Fetva Meclisi
Soru
Geri ödemek şartıyla evli kız kardeşimden bir miktar(eşinin kendisine verdiği paradan) borç para aldım. Borcumu ödemek istediğimde kabul etmeyip, hediye etti. (Maddi durumları iyi.) Bu durumdan huzursuz oldum ve borcumu ödemek istiyorum ama kabul etmiyor. Borç aldığım parayı geri vermesem günaha girmiş olur muyum? Yoksa bir şekilde borcumu ödemeli miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Eski eşiniz size borç olarak verdi ise borcu almak hakkıdır. Borç olarak değil de daireye parası kadar ortak olmak için verdi ise payını istemesi hakkıdır. Ne borç ne de ortaklık değil de size hibe olarak verdi ise ki anlatımınızdan anlaşılan hibe verdiğidir, onu istemesi hakkı olmaz. Eşler arasındaki bu tür hediyeleşmelerden daha sonra dönmek caiz değildir. Eski eşinizin sizden böyle bir talepte bulunmaya hakkı yoktur.
Borç alma anında vaat edilen şey faizdir, caiz değildir. Sözleşmede olmadığı hâlde ödeme gününde hediye gibi verilende sakınca yoktur.
Borcun alacaklıya farklı bir menfaat getirmemesi gerekiyor ki borçta faiz riski bulunmasın. Bu nedenle mutat yani eskiden beri devam eden akrabalık ilişkisinde mesela yazın köyden meyve göndermek gibi normal hediyeleşmeler dışında borçlunun alacaklıya hediye vermesi caiz değildir. Alacaklı bu hediyeyi almamalıdır. Özel konumu gereği hediyeyi geri veremeyen ise ya hediyeyi borçtan düşmeli ya da bir başkasına vermelidir.
Selamünaleyküm. Zekât bir ibadettir ancak niyetle ibadet değeri kazanır. Niyet ise, iş yapılmadan gerçekleşir. Parayı verdikten sonra niyet olmaz. Kardeşinize 3000 dolar zekât olacak bir para verin, o da size borcunu ödesin.
Siz, aranızda borç ilişkisi yokken hediyeleşiyor, birbirinize ikramda bulunuyor idiyseniz onu devam ettirmenizde hiçbir sakınca olmaz. Böyle bir geçmişiniz yoktu ama araya borç ilişkisi girdiği için oluşturduğunuz bir hediyeleşme/ikram ortamı dinen sakıncalı olur. Bu şekilde durumunuzu tespit ediniz.
Yeniden barışmayı dene. Sakin bir dille "Ben pişmanım. Bu bedeli sana ödemek istiyorum, almayacak olsan da Allah için beni affet." de. Bu helalleşme çaban devam etsin.
borç konusundaki diğer fetvalar
Borç para almak için arabanın rehin verilmesinde sakınca yoktur. Borcu taksit taksit ödemekte de sakınca yoktur. Sakıncalı olan, alınan borcun alınan miktardan daha fazla geri veriliyor olmasıdır. Mesela yüz lira alınıp yüz on lira veriliyorsa bu bir faiz uygulamasıdır. O da haramdır.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
a- Bu hadisi şerif, Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde 22493; Hakim’in Müstedrek’inde 2212 nolu hadistir. b- Hadis’in muhtevası, kul hakkının ağırlığı üzerinedir. Kul hakkının ağırlığına örnek olarak da defalarca şehit olarak ölen biri için bile ‘kul hakkı ödenmeden’ cennet yolunun kapalılığı vurgulanmaktadır. c- İman ile ölen herkesin cennete gireceğine dair hadisler de sabittir. Ve bu hadisten çok daha fazla, açık ve sahihtirler. d- Kul hakkı ile cennete girilmeyeceğini bildiren bu hadis, şehitliğe rağmen cennet yolunu kapatırken dikkatimizi çekmektedir. Bu, bu yöndeki tek hadis değildir. Müslim’in rivayet ettiği (147) bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ‘kalbinde zerre miktarı kibir bulunanın cennete girmeyeceğini’ bildirmektedir. Bu bilgi de hadisimizle aynı çizgide bulunmaktadır. e- Bu bilgilerle iman edenin cennete gireceği bilgileri arasında bir çelişki yoktur. Şöyle ki: İman eden er veya geç cennete girecektir. Kul hakkı, kibir gibi engeller ise cennete girmeye manidir. Zira Allah Teâlâ mesela şehide, onun zatına dair haklarını mağfiret buyurmaktadır. Kul haklarını ise kulları arasındaki helalleşmeye bırakmaktadır. (Hadiste te'kid edilen incelik de budur zaten) Orada şehid, sadece şehid olduğu için kul haklarını sıyırıp cennete giremez. Böyle bir cennete girme kul haklarına karşı bir tür önemsememe olur. Sadece şehit olduğu için kul hakları da silinip cennete giremez ama Allah Teâlâ’nın hak sahiplerinin hakkını kendi lütfü ile karşılayıp cennete girer. Mesele bu mantıkla ele alınmalıdır. Dini meselelerde bir ucundan tutmak gibi bir yöntemle tartışma üretilmesi ahiretimiz açısından tehlikelidir, aman dikkat edelim. Keşke bu hadisten böyle bir tartışma yerine ‘üzerimizde bir kul hakkı var mı acaba?’ şeklinde bir endişe üretebilse idik. Allah Teâlâ, rızasına uygun işler yapmaya hepimizi muvaffak kılsın. Dua ediniz.
Enflasyon oranında bile olsa alacağın üzerine faiz talep etmek ve almak caiz değildir.
İki şık üzerinden düşünelim bunu: a-Buğdayı bugün veriyoruz. Ödemeyi seneye yapacağı için beş bin lira fark koyuyoruz üzerine. Bunda bir sakınca yoktur. Bu bir taksitli satış işlemidir. Peşin şu taksitle şu demek gibidir. b-Buğdayı veriyoruz. Parayı seneye alacağız ama kaç para alacağımızı seneye oluşacak buğday borsasına göre belirleyeceğiz. Bu caiz değildir. Malın fiyatı belirlenmeden yani ücret meçhul bırakılarak satılmıştır. Böyle bir ticaret caiz olmaz.
Kanuni durumu bilemeyiz ama dinen sizin: a. Eski veya yeni kocanızın borcunu ödemeniz gerekmez. b. Kocanızın da sizin borcunuzu ödemesi gerekmez. İnsani bir destek yapabilir o ayrı. Borcu ödemek zorunluluğu çıkarsa helal bir işte çalışarak ödeyebilirsiniz. Eşiniz ile nikâhta konuşmadı iseniz böyle bir durumu çalışmanıza izin vermeyebilir. Bunu anlaşarak çözmek zorundasınız.