İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Muharrem ayının 10. günün de eve gıda alış-verişi yapıldığı zaman evde bereket olurmuş. Öyle diyorlar doğru mu hocam?

Cevap

Muharrem ayının onuncu günü, ev halkına genişlik getirmeyi teşvik eden bir hadis vardır. Bu hadis de farklı rivayetlerle gelmiştir. Hiçbir rivayeti sahih değildir. Sahih olmaması da bu hadisten yola çıkarak, ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bize böyle bir emri vardır’ dememizi engellemektedir. Bu, olsa olsa bir fazilet konusu olabilir. Kapitalizmin iliklerimize kadar bize işlediği bir zamanda, ‘daha fazla harcama’ anlamına gelebilecek bir uygulamayı öne alamayız. Ortada ne fakirlik vardır ne de ‘zavallı çocuklarımız yılda bir kere çikolata görsünler’ diyecek bir durum vardır. Hâlimiz ortadadır. Maksadımız sevap kazanmak, Sünnet’e ittiba etmek ise yol bellidir: Bu mübarek aydaki iki günlük muhteşem sevaplarla dolu orucu ihya etmek yeterlidir. Nefislerimizi de tatmin ederek ya da nefislerimizin hoşuna giden işlerden ek sevaplar üreterek kendimizi avutmayalım.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Muharrem ayına mahsus yapılacak tek şey, onuncu ve on birinci ya da dokuzuncu ve onuncu günlerini oruçlu geçirmektir.

Muharrem ayının ilk onunda yapılması gerekenlerle ilgili, mesela alışverişin yap
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ işinizi kolay, kalbinizi müreffeh kılsın. Sizi şeytandan ve bütün şerlerden muhafaza etsin. Âmîn. Gıda konusunda elbette hassas olacağız ama evine gittiğimiz Müslüman’ın da belli bir hassasiyeti olabileceğini unutmayacağız. Açık bir haram getirmeleri durumu olursa ona çok açık ve nazik bir dille tepki göstereceğiz. Şüpheli bir durum seziyorsak bu sefer “bunu yemem” tepkisi yerine mesela gıdadaki hassasiyetlere işaret eden bir muhabbet ortamı açarak konuya giriş yapacağız. Belki de böylece o ailenin de gıda konusunda şuurlu olmasına sebep olup ecir kazanacağız. Ama hiçbir şekilde zemini tartışma zeminine dönüştürmeyeceğiz. Bu önemli. Sonuç olarak tablomuz bize şunu gösteriyor: Açık bir haram ile haram riski aynı değil ama dikkat ikisi için de geçerli. Bir arada oturmaya gelince, esasen bir arada oturulamaz şeklinde kural yoktur. Bir arada oturmak genellikle bir süre sonra cıvık denebilecek hareketlere, göz kaymalarına neden olabileceği için tedbir bakımından sakıncalı görülmüştür. Bu hususta da gıdada olduğu gibi bir tebliğ fırsatı kollayarak oturabiliriz. Gözümüzü ve aklımızı kontrol edemeyeceğimize veya karşımızdakilerin gevşekliğine bakarak da oturmayı iptal edebiliriz. Rabbim sizi korusun. Bu mübarek ümmetin mübarek insanlarından olasınız.

Hocam arkadaşımla birlikte Amerika'da bazı Müslüman ailelerin evine misafirliğe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Muharrem” hürmet edilen anlamındadır. Bu ay Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından Allah’ın ayı diye nitelendirilmiştir. (Müslim, Sıyâm, 202-203 [1163]) Bu niteleme Muharrem ayının faziletine, ilahi feyz ve bereketinin bolluğuna işarettir. Resûlullah (s.a.s.), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203 [1163]) Muharremin onuncu günü âşûrâ günüdür. Bugün oruç tutmak da bazı âlimlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/92) Zira Resûlullah (s.a.s.), âşûrâ gününde oruç tutmuş ve bunu Müslümanlara tavsiye etmiştir. (Buhârî, Savm, 69 [2004]) Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’ye gelince, Yahudilerin âşûrâ gününde oruç tuttuklarını görmüş ve “Bugün niçin oruç tutuyorsunuz?” diye sormuştu. “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde İsrâiloğulları’nı düşmanlarından kurtardı. Hz. Musa o gün (şükür olarak) oruç tuttu” dediklerinde Resûlullah da (s.a.s.) “Ben Musa’ya sizden daha layığım (yakınım).” buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını tavsiye etti. (Buhârî, Savm, 69 [2004]; Müslim, Sıyâm, 127-128 [1130]) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu günde oruç tutulmasını teşvik eden başka hadisleri de vardır. Bir hadiste, “Aşûre günü orucunun önceki yılın günahlarına keffâret olacağını zannederim.” (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162]) buyurmuştur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Yahudilere muhalefet için ertesi sene âşûrâ orucunu Muharremin dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Müslim, Sıyâm, 133-134 [1134]); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/241 [2154]) Şu da bilinmelidir ki, Ramazan orucu farz kılınınca Hz. Peygamber (s.a.s.), isteyenlerin âşûrâ orucu tutup isteyenlerin tutmayabileceğini belirtmiştir. (Buhârî, Savm, 69 [2001]; Müslim, Sıyâm, 113-126 [1125-1129])

Muharrem ayının fazileti ve bu ayda, özellikle de 10 Muharrem’de oruç tutmanın h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam Allah'ın dinidir. Bu dini de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bildirmiştir. Hiçbir insanın, hiçbir makamın dinimize tek bir kelime ilave etme yetkisi yoktur. Bir işe ne kadar sevap ne kadar günah verileceğini ancak Allah Teâlâ belirleyebilir. Âyetlerde ve hadislerde geçmeyen değerler değersizdir. Zikrettiğiniz rakamlar genelde bol keseden vaatlerin ötesinde değildir.

Selamun aleyküm Nurettin hocamızı severek takip ediyoruz. Çok güzel anlatıyor,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Misafir ağırlamak, ona ikramda bulunmak, sofra kurmak dinimizin emrettiği ve sevap umduğumuz işlerdendir. Biz, misafir ağırlamayı ibadet düzeyinde gören bir ümmetiz. Ancak namaz dâhil en büyük ibadetlerde bile aşırılığa izin vermeyen dinimiz elbette misafir ağırlamada da aşırılığa izin vermeyecektir. Külfet denebilecek düzeye taşınmış ziyafet ve karşılama uygun değildir. Her şeyin görseli ile ölçüldüğü zamanımızda ne yazık ki misafir ağırlamayı da ibadet noktasından alıp birbirimize şov yapma noktasına taşıdık. Karşılama, konaklattırma, yedirme içirme gibi ikramlarımızda misafire karşı aşırılık sakıncalıdır. Evin tabii hâli en samimi şekli ile misafire yansımalıdır. Misafirden sonra yorgunluğu, masrafı, huzursuzluğu rahatsız edecek düzeyde bir ağırlamanın din ölçüleri ile yapıldığı söylenemez. Ekonomik olarak aile kaldırabileceği ile yetinilmelidir. Evin kapasitesi zorlanmamalıdır. Huzursuzluk nedeni olacak misafir ağırlaması yapılmamalıdır. Kaş yaparken göz çıkarmak olarak adlandırılabilecek işlerimizde hayır olmaz. Özellikle de israf varsa o işte Allah’ın rızasını bulamayız.

Hocam evimize yaşlı bir amcayı misafir ettik. Saygı gösterdiğimiz biri olduğu iç
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizi Kur'an okumak ve namaz kılmak ya da oruç tutmakla sınırlı bir alanda anlamanın çıkmazlarından biri de bu çıkmazdır. Namaz kılamadığınız zamanlarda, Kur'an’ı tutamadığınız günlerinizde sizi Rabbinize yaklaştıracak onlarca nafile yok mu? Sıla-i Rahim yapamaz mısınız? Hadis ezberleyemez misiniz? Yetim çocuklarla ilgilenemez misiniz? Yemek yapıp mahallenizdeki fakirlere götüremez misiniz? Evinizde bir fıkıh dersi halkası oluşturup bayan arkadaşlarınızı çağıramaz mısınız? O günlerinizde mesela her gün BİN SALAVAT, BİN ZİKİR, BİN TEKBİR… yapamaz mısınız? Mesela bir mezarlıkta mezar ziyareti yapıp ibretinizi artıramaz mısınız? Telefonla her gün on hanım kardeşinize emr-i bil'maruf yapamaz mısınız? Güzel bir ses sahibi hafızdan bir cüz dinleyemez misiniz? Evde, o günlerinizde ailenize güzel ve farklı meşguliyeti çok ama tadı güzel yemekler yaparak gününüzü doldururken sizi sevenlerin size sevgisini perçinleyemez misiniz? Yapabileceğiniz onlarca nafile yok mu? Bu nafileler de Allah’a yaklaştırmıyor mu? Neden kendinizi şeytanın sıkıştırdığı daracık sokaklarda nefessiz bırakıyorsunuz? Tekrar düşünün bunu, tekrar!

Hocam sizin bir soruya cevabınızdaki tavsiyeniz üzerine günlük Kur’an okumamı ya

alışveriş konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiçbir dine hiçbir ahlak değerine inanmayan bir kitle için tepkimiz elbette olmalıdır. Sizin veya diğer ticaret yapanların tepkisi ne kadar ses getirir, ne kadar etki eder onu bilemeyiz. Siz kendi çapınızda bir tepki göstermiş olursunuz ama bunu vicdanı bir tepki olarak görün. Dini bir hüküm gibi yorumlamamanız daha yerinde olur.

Hocam, Çin sitelerinden alışveriş yapmaktayım. Bugün öğrendiğim bir habere göre
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öyle bir sakınca yoktur. Sadece cuma namazı vaktinde ticaret caiz değildir.

Arife günleri alışveriş yapmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Faiz, parayı zaman karşılığı daha yükseğine satmaktır. Buna tam olarak tercümesi KREDİ kavramıdır. Beş alıp belli bir zaman sonra altı ödemek budur. Taksitle satış ise böyle değildir. Peşin beş olan şeyin taksitle altı olması sakıncalı değildir. Satış esnasında anlaşılan rakam altıdır. O da faiz değildir. Ancak taksit vakti geldiğinde ödeme geciktiği için ikinci bir ilave fiyat getirilmesi mesela altının, altı buçuk yapılması faizdir. Aradaki yarım rakamı faiz hükmündedir, ticaretin bütününü kirletmiştir. Araba meselesinde ise durum şöyledir: Gerçekten belli bir rakama kadar fark almıyor olabilir. Bu da peşin de versen fiyat aynıdır demesi ile ortaya çıkar. Bu durumda faiz yoktur. Yalnız bir bankanın aslı faizli ise yani faizli iş için çalışıyorsa o bankanın faizli olmayan başka bir işi de bizim ona destek olmamamız bakımından kaçınmamız gereken bir iş olur. Bunu bilmeliyiz. Faizli olmayan bankalarla iş görmeye çalışalım.

Size faizle ilgili bir soru sormak istiyorum.Faizin tam olarak tanımını yapabili
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, Allah yardımcın olsun. Kesinlikle eşin (senin anlattığın gibi ise) tam bir yanlış içindedir. Hatta eşinin bir psikolog tedavisi gerektirecek sıkıntısı olduğunu bile söyleyebiliriz. Çocuğunun sağlığı için senin onu dinlememen gerekir. Böyle bir eşle tartışmamaya dikkat et. Niyeti iyi olsa da yöntemi hatalıdır. Bu konuyu onunla tartışma. Sabır ve sebatla düzelmesini bekle. Allah’a emanet olasın.

Hocam, engelli kızımız rahat etsin diye ona güzel ve rahat bir yatak alma niyeti
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, zalimlere destek olmayacak bir ticaret yapmamız gerekiyor ama zalim sadece Çin mi? Ya da Çin zulmünü tek başına mı yapıyor? Bu soruların cevaplandırılması çok zordur. Asgari düzeyde de olsa seçici olmaya çalışırız.

Hocam Çinli bir firma olmamasına rağmen ürünlerinin üretimini Çin’de yaptıran fi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Küçük çocukla kastımız mümeyyiz olmayan çocuktur. Bu da sekiz yaş altı çocuklar için kullanılabilir. Çocuğun velisi (veya tezgâh sahibi) izin veriyorsa ve satın alınan şey değerli tutulan bir şey değilse (mesela bir telefon değilse) çocuktan alışveriş yapılabilir.

Pazarlarda bazen tezgâhlara küçük çocukları bırakıyorlar. Küçük çocuktan alışver

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.