Fetva Meclisi
Soru
Size faizle ilgili bir soru sormak istiyorum.Faizin tam olarak tanımını yapabilir misiniz? İnternette videolarınızı izledim. Türkiye’de faizsiz bankacılık olmadığını söylüyorsunuz, bende hiç bir bankadan para alışverişi yapmıyorum. Ancak vadeli satışın caiz olduğunu, alışveriş yaparken satıcının belli zaman için belirlenmiş vade farkı alabileceğini söylüyorsunuz. Benim sorum araba firmasının yaptığı bir kampanya doğrultusunda. 40 bin TL'ye kadar sıfır faiz alıyor fakat 60 bin olursa faiz alıyor bankayla anlaşmalı oldukları için. Hocam bu şimdi bir alışveriş ancak arada banka var bu vadeli satış olup caiz mi olur, yoksa arada banka olduğu için ve fiyat farklı olduğu için faiz mi olur? Faizi öğrendiğimden beri ödeme imkanım olduğu halde ne ev ne araba ne başka bir şey için faize bulaşmadım inşallah. Bu durumu bana açıklayabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz taksitlendirme sistemi banka ve benzeri bir faizli kuruma bulaşmadıkça caizdir. Yani peşin 10 yirmi ay taksitle 15 şeklinde bir alışveriş yapılabilir. Yeter ki faizli bir kuruma bulaşılmış olmasın. Bu taksit sisteminde sıkıntı, araba satanların parayı bankalardan alıp müşterisini onlara borçlu göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Arada banka yoksa taksitte sorun yok.
Selamünaleyküm. Aradaki bin lira taksitle almaktan ötürü konan farktır. Bu faiz değildir. Ancak bu işlem bir banka aracılığı ile olursa hüküm değişir.
Aleykümselam. Bankaya bulaşma anlamına gelen her şeyde fıkıh açısından bir sıkıntı oluşacağı muhakkaktır. Bu sıkıntıyı ikiye ayırabiliriz: Bankanın faizine bulaşma ve banka üzerinden faizine bulaşmadan da olsa iş yapma. Her ikisinde de sıkıntı olduğu muhakkaktır ama faizin kendisi ile sıkıntıya girmekle faizli bir yerde iş yapmaktan ötürü sıkıntıya girmeyi aynı tutamayız. Kredi kartını kullanmayı da bu açıdan ele alırız. Eğer kart faiz ödemesine neden oluyorsa birinci sıkıntı ortaya çıkar. Öyle bir faiz ödeme durumu olmuyorsa ikinci türden sıkıntı oluşur. İkinci türden bir sıkıntıyı da, belli bir zaruret ya da alternatifsizlik gibi kalıplara oturtabiliriz. Bu da kişinin imanı ve takvası ile alakalıdır. Burada faizli bir kurumla beraber bulunma riskini herkes kendi ölçüsünde değerlendirecektir. Maalesef iş adamlarımızın sözünü ettiğiniz endişelerine çare üretebilecek durumda değilim. Onları ve bizi Allah Teâlâ'nın haramlardan muhafaza etmesine dua ediyorum.
Selamünaleyküm. Taksitle ticaret caizdir. Takside faizci bir bankanın karışması ise caiz değildir. Araç satan kurumun banka ile çalışması başka şey, size bankadan kredi sağlaması başka şeydir. Bu da sizin, araç satın alırken attığınız imzalardan anlaşılabilir. Eğer sizin attığınız imzada bankadan kredi talep formu da bulunuyorsa siz bankaya girdiniz demektir. Bankaya fiilen gitmeniz gerekmiyor. Sadece satıcı firma ile muhatap olduktan sonra taksitleri gidip bir bankada yatırmanızın ise sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Peşin fiyatına indirim yapılması, taksitli fiyatın pahalı olması faiz değildir.
Selamünaleyküm. Siz, borcu firmaya yaptı iseniz bir sıkıntı yoktur. Borcu banka ile anlaşarak aldı iseniz bu bir faizdir. Faizle iş yapmış oldunuz. Durumu bu şekilde değerlendirin. Kaskodan önce çözülmesi gereken sorun budur
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Hiçbir dine hiçbir ahlak değerine inanmayan bir kitle için tepkimiz elbette olmalıdır. Sizin veya diğer ticaret yapanların tepkisi ne kadar ses getirir, ne kadar etki eder onu bilemeyiz. Siz kendi çapınızda bir tepki göstermiş olursunuz ama bunu vicdanı bir tepki olarak görün. Dini bir hüküm gibi yorumlamamanız daha yerinde olur.
Muharrem ayının onuncu günü, ev halkına genişlik getirmeyi teşvik eden bir hadis vardır. Bu hadis de farklı rivayetlerle gelmiştir. Hiçbir rivayeti sahih değildir. Sahih olmaması da bu hadisten yola çıkarak, ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bize böyle bir emri vardır’ dememizi engellemektedir. Bu, olsa olsa bir fazilet konusu olabilir. Kapitalizmin iliklerimize kadar bize işlediği bir zamanda, ‘daha fazla harcama’ anlamına gelebilecek bir uygulamayı öne alamayız. Ortada ne fakirlik vardır ne de ‘zavallı çocuklarımız yılda bir kere çikolata görsünler’ diyecek bir durum vardır. Hâlimiz ortadadır. Maksadımız sevap kazanmak, Sünnet’e ittiba etmek ise yol bellidir: Bu mübarek aydaki iki günlük muhteşem sevaplarla dolu orucu ihya etmek yeterlidir. Nefislerimizi de tatmin ederek ya da nefislerimizin hoşuna giden işlerden ek sevaplar üreterek kendimizi avutmayalım.
Kızım, Allah yardımcın olsun. Kesinlikle eşin (senin anlattığın gibi ise) tam bir yanlış içindedir. Hatta eşinin bir psikolog tedavisi gerektirecek sıkıntısı olduğunu bile söyleyebiliriz. Çocuğunun sağlığı için senin onu dinlememen gerekir. Böyle bir eşle tartışmamaya dikkat et. Niyeti iyi olsa da yöntemi hatalıdır. Bu konuyu onunla tartışma. Sabır ve sebatla düzelmesini bekle. Allah’a emanet olasın.
Öyle bir sakınca yoktur. Sadece cuma namazı vaktinde ticaret caiz değildir.
Evet, zalimlere destek olmayacak bir ticaret yapmamız gerekiyor ama zalim sadece Çin mi? Ya da Çin zulmünü tek başına mı yapıyor? Bu soruların cevaplandırılması çok zordur. Asgari düzeyde de olsa seçici olmaya çalışırız.
Küçük çocukla kastımız mümeyyiz olmayan çocuktur. Bu da sekiz yaş altı çocuklar için kullanılabilir. Çocuğun velisi (veya tezgâh sahibi) izin veriyorsa ve satın alınan şey değerli tutulan bir şey değilse (mesela bir telefon değilse) çocuktan alışveriş yapılabilir.