Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim köyde bazı çiftçiler arpa buğday bazı ürünleri satıyorlar. Ürünleri satarken şöyle bir şey yapıyorlar. Mesela 10 ton buğdayınız var buğday sahibi diyor ki bu buğdayı sana veririm ama seneye borç olarak veririm diyor. Buğdayın kilogramı 1 liradan düşündüğümüzde adam bu sene 10 bin liraya vereceği buğdayı seneye ödenmesi şartıyla borca 15 bin liraya veriyor. Hocam bu helal mi ya da faize giriyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Arkadaşınız, sizden borç aldığı paranın karşılığı olarak size bin lira faiz vermektedir. Bankalar da bu şekilde para veriyorlar. Bunun helal olması için yapılacak olan şudur: O deriyi siz bir esnaf gibi satın alın ve arkadaşınıza satın. Ancak bu şekilde pürüzsüz bir iş yapmış olursunuz. Allah'a emanet olun.
Meseleniz şöyle anlaşılmıştır: - Oda çiftçiye satış yapıyor. - Oda nakit toplamak için dışarıdakilerde ya da üyelerinden para topluyor. Topladığı paralarla alım yapıp çiftçiye satıyor. Aradan kazandığından da ona para verenlere paralarının üzerine bir kâr veriyor. - Bu verilen kâr net olarak belirtiliyorsa mesela elli verene yetmiş beş geri verilecek deniyorsa bu bir faiz işlemidir, caiz olmaz. - Arada ne kazanılırsa ortaklık gereği ortaklık oranı kadar pay verilecek deniyorsa bu helaldir. Yalnız zarar etme ihtimali de para verenin kabul ettiği bir durum olmalıdır.
Karaborsa oluşturacak ve o alanda insanların dar boğaz edecek bir mantıkla temel gıda maddelerinde yapıldığında caiz olmaz. Bunun haricinde serbest piyasa şartlarında mal stoklamanın sakıncası yoktur.
Günü gelmiş borcun ödemesinin geciktirilmesine karşı konan fark faizdir, haramdır. Bir meta satılırken peşin ödemeye mesela “on” fiyat verilirken iki ay sonra ödeme yapılmasına karşı “on bir” fiyat verilmesi ise taksitle satıştır, bu caizdir. İki durum arasındaki fark şudur: Birinde geciken borç durumundaki paraya fark getirilmektedir. Diğerinde ise satışı yapılacak metaın kendisine gecikecek tahsilattan ötürü fiyat farkı konmaktadır.
Selamünaleyküm. Gübreliği kullanmanızdaki durumda bir sıkıntı yoktur. Jeneratör için de, bir sakınca yoktur. Allah işinize bereket ihsan etsin.
Selamünaleyküm. Faiz, parayı zaman karşılığı daha yükseğine satmaktır. Buna tam olarak tercümesi KREDİ kavramıdır. Beş alıp belli bir zaman sonra altı ödemek budur. Taksitle satış ise böyle değildir. Peşin beş olan şeyin taksitle altı olması sakıncalı değildir. Satış esnasında anlaşılan rakam altıdır. O da faiz değildir. Ancak taksit vakti geldiğinde ödeme geciktiği için ikinci bir ilave fiyat getirilmesi mesela altının, altı buçuk yapılması faizdir. Aradaki yarım rakamı faiz hükmündedir, ticaretin bütününü kirletmiştir. Araba meselesinde ise durum şöyledir: Gerçekten belli bir rakama kadar fark almıyor olabilir. Bu da peşin de versen fiyat aynıdır demesi ile ortaya çıkar. Bu durumda faiz yoktur. Yalnız bir bankanın aslı faizli ise yani faizli iş için çalışıyorsa o bankanın faizli olmayan başka bir işi de bizim ona destek olmamamız bakımından kaçınmamız gereken bir iş olur. Bunu bilmeliyiz. Faizli olmayan bankalarla iş görmeye çalışalım.
borç konusundaki diğer fetvalar
Kanuni durumu bilemeyiz ama dinen sizin: a. Eski veya yeni kocanızın borcunu ödemeniz gerekmez. b. Kocanızın da sizin borcunuzu ödemesi gerekmez. İnsani bir destek yapabilir o ayrı. Borcu ödemek zorunluluğu çıkarsa helal bir işte çalışarak ödeyebilirsiniz. Eşiniz ile nikâhta konuşmadı iseniz böyle bir durumu çalışmanıza izin vermeyebilir. Bunu anlaşarak çözmek zorundasınız.
Enflasyon oranında bile olsa alacağın üzerine faiz talep etmek ve almak caiz değildir.
a- Bu hadisi şerif, Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde 22493; Hakim’in Müstedrek’inde 2212 nolu hadistir. b- Hadis’in muhtevası, kul hakkının ağırlığı üzerinedir. Kul hakkının ağırlığına örnek olarak da defalarca şehit olarak ölen biri için bile ‘kul hakkı ödenmeden’ cennet yolunun kapalılığı vurgulanmaktadır. c- İman ile ölen herkesin cennete gireceğine dair hadisler de sabittir. Ve bu hadisten çok daha fazla, açık ve sahihtirler. d- Kul hakkı ile cennete girilmeyeceğini bildiren bu hadis, şehitliğe rağmen cennet yolunu kapatırken dikkatimizi çekmektedir. Bu, bu yöndeki tek hadis değildir. Müslim’in rivayet ettiği (147) bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ‘kalbinde zerre miktarı kibir bulunanın cennete girmeyeceğini’ bildirmektedir. Bu bilgi de hadisimizle aynı çizgide bulunmaktadır. e- Bu bilgilerle iman edenin cennete gireceği bilgileri arasında bir çelişki yoktur. Şöyle ki: İman eden er veya geç cennete girecektir. Kul hakkı, kibir gibi engeller ise cennete girmeye manidir. Zira Allah Teâlâ mesela şehide, onun zatına dair haklarını mağfiret buyurmaktadır. Kul haklarını ise kulları arasındaki helalleşmeye bırakmaktadır. (Hadiste te'kid edilen incelik de budur zaten) Orada şehid, sadece şehid olduğu için kul haklarını sıyırıp cennete giremez. Böyle bir cennete girme kul haklarına karşı bir tür önemsememe olur. Sadece şehit olduğu için kul hakları da silinip cennete giremez ama Allah Teâlâ’nın hak sahiplerinin hakkını kendi lütfü ile karşılayıp cennete girer. Mesele bu mantıkla ele alınmalıdır. Dini meselelerde bir ucundan tutmak gibi bir yöntemle tartışma üretilmesi ahiretimiz açısından tehlikelidir, aman dikkat edelim. Keşke bu hadisten böyle bir tartışma yerine ‘üzerimizde bir kul hakkı var mı acaba?’ şeklinde bir endişe üretebilse idik. Allah Teâlâ, rızasına uygun işler yapmaya hepimizi muvaffak kılsın. Dua ediniz.
Borç verilen rakam aynıyla geri alınması gerekiyor. Elbette gecikme beraberinde bir zulüm getiriyor. Zalim kim ise o helallık istemelidir. Kendi gönlünden bir fark takdir edip vermelidir. Enflasyona göre belirlenmiş yeni bir rakam ise caiz olmaz.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
Borç para veren biri parayı tahsil edeceği gün para yerine mesela prinç alabilir. Bu durum, önceden böyle anlaşılmadığı halde ödeme güne nakit sıkışıklığı sebebiyle olmalıdır ve mesela pirincin fiyatı da o ödeme günkü piyasa fiyatı ile tespit edilir.