Fetva Meclisi
Soru
Arkadaşıma borç para verdim. Ödeme yapması zor görünüyor. Bana paran verine pirinç vereyim diye teklifte bulundu, kabul etsem caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle bir ödeme yapabilirsiniz ama hayal görüp görmediğinize dikkat edin.
O para size, ona haram olduğu gibi bir haram değildir. Ama sizin için de bir bereketsizlik olabilir. Zorlanmadıkça sokmayın onu evinize.
Bu aldığınız para fukahanın büyük bölümüne göre caizdir. Bu bir nevi komisyon alma gibi olmuştur. Şöyle kabul ediniz: “Bana şöyle bir araba bulursan sana bin lira vereceğim” demiş olsa idi durum böyle idi. Sen sana vaat edileni alırsın borçlu alacaklıya borcunu günü gelince öder. Bir sıkıntı olmaz biiznillah.
Selamünaleyküm. Pisliği temizlerken başka bir pisliğe bulaşmamalısınız.
Borç alma anında vaat edilen şey faizdir, caiz değildir. Sözleşmede olmadığı hâlde ödeme gününde hediye gibi verilende sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir şartınız yokken o size bunu ikram ederse kabul edebilirsiniz. Kabul etmezseniz daha doğru olanı yapmış olursunuz ama almanızda sakınca olmaz.
borç konusundaki diğer fetvalar
Borcun alacaklıya farklı bir menfaat getirmemesi gerekiyor ki borçta faiz riski bulunmasın. Bu nedenle mutat yani eskiden beri devam eden akrabalık ilişkisinde mesela yazın köyden meyve göndermek gibi normal hediyeleşmeler dışında borçlunun alacaklıya hediye vermesi caiz değildir. Alacaklı bu hediyeyi almamalıdır. Özel konumu gereği hediyeyi geri veremeyen ise ya hediyeyi borçtan düşmeli ya da bir başkasına vermelidir.
Bu faiz denen işlemdir. Caiz olmaz. Şöyle olabilir: Siz ona istediği borcu verirsiniz. O size vaat ettiği günde aldığı kadarını geri verir. Sonra da size belli bir miktar hediye gibi bir miktar verir. Sizin ise öyle bir beklentiniz yoktur. Bu olabilir.
İskat, insanın ölümünden sonra namaz ve oruçlarının yapılmamış olanlarının üzerinden düşürülmesi şeklinde anlaşılan bir meseledir. Bazı fakihler benzetmeler üzerinden yapılabileceğini söylemişlerse de Kur'an ve Sünnet üzerinden dayanağı yoktur. Üzerine kaza kalmış oruçları onun yerine tutma örneğinden sonuç olarak kılmadığı namazları da (namaz başı bir 'sadaka' vererek ölmüş kişiyi namaz borcundan kurtarma uygulaması yapılmaktadır. Kanaatimiz odur ki, bilhassa namaz için bir faydası yoktur.
Borç verilen rakam aynıyla geri alınması gerekiyor. Elbette gecikme beraberinde bir zulüm getiriyor. Zalim kim ise o helallık istemelidir. Kendi gönlünden bir fark takdir edip vermelidir. Enflasyona göre belirlenmiş yeni bir rakam ise caiz olmaz.
Siz, aranızda borç ilişkisi yokken hediyeleşiyor, birbirinize ikramda bulunuyor idiyseniz onu devam ettirmenizde hiçbir sakınca olmaz. Böyle bir geçmişiniz yoktu ama araya borç ilişkisi girdiği için oluşturduğunuz bir hediyeleşme/ikram ortamı dinen sakıncalı olur. Bu şekilde durumunuzu tespit ediniz.
Vasiyet yazmak genelde mal ile alakalı olarak bilinir. Aynı zamanda genel konularda da nasihat nitelikli vasiyet yazılabilir/yapılabilir, ona da vasiyet denir. Mal ile alakalı vasiyetin hükmü şöyledir: Vasiyet yazmak fukahanın ittifakı ile farz değildir. Bir müstahab/fazilet olarak kabul edilir ancak değişik durumlarda değişik hükümler alabilir: a- Ödenmemiş kefaret gibi dini bir vazifesi, resmi işlemlerle belgelenemeyecek borç ilişkileri gibi durumu olanların vasiyet yazması vaciptir. b- Varisleri zengin ama yakın akrabalarından yardıma muhtaç olanların bulunduğu birisinin onlara mal bırakacak bir vasiyet yazması ise müstahabtır. c- Mirasçıları mala muhtaç ve onun bırakacağı mal da az bir şey ise böyle birinin vasiyet yazıp başkasına mal bırakması mekruhtur. d- Malının üçte birinden daha fazlasını vasiyet edenin vasiyeti, -Zaten ona mirasçı olacak birine özellikle fazla alsın diye vaziyet yazması, -Haram bir şeye sebep olacak bir vasiyet yapılması, -Varislerin zarar göreceği bir vasiyet yapması haramdır.