıncalıdır. En baştan taksitli alışveriş yapanın peşine göre belli bir farkı kabul etmesinde sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Normal fıkıh ölçülerinde böyle bir alış veriş sakıncalıdır.
Pazarlık yapılırken taksitle ve daha yüksek fiyata geri alma şartı konması durumunda o alışveriş caiz olmaz. Bunun bir benzeri olan taksitle satıp peşin fiyatı ile aynı kişiye satmak da caiz değildir. Her iki durumda da faize kılıf uydurmak vardır.
Bir alım satımın caiz olması için gerekli şartlardan biri de, satılan şeyin fiyatının belli olmasıdır. Satımı yapıp ödemeyi ileride belirleme anlamındaki satışlar caiz değildir. Böyle bir işlem faiz değildir. Ticarette yasak olan sadece faiz değildir. Buradaki sakınca belli olmayan fiyatın ileride sıkıntı oluşturmasındandır.
Paranın aslını korumayı taahhüt eden bir kazancın nasıl helal olacağını bilemiyorum. Allah'a emanet olun.
borç konusundaki diğer fetvalar
a- Bu hadisi şerif, Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde 22493; Hakim’in Müstedrek’inde 2212 nolu hadistir. b- Hadis’in muhtevası, kul hakkının ağırlığı üzerinedir. Kul hakkının ağırlığına örnek olarak da defalarca şehit olarak ölen biri için bile ‘kul hakkı ödenmeden’ cennet yolunun kapalılığı vurgulanmaktadır. c- İman ile ölen herkesin cennete gireceğine dair hadisler de sabittir. Ve bu hadisten çok daha fazla, açık ve sahihtirler. d- Kul hakkı ile cennete girilmeyeceğini bildiren bu hadis, şehitliğe rağmen cennet yolunu kapatırken dikkatimizi çekmektedir. Bu, bu yöndeki tek hadis değildir. Müslim’in rivayet ettiği (147) bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ‘kalbinde zerre miktarı kibir bulunanın cennete girmeyeceğini’ bildirmektedir. Bu bilgi de hadisimizle aynı çizgide bulunmaktadır. e- Bu bilgilerle iman edenin cennete gireceği bilgileri arasında bir çelişki yoktur. Şöyle ki: İman eden er veya geç cennete girecektir. Kul hakkı, kibir gibi engeller ise cennete girmeye manidir. Zira Allah Teâlâ mesela şehide, onun zatına dair haklarını mağfiret buyurmaktadır. Kul haklarını ise kulları arasındaki helalleşmeye bırakmaktadır. (Hadiste te'kid edilen incelik de budur zaten) Orada şehid, sadece şehid olduğu için kul haklarını sıyırıp cennete giremez. Böyle bir cennete girme kul haklarına karşı bir tür önemsememe olur. Sadece şehit olduğu için kul hakları da silinip cennete giremez ama Allah Teâlâ’nın hak sahiplerinin hakkını kendi lütfü ile karşılayıp cennete girer. Mesele bu mantıkla ele alınmalıdır. Dini meselelerde bir ucundan tutmak gibi bir yöntemle tartışma üretilmesi ahiretimiz açısından tehlikelidir, aman dikkat edelim. Keşke bu hadisten böyle bir tartışma yerine ‘üzerimizde bir kul hakkı var mı acaba?’ şeklinde bir endişe üretebilse idik. Allah Teâlâ, rızasına uygun işler yapmaya hepimizi muvaffak kılsın. Dua ediniz.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
İki şık üzerinden düşünelim bunu: a-Buğdayı bugün veriyoruz. Ödemeyi seneye yapacağı için beş bin lira fark koyuyoruz üzerine. Bunda bir sakınca yoktur. Bu bir taksitli satış işlemidir. Peşin şu taksitle şu demek gibidir. b-Buğdayı veriyoruz. Parayı seneye alacağız ama kaç para alacağımızı seneye oluşacak buğday borsasına göre belirleyeceğiz. Bu caiz değildir. Malın fiyatı belirlenmeden yani ücret meçhul bırakılarak satılmıştır. Böyle bir ticaret caiz olmaz.
Kanuni durumu bilemeyiz ama dinen sizin: a. Eski veya yeni kocanızın borcunu ödemeniz gerekmez. b. Kocanızın da sizin borcunuzu ödemesi gerekmez. İnsani bir destek yapabilir o ayrı. Borcu ödemek zorunluluğu çıkarsa helal bir işte çalışarak ödeyebilirsiniz. Eşiniz ile nikâhta konuşmadı iseniz böyle bir durumu çalışmanıza izin vermeyebilir. Bunu anlaşarak çözmek zorundasınız.
Borç para almak için arabanın rehin verilmesinde sakınca yoktur. Borcu taksit taksit ödemekte de sakınca yoktur. Sakıncalı olan, alınan borcun alınan miktardan daha fazla geri veriliyor olmasıdır. Mesela yüz lira alınıp yüz on lira veriliyorsa bu bir faiz uygulamasıdır. O da haramdır.
Borç aldığınız kişinin, sizin bir baskınız olmadan borç parayı size bağışlaması hakkıdır. Bu bir hediye türüdür ve sevaplı bir iştir. Kabul edin, teşekkür edin; o da iyilik yapmış olsun.